Selammmm bölümü düzenleme fırsatım olmadı uzzzuuuunn bir bölümü sizlere emanet bırakıyorum oy verip yorum yapmayı unutmayınnn💖💖💖
28. BÖLÜM: KURŞUN ADRES SORMAZ
Kalbinizi yerinden söküp atmak istediniz mi hiç?
Ben istedim. Kalbimi yerinden söküp atmak istedim.
O ikisini yan yana görünce kalbimi sökerek yerinden atmak, üstünde tepinmek istedim. Nasıl o kadınla görüşürdü? Görüşmeyi bırak, nasıl o kadını evine alırdı? Sindiremiyordum. Gördüklerimi sindiremiyordum.
Hayır yapamıyordum.
İkisini tekrar yan yana düşündükçe midem bulandı.
Yatağımdan kalkıp dolaptan aldığım rastgele bir hırkayı üstüme alıp odamdan bir hışım çıktım. Çok sinirliydim, o kadar sinirliydim ki şimdi gidip onun yüzüne yüzüne bağıracaktım. Merdivenleri hızlı hızlı inip kapıya doğru ilerledim. Annemin mutfağın kapısında belirdiğini göz ucuyla gördüm.
"Kızım nereye gecenin bu saatinde?"
Saat 23.30
Onları yan yana gördüğümde ise saat, 15.00'di. Sekiz buçuk saattir odamda, yatağımda yatmış ikisinin yana yana gelişini gözümün önünden atmaya çalışıyordum. Olmuyordu.
İkisini gördüğüm an hızlıca bahçe kapısına yönelip öfkeyle eve girmiştim. Cihangir taksiden indiğimi görmemişse bile eve girdiğim zaman sertçe kapanan kapının sesinden anlamıştı geldiğimi.
Umrumda mıydı peki? Hayır.
Anneme bir şey demeden evden çıkıp karşı eve doğru yürüdüm. Kapının tam önünde durduğumda sakinleşmeye çalıştım. Masal uyurdu bu saatte, o yüzden kapıyı kırarak çalmak varken sadece sessizce çalmayı seçtim.
Çok geçmeden kapı Barlas tarafından açıldı. Heybetli gövdesi kapıda belirdiğinde kaşlarını çatarak bana baktı. "Berivan? Ne işin var bu saatte burada? Bir şey mi oldu?" Diye sordu temkinli bir sesle.
Kaşlarımı çatıp buz gibi bir ifadeyle ona baktım. Beni burada görmeyi beklemiyordu.
Elimin tersiyle, sanki yapabilecekmişim gibi bedenini kenara itmeye çalıştım. "Çekil önümden. Nerde o?"
Kimden bahsettiğimi tabii ki anlamıştı. İçeri girdiğimde kapıyı kapattı ve üst katı gösterdi. "Odasında. Büyük ihtimal her gece olduğu gibi uyumaya çalışıyor."
Öfkeliydi. Öfkesi bana mıydı? Ben mi sorumluydum her şeyden?
Kaşlarımı daha sert çatıp çenemi havaya kaldırarak ona baktım. "İğneleyici ses tonun? Ne demek istiyorsun Barlas? Olan her şeyin sorumlusu ben miyim?" Diye sordum içimde ki ağlayan kızın sesini ona hissettirmemeye çalışarak.
Yüzünde demir kadar sert bir ifade vardı.
"Senin suçun değil Berivan, ama babanın suçu." Sesi yükselecekmiş gibi oldu ama son anda kendine hakim olup sustu. Bir adım atıp tam dibimde durduğunda yüzünü yüzüme doğru eğdi.
"O gece Cihangir size geldiğinde, babanla ne konuştuysa ya da baban ona ne söylediyse... Sağolsun, Cihangir'i ayaklı cenazeye çevirdi."
Söyledikleri içime milim milim işledi. O gece babamın söyledikleri tekrar zihnime düştü.
"Neyden bahsediyorsan benim haberim yok." Diyip yalan söyledim. Konuşmalarını dinlemiştim ama bunu Barlas'ın bilmesine gerek yoktu.
Dişlerimi birbirine bastırıp alev alev yanan gözlerini gözlerime sabitledi. Cihangir'in canı yandığı için o da öfkeliydi. Onu orada tek bırakıp yukarı çıkmadan önce söylediği cümle sadece şuydu; "Onun yarasını açmayacaktı Berivan."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SAUDADE
Teen FictionBerivan Meran yirmi üç yaşında psikolojisi öğrencisiydi. Babası emekli Savcı, abisi Özel Kuvvetlerde görev yaparken annesi ev hanımıydı. Sakin ve düzenli hayatı 2023 yılının kış ayında ansızın altüst olmuştu. O hayatına girmişti, Cihangir. Cihang...
