29. BÖLÜM: YENİ BAŞLANGIÇLAR
Kaderimin kötü yazıldığını çocukken yediğim ilk tokattan anlamıştım. Bu böyle devam edecek... Bir tokat yediysen peşi aralıksız gelirdi.
Kader ikinci darbesini kardeşim Aybüke'yi benden aldığında vurmuştu. Tamam dedim. Daha kötüsü gelmez. Daha kötüsü benim başıma gelmez dedim.
Sonra kızım kaçırıldı. Hayatım ellerimden kayıp gitti sandım. Canlı canlı bir volkanın içine atılmış gibi hissettim.
Onu kurardım.
Ama Berivan'ı kaybettim.
Okulun kafeteryasında onu ilk gördüğüm ân... hayır hayır. Onu ilk bahçede görmüştüm. Elinde ki kitapları göğüsünün önünde birleştirmiş yüzünde çok güzel bir gülümseme varken arkadaşlarıyla konuşuyordu. Kafeteryada bilerek çarpmıştım ona. Özür dilemek için ağızını açtığım ân öfkelenip bana çıkışmıştı. O tavrı çok hoşuma gittiği için bilerek sinir etmiştim onu.
O günden sonra onu görmem sanmıştım...
Ama kendimi her gün okulun kapısında bulacağımı düşünmemiştim. Hayır, düşünmüştüm. Eve gittiğim zaman onu düşünüyordum. Masal'la oyun oynarken düşünüyordum. Gece uyurken düşünüyordum. Bir şekilde hep aklımdaydı.
Bana bu yaşıma kadar yaşadığım iğrençlikleri unutturmuştu. Onunla hiç olmadığım kadar mutlu ve güvenli hissediyordum. Masal'la da öyle hissediyordum ama Berivan... O başkaydı.
Ona aşıktım. Gerçekten o kadar aşıktım ki.
Ona bu zalimliği yapan iti bulup, onun bıçak tutan elini yerinden kesmiştim. İçim soğumamıştı vücudunda ki bütün kanı akıtmak istiyordum. Berivan'ın vücudundan akan on misli kanı akıtmak istiyordum ondan. Berivan'ın ne kadar canı acıdıysa onun yüz misli canı acısın istiyordum.
Nasıl görmemiştim? Onu yalnız bırakmamam gerekiyordu. Nasıl yapabilmiştim? Nasıl?
Murat bey ve Nergis hanım geldiğinde nasıl bakacaktım onların yüzüne? Kızlarını getireceğimi söylemiştim, eve getireceğimi söylemiştim bir hastaneye değil.
Gözlerimi sıkıca kapatıp başımı yasladığım duvara sertçe vurdum. Berivan'a bir şey olursa yaşayamazdım.
Cebimde ki telefon tekrar çalmaya başlayınca sabırla cebimden çıkartıp ekrana baktım. Yaprak arıyordu.
Açmayacaktım, konuşacak hâlim yoktu ama merakta kaldığından şüphem yoktu. Yutkunup aramayı yanıtladım.
"Abi şükürler olsun! Berivan abla nasıl? Sen nasılsın?"
Kız kardeşim endişe dolu sesi doldurmuştu kulaklarımı. Korkusu sesindeydi. "Ameliyatta henüz çıkıp kimse bir şey demedi."
Ellerimde Berivan'ın kurumuş kanı vardı. Gözlerim iki saattir sürekli oraya takılıp duruyordu. Ben onu tehlikeden korumak isterken, ben onun etrafındayken tehlikede oluyordu. Belkide... neyse boşver
"Ver telefonu Yaprak..." Barlas'ın sesi arkadan geliyordu.
"Cihangir oğlum niye açmıyorsun telefonları? Hepimiz meraktan öldük. Nasıl Berivan? Herkes oraya gelmek için yola çıktı."
Gözlerimi sıkıca kapatıp derin bir nefes aldım.
"Ameliyatta. Gireli iki saat oldu Murat abi gelmeden biri çıkıp bana haber verse çok daha rahat olacağım."
O geldiğinde yaşanacak tartışmayı az çok tahmin edebiliyordum. Ya da siktir et sikimde bile değildi. Gelip beni burada eşek sudan gelinceye kadar dövebilirdi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SAUDADE
JugendliteraturBerivan Meran yirmi üç yaşında psikolojisi öğrencisiydi. Babası emekli Savcı, abisi Özel Kuvvetlerde görev yaparken annesi ev hanımıydı. Sakin ve düzenli hayatı 2023 yılının kış ayında ansızın altüst olmuştu. O hayatına girmişti, Cihangir. Cihang...
