Bölüme başlamadan yıldızlarımızı parlatalım???
Satır arası yorumlarınızı yapmayı unutmayalım🤍
Keyifli okumalar✨
24. BÖLÜM: BİR DAHA
Hayatına giren yirmili yaşlarında bir kız.
Zihnimde bu cümle dönüp dolaşıyordu. Ansızın gelen o silik anılarda ki adam Cihangir'di. Cihangir'in geçmişimde yer edindiğini az çok anlamıştım ama... Bir şeyler eksikti. Ben belki de bunu kabullenmek istememiştim. Onun anlatmasını beklemiştim, gelip bana geçmişi anlatmasını beklemiştim. Her şey bir kenara koydum, peki ya kardeşi? Aybüke? Neye maruz kalmıştı da ölmüştü, o küçük bedeni ne görmüştüde... Allahım neler olmuştu? Önce kardeşi sonra da Annesi vefat etmişti. Bunların hepsiyle yüz yüze gelmişti Cihangir.
Peki ya babası? Onunla ilgili hiçbir şey yazılmamıştı ya da kopartılan o sayfalarda babasıyla ilgili bir şeyler vardı. Babam o dosyaları bulmam için beni odasına göndermişti. İyi ama neden?
Kapının zil sesi evi doldurduğunda oturduğum koltukta irkildim. Selin gelmiş olmalıydı. Koltuktan kalkıp kapıya doğru ilerlerken aniden yaşadığım göz kararmasıyla tutunacak yer aradım. Elimi duvara yaslayıp gözlerimi sıkıca kapattım. Koltuktan aniden kalkınca gözüm kararmıştı sanırım, sıklıkla olurdu.
Kendimi toparladıktan sonra kapıyı açtım. Selin ve Berk kapıdaydı. Berk kapıyı açtığımda kollarını belime sardı. "Berivan! Çok özledim seni."
Eğilip kollarımı ona sardım. "Bende çok özledim yakışıklı." Saçlarının üstüne bir öpücük bırakıp saçlarını karıştırdım. "Masal burada mı?" Diye sordu kollarını benden ayırırken.
"Maalesef canım. Eğer onunla oyun oynamak istersen Cihangir abini ararım Masal'ı bir saatliğine bize getirir."
Berk'in gözleri parladı. "Ya da biz gideriz?"
Gülmeye çalıştım. "Eh bakarız. Hadi içeri geç."
Selin'e döndüğümde otuz iki diş sırıtarak bana sarıldı. "Neler oldu bir bilsen Berivan!!" Kollarını bana sardığı gibi geri çekip içeri geçti. Her ne olduysa onun için iyi bir şey olduğu kesindi. Kapıyı arkasından kapatıp bende salona geçtim.
"Çay demledim ama açsanız dolapta annemin bıraktığı yemeklerden var."
Selin başını iki yana salladı. "Berk aşkım sen burada oyun oyna biz mutfaktayız tamam mı?"
Berk omuz silkti. "Volkan abimin bilgisayarıyla oyun oynayabilir miyim?" Diye sordu. Burada Berk'in oyun oynayabileceği oyuncaklardan olmadığından abimin dizüstü bilgisayarıyla oynaması daha mantıklıydı.
"Olur tabii, konsolun yanında bilgisayarı." Elimle dizüstü bilgisayarın yerini gösterdiğimde Berk oraya doğru ilerleyip aldı. "Şifresi yok, istediğin oyunu oynayabilirsin."
"Tamam Berivan,"
Selin koluma girip beni çekiştirerek mutfağa sürükledi. "Neler oldu artık anlatacak mısın yoksa bana vahiyle mi inecek?" Diye sordum. Selin beni sandalyeye oturtup dolaptan iki bardak çıkartıp çayları doldurdu.
"Selin imanım gevredi hadi artık."
Selin demliği yerine koyup hızla yanıma oturdu. Sırıtarak. "Artık bana Selin demiyorsun?" Dedi böbürlene böbürlene. Çayıma iki kaşık şeker koyup karıştırırken sordum. "Ne diyecekmişim peki?" Diye sordum. Bardağı dudaklarıma götürüp yudumlarken Selin, "Yenge. Diyeceksin."
İçtiğim çay hem dudaklarımı yakarken hem de onu püskürtmüştüm. "Ne?"
Selin parmaklarıyla dudaklarını kapatarak kıkırdadı. "Nasıl anlatsam? Çok ateşli ve güzeldi..." Konuşmaya devam etse kendini sandalyeden aşağıya verip ereyecek gibiydi. Bir an öğrendiklerimi ve halsizliğimi unutup canlandım. "Neler oldu? Anlat hemen."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SAUDADE
Teen FictionBerivan Meran yirmi üç yaşında psikolojisi öğrencisiydi. Babası emekli Savcı, abisi Özel Kuvvetlerde görev yaparken annesi ev hanımıydı. Sakin ve düzenli hayatı 2023 yılının kış ayında ansızın altüst olmuştu. O hayatına girmişti, Cihangir. Cihang...
