Final

507 38 14
                                        

Sıcak yaz akşamı, şehrin ışıkları altında parıldayan büyük polis merkezinin bahçesinde düzenlenen ödül töreniyle başlamıştı. Gökyüzü yıldızlarla süslenmiş, hafif bir meltem gecenin serinliğini sağlıyordu. Davetliler, şık kıyafetleriyle bahçedeki yuvarlak masalara yerleşirken, gecenin en önemli anlarından biri yaklaşmak üzereydi.

Başkomiser Jeon Jungkook, adının anons edilmesini beklerken, elini nazikçe sevgilisi Kim Taehyung'un beline yerleştirdi. Taehyung, başını hafifçe Jungkook'a çevirip gülümsedi. Onun bu gece ne kadar gururlu ve mutlu olduğunu görebiliyordu.

"Sakin misin?" diye fısıldadı Taehyung, elini Jungkook'un avucuna bırakırken.

Jungkook dudaklarını hafifçe aralayıp sırıttı. "Ben her zaman sakini—"

"Başkomiser Jeon Jungkook!"

Belediye Başkanı Park Hyun-seok'un güçlü sesi mikrofonlardan yankılandığında, Jungkook'un cümlesi yarıda kaldı. Taehyung hafifçe gülümseyerek Jungkook'un elini sıktı. "Git ve hak ettiğin ödülü al, Bay Başkomiser."

Jungkook başını hafifçe eğip dudaklarını Taehyung'un yanağına nazikçe dokundurdu. "Beni izlemeyi unutma."

Taehyung, Jungkook'un takım elbisesinin kusursuz duruşuna, kendinden emin adımlarına ve kalabalığın içindeki karizmatik duruşuna hayranlıkla baktı. Jungkook sahneye doğru ilerlerken davetliler alkışlarla onu selamladı.

Belediye Başkanı Park Hyun-seok, Jungkook'a dönerek sıcak bir gülümsemeyle elini uzattı. "Başkomiser Jeon, şehrimize olan üstün hizmetleriniz ve adaleti sağlamak adına gösterdiğiniz cesaret için size bu onur ödülünü takdim etmekten gurur duyuyorum."

Jungkook, törendeki her şeyin oldukça resmi olduğunu bilse de, kalbinin bir köşesinde bu ödülü aslında sadece kendisi için değil, ona her zaman destek olan Taehyung için de aldığını biliyordu.

Plaketi eline aldığında gözleri önce kısa bir süre salonda dolaştı, ardından doğrudan Taehyung'a kilitlendi. Sevgilisi ona gururla bakıyor, gözlerinin içi parlıyordu.

Kalbinin bir an için daha hızlı attığını hissetti.

Bu gece, ikisi için de unutulmaz bir an olacaktı.

Jungkook, sahnede mikrofonun başına geçtiğinde salon sessizleşti. Elindeki plaketi hafifçe sıkarak derin bir nefes aldı. Kalabalığın içinde, gözleri hemen Taehyung'u buldu. Ona her zaman destek olan, en zor zamanlarında bile yanından ayrılmayan adamı...

"Bu ödülü almak benim için büyük bir onur," diye başladı Jungkook, sesi kararlı ama içinde belli belirsiz bir duygu kırıntısıyla titriyordu. "Başkomiser olmak, adalet için savaşmak, bazen en karanlık anlarda bile umudu koruyabilmek demek. Ama bu meslekteki en zor şeyin ne olduğunu biliyor musunuz?"

Salon sessizce onu dinliyordu. Jungkook gözlerini Taehyung'dan ayırmadan devam etti:

"Zor olan, sadece suçu aydınlatmak değil. Asıl zor olan, kendi zihninizi koruyabilmek. Her gün kötülükle, adaletsizlikle karşılaşırken insan olmayı unutmayacak kadar güçlü kalabilmek. İşte ben bunu, bir tanecik eşime borçluyum."

Kalabalıktan hafif bir mırıltı yükseldi. Taehyung'un gözleri Jungkook'un sözleriyle dolup taşmış, içinde sıcak bir dalga yayılmıştı.

"Kim Taehyung..." Jungkook adı söylerken gülümsedi. "O, bana sadece işten sonra eve dönecek bir yer değil, ruhumu dinlendirebileceğim bir yuva sundu. En kötü günlerimde bile elimi tutup, 'Sen iyi bir adamsın, Jungkook. Bugün de elinden geleni yaptın,' diyerek beni her gün yeniden inşa etti. Eğer bugün burada, bu plaketi alıyorsam, sadece işimdeki başarım yüzünden değil, onun sayesinde ayakta kalabildiğim için."

ColpoHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin