*-24-*

65 12 8
                                        

Derin bir sessizlik hakimdi. 

Yavaş yavaş toplanan kalabalık, geniş mermer yüzeyin üzerine çeşitli nesneler yerleştiriyordu. Pürüzsüz mermer, bir kanvas gibi kullanılmıştı. Pırıltılı toz Jisung'un elinden yavaşça kaydı ve süzülerek tıpkı ötekiler gibi mermere leke bıraktı.

"Sayın yüce divan hoş geldiniz." Divan yöneticisine pür dikkat kesilen toplam 12 baş melek ve şeytan, ellerindeki kutsal taşlarla birlikte çemberin etrafında dizildi "Ayin için bir bedenimiz bulunmadığından ortaya şeytan Chan'ın ruh taşını yerleştiriniz baş şeytan Lia."

Çember dört eşit parçaya, evrenin dört elementine bölünmüştü. Lia ateş elementinin bir temsilcisi olarak tam karşısında duran su elementi temsilcisi Han Jisung'un gözlerine ateş saçan bakışlarıyla bakmaktan geri durmuyordu. Birazdan ellerinden kayıp gidecek olan şeytanı için seyirci kalmaktan başka bir şey yapamamıştı.

Tanrı tarafından Chan doğduğunda üflenen ruh taşlaşıp tüm şeytan ve meleklerin taşlarının bulunduğu kutsal duvara gömülmüştü. Şimdi ise Lia'nın avcunun içinde yavaşça çemberin ortasına bırakılmaktaydı. Yeniden çemberdeki yerini aldığında boğazının düğümlendiğini hissetti.

"Başlayabiliriz."

Komutun ardından ufak bir dua mırıldanılmaya başlandı. Giderek yükselen melodiler eşliğinde çemberin ortasındaki taş hafifçe kıpırdamaya başlamıştı. Lia çenesini dikleştirerek nefret dolu gözlerini Jisung'a dikti ve elinde oluşturduğu kıvılcımı ortaya attı. Ufak kıvılcım, taşın etrafında kabuk oluşturarak onu adeta korumaya aldı. Söylenilen dualar geniş salonun mermerleri arasında dağılmaya başlamıştı. Divan yöneticisi bir hareketiyle taşın olduğu yerden yukarı kalkmasını sağladı. 

"Doğurgan olmadığı için dünyada erkek cinsiyetinde olacak." 

Çemberin etrafında bulunan 12 kutsal taş, 12 kişinin avuçları arasından süzülerek yanmakta olan ruh taşına yaklaştı. Aradaki mesafe azaldıkça taşı saran ateş sanki olanı biteni anlamış gibi kendisine yaklaşan taşları ittiriyordu. Çemberin etrafındakiler ellerini öne uzatıp ilahi bir güçle taşları ittirmeye başladı. Büyük bir kasırga çıkmış gibi herkesin saçları ve kıyafetleri arkaya savruluyordu.

Çemberin ortasında açılmaya başlayan boşluktan kasırga sesleri duyuldu. Giderek genişleyen boşluk, çemberin sınırlarına ulaştığı anda kutsal taşlar Chan'ın ruh taşıyla birleşmişti.

Tiz bir çığlık duyuldu.

Felix kulağındaki ani çınlama ile gözlerini kırpıştırdı. Parmağını hafifçe içine sokup sağa sola salladı "Biri beni mi andı ya?"

"Hm?" Kız kardeşi kitabından başını kaldırdı "Bir şey mi dedin?"

Devasa bir gürleme duyuldu. Chaeryeong yerinde sıçrayarak pencereye baktı. Gök sanki yarılmış gibiydi.

"Hava sıcaktı bugün ya noldu birden?" Felix tüylerini diken diken yapan rüzgarın içeri sızmasını pencereyi kapatarak engelledi. Kasabayı beyaza boğan bir şimşek çaktı. Birkaç saniyenin ardından kulakları sağır eden sesi duyuldu.

"Ay!" Genç kız kitabını kenara atıp ayaklandı. Elektrikler kesilmişti "Ödüm koptu abi yanıma gel. Çok yakına düştü heralde." Çilli çocuk kardeşinin koluna uzanıp kendine doğru çekti.

"Bütün kasabanın gitti galiba." Yağmurdan göz gözü görmüyordu ve bunun yanında sokak lambaları da tamamen gitmişti. Karşıdaki evi bile görebilmek imkansızdı.

"Gel mum bulalım buzdolabında vardı galiba." Abisinin hırkasından çekiştirerek mutfağa gitmeye çalıştı. Yolda ufak tabureyi görmediği için küçük ayak parmağına veda etse de mumu bulabilmişti. Yaktıkları sırada dışarıdan çarpışma sesi geldi. Genç kız elinde yanan mumu öne uzatarak abisine korkuyla sığındı "Hiii kaza mı oldu acaba?"

Sinner | HyunchanHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin