*-25-*

78 16 6
                                        

Seungmin ikili koltuğun köşesinde sessizce oturuyordu. Bakışlarını belli bir noktaya dikmiş arka fondan gelen yağmur sesine karışan düşüncelerini toparlamaya çalışıyordu.

"Al yavrum iç bunu güzelce."

Felix'in annesinin uzattığı dumanı tüten fincana uzandı ve teşekkür etti. Minho'nun kıyafetleri içinde pek rahatsız görünmüyordu. Sweatshirt tam olmuştu, altına giydiği pijama ise biraz bol gelse de belinden düşmüyordu. Zaten Minho'nun üst bacağı hep kalındı.

Aklına gelenle kaşlarını çattı ve aşırı sıcak olduğunu unuttuğu çayını bir anda içti. Dili yanınca hafifçe inlemişti. Minho aralarındaki arkadaşlığı bozduğundan beri birkaç cümleden fazlasını etmemişlerdi. Başta inanılmaz sinirli olan Seungmin'in öfkesi yavaşça dinmiş, Felix'in hastane durumları ile tamamen sineye çekilmişti. Şimdiyse karşısında titrek mum ışığının yer ettiği gözleriyle kendisine bakarken onun baldırlarını düşünmek garip bir duruma sokmuştu genç çocuğu.

"Yarın okullar tatil edilmiş." Chaeryeong'un sesine döndü herkes. Işık saçan ekranından bir şeyler okuyordu.

"İnternet çalışıyor mu?" Felix orta sehpadaki telefonuna uzandı.

"Çok nadiren gelip hemen gidiyor. Okuldaki hocalar toplu mesaj atmış bir saat önce. Daha bildirimi yeni geldi."

"Bana daha gelmemiş bile." Çilli genç elindeki işe yaramaz telefonu gerisin geri bıraktı "Minnie sabahtan hastaneye gideriz."

"Ya babamı içeri alırlarsa?" Felix dudaklarını araladı fakat bir şey diyemedi.

"Arkadan başka bir araba ona çarptığı için duramamış. Eğer durum böyleyse bir şey olmaz endişelenme." Minho'nun krema kıvamındaki sesi gözlerini doldurdu. Kendini tuttuğu her yerden belli olacak şekilde başını salladı. Zincirleme bir kaza olmuştu. Yağmur yüzünden yaz lastiğiyle kontrolü kaybeden bir araç yokuş aşağı kaymış ve önündeki iki aracı da aşağı sürüklemişti. O sırada köşeyi dönen Seungmin'in babasının arka tamponuna güçlü bir şekilde vurduklarında önüne bir anda nerden çıktığını anlamadığı birine çarpmıştı.

"Hadi uyuyalım, sabah ola hayrola." Minho'nun annesi mumlardan birine uzanıp eline aldı ve peşine Chaeryeong ile kız kardeşini taktı "İçini ferah tut Seungmin evladım, eminim hiçbir kötülük olmayacaktır."

Üçlü yalnız kaldığında Seungmin göz yaşlarını serbest bıraktı "Çok korktum." Felix, fısıltı halinde çıkan sesinin üzerine kollarını etrafına sardı arkadaşının "Babamın kaza yaptığını söyleyip gitti biri. Oraya gidene kadar aklımdan neler geçti bilemezsiniz." Seungmin'in bu hayatta en çok değer verdiği kişilerden biriydi babası. O kadar endişelenmişti ki sele kapılma ihtimali umrunda bile olmamıştı.

Minho bir süredir huzursuzlukla salladığı bacağını durdurdu. Ayağa kalkarak ikilinin dikkatini çekti "Yatalım hadi, sabaha kaldırırım sizi." Her sabah güneş doğmadan pastaneye gittiği için bünyesi erken kalkmaya alışkındı.

Az sonra Minho'nun odasındaki üçlü, yer yatağına en büyüklerinin yatmasına itiraz ediyordu "Hyung olmaz öyle sen sabahın köründe çalışıyorsun."

"Yarın pastaneyi açabilecek miyim belli değil Lix. Hem sanki tahtada mı yatıyorum şuna bak yatak süngeri kalınlığında zaten. Hadi yatın siz."

Çilli genç el mahkum kabul ederek yatağa adımladı. Ortamın garipliği ancak o sırada aklına gelebilmişti. Kuzeni, kuzeninin açıldığı çocuk ve kendisi aynı odada uyuyacaktı. Seungmin'in rahatsız olabilme ihtimaline karşı yatağın, yer yatağından olan tarafına geçti.

Gecenin ortasında gözlerini aralayan Minho üzerinden attığı yorgana uzandı ve beline kadar çekti. Henüz uyanmasına iki saat varken uykusu tamamen bitmiş gibi hissediyordu. Dağılmış sarı saçlarının arasından parmaklarını geçirerek doğruldu. Yatakta tek başına yatıyordu Felix.

Sinner | HyunchanHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin