Lan artık vote verinn NOT: BU BÖLÜMDE KÜFÜR VAR!!
Şuan saat kaç ama tahminime göre 12.03'tü çünkü bu saatte anca varırdık. Hava aşırı derecede sıcaktı ve uyku sersemliği ile ne yaptığımı anlamıyordum.
Uçakta değildik ve kendi kendime ilerliyordum. Kafamı kaldırıp baktığımda Atlas'ın kucağındaydım. "Atlas.." Heryerim uyuştuğu için zar zor hareket ediyorduk.
"Güzelim, uyandım mı?"
"Evet, hadi indir beni."
"Hemen mı bıktın benden?"
"Atlas, herkesin içinde olmaz, zaten her yerim uyuşmuş ya..."
"İyi, öyle olsun güzelim." diyerek beni indirdi. Valizleri diğerlerinde olduğunu gördüm ve koşarak onlardan aldım. Hava çok sıcaktı ve şuan nereye gittiğimiz bilmiyorum.
-
4 saatin sonunda bir tane otel bulabilmiştik. Çok yürüdük ve yorulmuştuk. Herkes benim yüzümden çok kötü bir haldeydi.
Otelde bir oda kiraladık ve hepimiz odaya girdik. Hepimiz diyorum çünkü oda baya baya büyük. Oda çok güzel ve sadeydi.
Herkes yerleşti ve öğle, yani bizim için kahvaltı yapmak için aşağıya indik. Büfe çok hoştu ve her ceşitten yemek vardı.
Beraber yemeklerimizi yedik ve dışarı çıktık.
"Ne kadar burada kalıcaz?" Poyraz şimdiden konuşmaya başlamıştı.
"Bilmiyorum, ama çok uzun süre kalamayız. En yakın zamanda bir ev tutmalıyız."
"Oha abi, ne diyon. Hepimiz aynı evde mi kalıcaz?"
"Yok oğlum. Herkes tek başına değilde, atıyorum ben ve Banu aynı evde kalırız."
"He iyi o zaman. O değilde para?"
"Onu da hallettim. Siz onu düşünmeyin."
"İyi o zaman."
Beraber konuşmaya devam ederken yakınlarımızdaki bir adam değişik hareketler yaparak bizi takip ediyordu. Sanki özellikle yüzünü kapatmaya çalışıyordu.
Adamın eli sürekli olarak beline gidiyordu. Kaşlarımı çattım ve adamı izlemeye başladım. Sanki adam belinde bıçak veya silah taşıyordu ve doğru zamanı bulmak için bizi kontrol ediyordu.
Adam onu izlemeye başladığımı fark etmiş olmalı ki bana tebessüm etti ve yanıma geldi. "Merhabalar, otel için sizi bir yere götürmem gerek."
Atlas'ta bizi fark etmiş olmalı ki. Elimi tuttu ve kendine çekerek kendisi konuştu."Bi sıkıntı varsa bende gelirim."
"A-ama sadece onun gelemesi gerek." diyerek beni gösterdi."
"Tamam, o zaman gelmez. Git başkasını bul."
"Bana bu kızı gösterdiler."
"Siz bizi mi takip ediyorsunuz s*ktir git."
"Noluyo be, sen kime küfrediyon? Benim görevim bu, sanki ben belirliyorum."
"İstediğim kişiye küfrederim. Ha bu arada başka birisini bulsunlar."
"Kızı almam lazım tamam mı?" dedi ve beni kolumdan tutarak kendine çekti. Atlas bundan rahatsız oldu ki kaşlarını çattı ve adama bir yumruk geçirdi.
Bende ne olduğunu anlamadan Atlas'ın yanına gittim ve adam bişey olduğunu düşünerek koşarak kaçtı. Sorun şu ki, otele değil, dışarıya gitti.
Acaba katil o muydu? Ben adamın gidişini izlerken Atlas yere eğildi ve eline bişey aldı. Kaşlarımı çattım ve Atlas ayağa kalkınca elindeki şeye ağzım beş karış baktım.
"Bizi takip etmiş!" Atlas tükürürcesine konuştu ve sınırlı bir şekilde bir şeyler anlatmaya başladı.
"Kamp diye götürüldüğümüz yer aslında o katil içindi. Hepsi planlanmıştı ve bilerek kapıları incecik yapmışlardı."
"Farkında mısınız? Banu bu olayları yaşadıktan sonra bize bu konu hakkında birşey anlatmadılar. Her sorduğumuzda 'bilmiyoruz' dediler ve bizi geçiştirdiler."
"Hepsi o or*spu için çalışıyordu. Bunları nereden bildiğimi sormayın çünkü bende bilmiyorum." Atlas'ın dedikleri ile ona bir kez daha hayran kalmıştım.
Bu çocuk neden bu kadar zeki olmak zorunda? Hayır yani, zekasını derslere ayırsa benden daha zeki olur(aslında benden daha zeki cbvwbgv).
Atlas bıçağı aldı ve "Yukarı çıkıyorum bunu saklamam lazım," diyerek otele girdi. Bende onun arkasından gittim ve beraber içeriye daldık.
Hemen odaya çıktık ve poşet gibi bişey aramaya başladık. Fermuarlı poşetlerden buldum ve Atlas'a götürdüm.
"Bu iş görür mü?"
"Evet, getir bakalım." Onun dediği gibi posteri ona götürdüm ve bıçağı içine attıktan sonra fermuarını kapatıp, "Nereye koyayım?" dedim.
"Sen bana ver, çantamın içinde gizli bir bölüm yaparım." dedi ve çantasına yöneldi. Cebinden bir kelebek çıkardı ve bana doğru göstererek "Lazım olursa diye." dedi.(Kelebek diyince aklıma Quaresma geliyo skdj)
Cümlesiyle güldüm ve yanına oturdum. Çantanın içine kelebekle yırttı ve iyice açtı. Şanslıyız ki çanta çok kalın yoksa yırtılıp düşerdi.
Dikkatli bir şekilde bucağı yerleştirdi ve, "Güzelim banyo da iğne ve ip vardı. Getirir misin?" dedi ve ayağa kalktım. "Tabikide Kumral."
Banyoya gittim ve hemen Atlas'ın dediği şeyleri getirdim. Kendi başına çok düzgün bir şekilde dikti ve ayağa kalktı.
"Eveet, işimiz bitti. Hemen şunları bırakalım da aşağı inelim."
"Tamam."
Beraber yemeğimizi yedik ve odalarımıza çıkıp eğlenmiştik. Günün sonunda da yorgun düşüp uyumuştuk.
Eveeeeet, yeni bir bölüm sonuu kitap hakkında istediğiniz şeyler
varsa alabilirimmm. Kendinize iyi bakınnn

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kumralım
Dla nastolatkówBanu: Çok gıcıksın be adam. Atlas: Sende pis kadın. Banu: Seviyorum seni be.