39. 10 YIL SONRA

242 13 4
                                        

  Önümdeki kağıtlara imza atarken derin bir nefes verdim. O sırada çalan telefonuma baktım. Annem arıyordu. Aramayı yanıtladığımda Londra'ya geldiğini ve Alkım'ın onu almış olduğunu şu anda da parti alanına geçtiklerini söylemişti.

  Ayağa kalkıp 35. Katında olduğum binanın camından dışarıya baktım. Abimin bana hediye ettiği şirket ESAG. Mimarlık fakültesini birincilikle bitirdiğimde tamamını hediye etmişti canım abim.

  Gözlerimi dışarıda gezdirdim. Londra... On yıl önce geldiğim zamanki gibiydi hava. Kasvetli ama neşeli bir yağmuru vardı. Derin bir nefes aldım.

  Ardından cama vuran yağmur damlalarının içeri girecek olmasını umursamadan camlardan birini açtım. Dışarıdan gelen petrikor yani toprak kokusuyla gözlerimi kapatıp açtığım camdan içeri giren yağmur damlalarının yüzüme vurmasına tebessüm ettim. Üstümdeki beyaz gömlek ıslanıyordu ama bu umurumda değildi.

  Odanın kapısı çalınmadan açıldığında gözlerimi açıp kapıya doğru döndüm. Savaş abimi gördüğümde tebessüm ettim. Yanına gidip boynuna sarıldığımda bana sıkıca sarılıp burnunu saçlarıma gömdü. " İz'im..." İz...

  Ben İz Güven. Savaş Güven, Mirza Güven ve Elif Güven'in biricik kız kardeşi, Yankı Güven'in yaramaz biricik kızı gibi gördüğü kız kardeşi, Skyler Güven ve Ceylan Güven'in halaları, Selma Aksoy'un bir tanecik kızı, Berkay Güven ve Efe Aksoy'un kıyamayacakları prenses üçüzleri, Altuğ Aksoy, Pamir Aksoy, Mete Aksoy, Alkım Aksoy ve Demir Aksoy'un değerli kız kardeşleri ve Eray Aksoy, Atlas Aksoy, Mert Güven, Asrın Güven'in ablaları ve son olarak İz Güven.

  Abimin kokusu burnuma dolarken onunkiyle aynı tondaki maviş gözlerimi kapattım. Sanki hiçbir zarar görmeyecektim onlar yanımda oldukça.

  Başımı kaldırıp gözlerine baktığımda bana bakıp tebessüm etti. " Güzelim, meleğim, bebeğim." Kıkırdadım.

  " Çağrı abinin yaptığını on yıldır anlayamıyorum ve sanırım anlayamayacağım da." Kıkırdadım.

  Alkım abimi filan tehdit edip de benimle iyi geçinmemelerini istemesini anlayamıyordum bir türlü. Sadece ben değil abimler de öyleydi. Bunu da Alkım Türkiye'deyken mezarımın yanında ağlarken anlattığında öğrenmiştim.

  On yıl önceki doğum günü partimden sonra Savaş abimde kalmak istemiştim ve izin vermişlerdi akşam onun evine giderken araba kaza yapmış gibi göstermiştik. Kazada Asel ölmüş olarak göstermiştik. Ne olacağını önceden anlattıklarım dışındakiler kahrolmuştu. Asel isminden kurtulduğumda İz ismimi kullanmaya başlamıştım. İşte hayat benim için orada tekrardan başlamıştı. Sıfırdan başlamamıştı ama yeniden başlamıştı işte. En azından teşkilattan ve diğer şeylerden kurtulmuştum. Bana aşık olduğunu söyleyen adamdan da kurtulmuştum.

  Kapı tekrardan açıldığı sırada ise ben masama doğru ilerliyordum abim de masanın önündeki koltuklara.

  Duyduğum tatlı ve nazlı sesle tebessüm ettim.

  " Anne!" Gülerek arkama döndüğümde gözlerimin parıl parıl parladığına emindim.

  Ahsen'im ... Yetimhaneden evlat edindiğim minik prensesim, küçük kızım... Bugün beş yaşına girecekti ve doğum günü partisine bir saat kalmıştı. Abim de bizi almaya gelmişti muhtemelen.

  Gülümseyerek kafasında taçla gezen minik prensesimi kucağıma aldım. Onu öpücüklere boğarken kıkırtılarıyla ben de kıkırdıyordum. Bir anda abimin ikimizi de bir koltuğa yatırıp gıdıklamaya başlamasıyla kahkahalara boğulmuştuk.

  " D- Dayı dur lütfen." Kahkahalarımız arasından abime durmasını söylüyorduk. O ise bize aldırış etmeden gıdıklamaya devam ediyordu.

  Gıdıklamayı bıraktığında üçümüz de nefes nefese kalmıştık. Ayağa kalktığımızda ikisinden müsaade isteyerek şirketteki giyinme odama gittim.

  On yıl önce Zeynep ablanın atölyesinden aldığım kırmızı elbise gözüme çarptığında yutkundum. Kısa bir an ellerimin titreyip nefesimin sıklaştığını hissettim. Boğazımda bir yumru hissettiğimde onu geçirmek için yutkunmaya çalıştım.

  Derin nefes al ver İz.

  Safir, Asel'de kaldı.

  Sen artık yeni birisin.

  Kızın için güçlü durmalısın İz. Kendin için güçlü durmalısın.

  Gözlerimi o elbiseden çekecekken duraksadım. Gözlerim elbisenin üstünde gezinirken dudaklarımın yukarı kıvrıldığını hissettim. Her şeye meydan okuyan ben hayatımda hiç var olmamış bir şahsı hatırlatan biri için bu güzel elbiseden mi vazgeçecektim? Gerçi ondan sonra ne birini sevebilmiştim ne de sevmiştim.

  Derin bir bacak yırtmacı ve göğüs dekoltesi olan kırmızı elbiseyi elime aldım. Giydiğimde aynadan kendime bakıp tebessüm ettim. Sanırım ben bu güçlü kızı seviyordum.

  Dudaklarıma parlak kırmızı bir ruj sürdüm. Rimel, allık, rujum gibi kırmızı ışıltılı bir far ve tamamdım. Aynadan kendime öpücük atıp gülümseyerek ışıltılı kırmızı bir çantayı da aldım. Ayağıma kırmızı yine ışıltılı bir ayakkabı giydiğimde aynadan kendime bakıp gülümsedim.

  Saçımı yarım topuz yaptığımda boynuma yakut kolyemi taktım. Diğer yakut takılarımı da taktığımda tebessümle çıktım odadan.

  Hep beraber gülerek çıktığımızda minik kızımın elbisesinin eteğini de düzeltmeye çalışıyordum. Küçük yaramazım kırmızı saçları ve mavi boncuk gözleriyle Winx'teki Bloom'a benziyordu tatlışım. Bir anda kaşlarımı çatarak onları durdurduğumda ikisi de bana bakarken minik perimin yanağından küçük bir ısırık aldığımda kıkırdamıştı.

  Minnoş yanaklarıyla onu öpüp ısırmadan duramıyordum. Üzerindeki yeşil çiçekli elbisesi ve başındaki gümüş tacıyla tamamen bir prenses edasındaydı. Bir anda o da bana kaşlarını çatarak baktığında hafifçe eğilerek baktım ona. " Anne sen tacını takmamışsın ama." Ah bir de şu peltek dili vardı tabii. Zaten tatlı olan bu küçüğü daha da tatlı yapıyordu.

  Şaşkınlıkla baktım kızıma. " Hemen alıp geliyorum Ahsen'im." Gülmesiyle ayağımdaki topuklularla koşarak odama gidip tacımı alıp taktım. Ardından kıkırdayıp çıktım.

  Kraliçe tarafından yönetilen bir ülkeye benzetirdi kızım evimizi. O prensesti, ben de kraliçe.

  Sanırım onsuz bir hayat en başta karşı çıkacağım şey olurdu. Gülümseyerek döndüğümde abim minik prensesimizi kucağına almıştı. Kızımı kucağıma alacağım esnada kaçırmasıyla kaşlarımı çattım. Üstümü işaret ettiğinde dudak büzdüm.

  " Kızım için kirlenmeyecekse ne için kirlenecek." Abim bana tebessüm edip saçımdan öptüğünde tebessüm ettim.

Yazarın anlatımıyla

  Adam elindeki altın sarısı tacı kafasına yerleştirip aynadan kendine bakıp tebessüm etti.

  Bugün yapacakları için kendini kçtü hissediyordu ama hissetmemesi gerektiğini hatırlatıyordu kendine sürekli. Sevdiğinden başka kimseyi öpmemiş dudakları arasından iki kelime firar etti. " Annem için..."

  Sevdiği kıza tutulmak onun en büyük hatası olmuştu. Keşke diyordu, keşke biraz daha geciktirseydim herşeyi de ikincisi de olsaydı. Gözünden akan yaşı sildi. Sevdiğinden habersiz aldığı kolyeye bakıp tebessüm etti. Her zamanki gibi cebine koydu. O an beline çoktandır yerleştirdiği o illetin varlığını sonuna kadar hissetti.

  Annesi o kızın babasından zorla hamile kalmış olmasa belki de her şey daha farklı olabilirdi.

  Gözü sevdiği kadın ve kızının odada asılı olan fotoğrafına gittiğinde yutkundu.

ALT ÜST OLAN HAYATIMBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin