*-23-*

79 15 7
                                        

Ateş gibi parlayan çiçeklerin yaydığı yoğun ışık her yeri beyaza boyamıştı. Parmakları arasındaki çiçeğin kayıp düşüşünü fark etmedi Hyunjin. Başı öylesine ağrıyordu ki çıkarıp bir kenara koymak istiyordu. Yeji hızla yaklaşıp kolundan yakaladı "Yerime seçtikleri ucubeye bak." 

"Çıkıp geldiğin yere göre fazla cesaretlisin." Hyunjin kolunu çekip kurtardı. Felix'in zihninde ürettiği kişilerle uğraşmayı özleyip özlemeyeceğini düşündü. Burada saklandığından beridir birkaçına denk gelmişti. Garip bir şekilde her birinin birbirinden çok farklı karakterleri vardı "Git burdan seni de yok etmek istemem."

"Sen beni uzun zaman önce yok ettin."

Kırmızı saçlı güldü "Yoksa seni yeniden mi yarattı?" Parlak gözlerini yatakta hareketsiz şekilde yatan insanında gezdirdi. Yaratmak yalnızca tanrıya ait falan değildi. Felix bunun en büyük örneğiydi, zihninin derinliklerinde yarattığı bir orduyla yaşıyordu. 

Yeji sorunun anlamsızlığı karşısında duraksadı. Gitmek için hareketlenen Hyunjin ile gözlerini hızla etrafta gezdirdi, zaman kazanması gerekiyordu . Eğilip elindeki çiçeğin yanına yere düşen çiçeği ekledi "Ben buna dokunmaya kıyamazken çöpmüş gibi davranman ayrı sinirime dokundu." Birkaç adım gerilemiş olan kırmızı saçlının bakışlarındaki merakı yakaladı "Babam bunu her gün saçlarıma takardı. Sonra ne oldu biliyor musun?"

Karşısındaki kişinin hüzün dolu gözleri elindeki parlak çiçekler yüzünden küçük ışıltılara sahipti. Git gide çatılan kaşlarından habersizce dikkatle yüzünü inceledi.

"Bırakıp gitti. Hem de bir hiç uğruna." Çiçeklerden birini Hyunjin'in göğsüne fırlattı. Parlak bitki kırmızı saçlının göğsüne çarpıp ayaklarının dibine düştü. Hyunjin yanıp kül olmaması için önüne kıvırdığı alevli kanadını kaçırdı yakınından. Öteki beyaz kanadında bir ağırlık hissi hakimdi. Buradan bir an önce gitmesi gerekiyordu "Herkesi, her şeyimi benden aldılar." 

Göz yaşları artık rahatça seçilen Yeji'den uzaklaşmak istese de beyaz kanadı o kadar ağırdı ki zorlanıyordu. Kırmızı kanadını çırptı birkaç kere. Aklına gelen tüm saçma senaryoları iterek uzaklaşmaya yeltendi. İçinde yükselen sinir, yerdeki çiçeği ayakları altında ezmesini ve kaçıp kurtulmasını öğütlüyordu.

"Ama her şeyimi benden aldıklarını düşünürken" Yeji dudaklarını ısırdı ve zorda olsa bitirdi cümlesini "Kardeşimin kendini benden alacağını düşünmemiştim."

"Sus!"  Hyunjin sol gözünden akan mor sıvıyı elinin tersiyle sildi "Seni Felix yarattı, zihninde yarattığı bir oyunsun, daha fazlası değil-"

"Hayır aptal ben senin kardeşinim." Yerdeki çiçeği bir kez daha alıp Hyunjin'in kafasına savurdu bu sefer "İkizinim." 

Yıpranan çiçeği gömleğinin üzerinden kayıp düşmeden tuttu. Bulundukları ortamın parlaklığı artmaya başladı tüm duvarlar yıkılmıştı. Yeji gözlerini hızla silerek kenara çekildi ve Changbin'in başını çektiği melek topluluğuna yer açtı. Hyunjin kendinden o kadar emindi ki her şeyi Felix'in zihninde yarattığını düşünerek bu oyuna geldiğine inanamadı. Kendisine yaklaşırken bir şeyler söyleyen meleklerin sesine kulak vermeden sakince çiçeğin kopmaya yüz tutmuş yapraklarını okşadı. Kollarından kavrandığında hatta yüksek divana çıkarıldığında bile ne parmaklarını ne de bakışlarını bu çiçekten ayırmıştı.

Etrafındaki mermer yükseltilerde oturan büyük rütbeli melekler ve şeytanların tam ortasında kim olsa kendini küçük hissedebilirdi. Geniş salon hızlıca dolmuş, aralarında fısıldaşanların dışında sessizliğini korumuştu. Hyunjin dizlerinin üzerine çöktüğünden beri kırmızı perçemlerinin arasından çiçeğin solmaya yüz tutmuş sarı yapraklarını inceliyordu. İki bileğine sarmalanan parlak mavi bağın arasında tezatlık oluşturmuştu. 

Sinner | HyunchanHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin