23

470 47 9
                                        

İtalya'dan döndüğümüzden beri hayat, sanki başka bir boyuttaydı. Hava daha parlak, nefes aldığım her an daha anlamlı geliyordu. Yanımda Jungkook vardı. Elim onun elindeydi, ve sanırım onu bir daha asla bırakmak istemiyordum. İtalya'nın o büyülü atmosferinde mühürlendikten sonra, basit bir imzayla eş olmamız, bir masalın en güzel sayfasını yazmak gibiydi. Şimdi, o masalın gerçeğe dönüştüğü anı yaşıyorduk.

Karakolun tanıdık kapısını açtığımda, içerideki hayatın olağan akışı bir anda durdu. Konuşmalar kesildi, gözler bize çevrildi. Kalabalığın ortasında dururken, Jungkook'un bana sıktığı elinden bir güven hissi yayıldı. Herkesin yüzünde bir tebessüm vardı. Burası, bizim evimiz gibiydi.

"Yeni evliler sonunda burada!" diye yankılanan tanıdık bir ses duyuldu. Lucas'dı bu, kollarını iki yana açmış, masasından bize doğru yürüyordu. Gözleri parlıyordu. "Haber vermeden gidip evlenmişsiniz ha? Büyük bir kutlama borcunuz var!" dedi, beni kucaklarken.

Jungkook yanında hafifçe güldü. "Herkesi toplamak uzun sürecekti. Ama tabii ki kutlamalar yapılacak, merak etmeyin," dedi. Sesi yumuşak, ama o kendine has güven doluydu.

Bir anda, etrafımız sarıldı. Melena, Jin ve diğerleri birer birer tebriklerini sunuyorlardı. Namjoon'un derin sesi kalabalığın arasından sıyrılarak geldi: "Jungkook, itiraf etmeliyim, Taehyung'u bu kadar çabuk evliliğe ikna edeceğini düşünmemiştim."

Bakışlarım yanımdaki adama kaydı. Jungkook, hafifçe başını yana eğip sırıttı. "Kolay oldu diyemem," dedi, yüzünde şefkatli bir gülümsemeyle.

O an herkesin kahkahaları yankılandı. Melena, "Bu karakol, aşk terapisi merkezi gibi oldu!" diye bağırırken, Jin'in omzuna yaslanıp gülmesine engel olamıyordu.

Ama benim için en anlamlı an, o kaosun ortasında Jungkook'un elimi tutmaya devam edişiydi. Bana döndü ve gözlerinin içindeki ışık, kelimelerin ötesinde bir şey söylüyordu. Biz artık bir bütün olmuştuk. Buradaki herkesin içinde, ama sadece ikimizin bildiği bir sır gibi, bağlıydık.

O an, hayatımda ilk kez her şeyin tam da olması gerektiği gibi olduğunu hissettim.

"Hepinize bir teklifim var," dedi Jungkook. Herkes merakla ona bakarken, gözlerini kısa bir an için bana çevirdi, sonra yeniden ekibe döndü. "Bu akşam otelde bir yemek organize ettim. Bizim için, ama aynı zamanda sizler için. Bugünü kutlamak istiyorum. Siz olmasaydınız, bizim için her şey bu kadar özel olmazdı."

Bir anlık sessizlik oldu, ardından Namjoon , "Yemek mi? Jungkook, bu cömertliğin seni şaşırtıyor," diyerek gülümsedi.

Jungkook ise hafifçe omuz silkti. "Hayatta bir kez evleniyorsunuz, değil mi? Ayrıca, en yakınlarınızla kutlamazsanız bunun ne anlamı kalır ki?"

Bu sözlerle herkesin yüzüne bir sıcaklık yayıldı. Kutlama fikri büyük bir coşkuyla kabul edildi ve hepimiz akşam için buluşma kararı aldık.

Karakolda kutlama havası biraz daha sürdü. Ekip, evlilik haberimize ve yeni başlangıcımıza içtenlikle mutluluklarını dile getirdiler. Jungkook'un yaptığı sürpriz plan, herkesin moralini yükseltmişti. Kutlama devam ederken, Jungkook yanıma yaklaşıp belime hafifçe dokundu.

"Herkes dağılmaya başlayınca odana geçelim mi?" diye sordu alçak bir sesle. Sözlerindeki rahatlık beni gülümsetti. Başımı salladım. "Tabii, hemen ardından konuşuruz."

Bir süre sonra ekip yavaş yavaş işlerinin başına dönmeye başladı. Lucas, elindeki dosyayı toparlayıp sırtını gerdi. "İkinize de mutluluklar tekrar," dedi göz kırparak. "Ama Taehyung, lütfen yarın sabah beni raporlarla boğma."

ColpoHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin