Bölüm 12

157 20 25
                                        

Eliah gözleri önünde bilincini yitiren karısının kanatlarının yok oluşunu bunun yerine ayaklarının olması gereken yerde yerde duran eşsiz güzellikteki kuyruğu ve hemen yanında ağlayıp duran mavi kanatlı mor kuyruklu bebeğini izliyordu. Delirmiş olduğundan bu kadar korkmuş olmasaydı gözleri önündeki bu iki varlığın gördüğü en güzel mucize olduğunu düşünebilirdi. Heyecandan aklını yitirdiği düşüncesi şu an o kadar ağır basıyordu ki ağlayıp duran oğlunu kucağına aldığında her şeyin biteceğini düşünüyordu ama olmamıştı.

Küçük bedeni kucağına aldığında rengarenk saçları ile ona bakıp minicik gözleri yaşla parlarken ona bakan küçük beden değişime falan uğramamıştı. Hala pırıl pırıl mor bir kuyruğu vardı ve hala o küçücük kuyruğu sağa sola sallayıp minicik elleri ile babasının yeşil kanatlarını yakalamaya çalışarak gülümsüyordu. Eliah onun hayatında gördüğü en güzel ve en korkutucu şey olduğunu düşünmeden edememişti. Masmavi kanatları efsaneleri yansıtan çocuğun melezliğini saklıyordu belki ama ışıl ışıl mor kuyruğu bunu saklamasını imkansız kılıyordu. Eliah küçük çocuğu büyüsüne o kadar kapılmıştı ki bu detay için yeterince şaşıramamıştı bile.

Onun sonunda yakaladığı kanadı sayesinde gülmesi Eliah'ın kalbinde onbinlerce çiçek açtırmıştı. Nymphadora ve ona ait bir melek. Ona asırlar öncesindeymiş gibi kalan bir konuşmayı fısıldıyordu adeta. Bir deniz kızı ve bir Stymphalia'dan doğacak bebeklerden bahsedilen bir konuşma. Eliah o zaman hayal etse bile bu kadar muazzam bir şeyin doğacağını tahayyül edemezdi. Bu güzelden de ötede bir şeydi. Bu Stymphalia'ların yüz yıllardır anlatılan mavi kanatlı, en güçlü savaşçısıydı ve uğrunda savaşlar çıkarabilecek bir güce sahipti. Hem Deniz Halkı hem de Stymphalia'ların ölümsüzlük vaadiydi. Ilaisa'nın peşinden gittiği çocuk kadar hatta belki ondan çok daha özeldi. Göz yaşlarının aktığını ancak küçük damlalar bebeğin yüzüne düştüğünde fark etmişti.

Eliah daha ilk görüşte birine bu kadar bağlanabileceğini bu kadar sevebileceğini asla düşünmemişti. Onu bu rüyadan uyandıran Iliasa'nın boğuk sesi olmuştu.

"Eliah! Sen bunu biliyor muydun?"

Eliah neyi bilip neyi bilmediğini anlayacak durumda değildi şu an. Kucağındaki mucizesinden başka bir şeye bakmak istemiyordu ama Ilasia'nın onu sertçe çekmesi yüzünden rüyalarından uyanmıştı. Evindeki şu durumu hiç kimsenin görmemesi gereken bir gerçekti. Ilsaisa'nın gözleri çocuğun kanatlarına kayınca "Lanet olsun sonuncusu bu olmak zorunda mıydı?!" diye isyan ederken küçük evin içinde sinirli adımlarla dolaşmaya başlamıştı. Eliah ne diyeceğini bilmiyordu düşünme yetisini kaybetmişti adeta.

Gözü bayılan karısına kaydığında sonunda korku tüm bedenini ele geçirmişti. Şu an onun bir Stymphalia olması da bir deniz kızı olması da umurunda değildi. Ona bir şey olmasından o kadar korkmuştu ki soluğu yanında almıştı. Her zaman çok güzel olan Nymphadora ışıl ışıl kuyruğu ile daha da muazzam bir güzelliğe bürünmüştü. Eliah bir elinde yeni doğmuş oğlunu korurken diğer eliyle de karısını kaldırmış onun iyi olup olmadığına emin olmaya çalışıyordu. Çaresizce "Ilaisa! Ilasia iyi mi o?" diye bağırınca huysuz adam "Bir şeyi yok! Bayıldı birazdan kendine gelir ama Eliah cevap ver bana! Nymphadora'nın deniz kızı olduğunu biliyor muydun?" diye bağırmıştı.

Eliah bilincini yavaş yavaş kazanırken çocuğunu korumak istercesine onu göğsüne bastırmış karısının elini de avuçları arasına almıştı. Ona ne kadar kızgın olursa olsun yine de aşık olduğu kadındı Nymphadora. Senelerce yanında olan gözlerinin içine baktığı canından bile çok sevdiği karısı...

"Bilseydim bunlar olur muydu sanıyorsun Ilaisa? En az senin kadar şaşkınım ben de"

"En az benim kadar mı?! En iyi arkadaşlarımdan biri bildiğim kadın Deniz Halkı kraliyet ailesinden geliyormuş! Hala en az senin kadar mı diyorsun?"

Mermaid SongBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin