Çıkardığı yüzük çok değerliydi.
" Ben bunu alamam. Bu çok değerli.. "
" Annemin yüzüğünü sadece kalbime dokunan kadına verebilirim. O da sensin.! "
Kalbim deli gibi atıyordu. Elimi uzattım. Parmağıma o soğuk yüzüğü taktı. Tam sarılacakken biri cama tıkladı.
Kan emici olduğu anlaşılıyordu. Deniz kapıyı açıp dışarıya çıktı.
" Burası bizim mahallemiz kurtlara giriş yasak. "
" Sana şans veriyorum. Eğer gidersen sana izin veririm. Yoksa da kafanı koparırım. "
O sırada bir araba sesi duyuldu. Hızlıca kapıyı açıp Deniz in yanına doğru yürüdüm. Karşımızdaki adam bize bakıyordu.
" İki mahalle içindeki savaşa siz de girdiniz ve ölümü hakettiniz. Bu arada avcıların selamı var. "
Silah sesleri duyulduğunda arabadan çıkmasaydım keşke diye düşündüm. Karşımızdaki adamı kayalıklardan fırlattı. Tam o sırada göğsümde bir acı hissettim.
Yere doğru çökerken araba hızla çıktı. Deniz bana bakıp üstümü kendisiyle örttü. Silah sesleri birkaç kere daha duyuldu.
Gözlerim kapanıyordu. Bu böyle bitmemeliydi. Bitemezdi.
Gözlerimi acıyla tekrar açtığımda Deniz elini kalbimin üstündeki yaraya bastırmış arabayı sürüyordu. Araba durur durmaz bağırmaya başladı.
" Barış nerde? Selin yaralandı. "
Bundan sonra etrafı görmemeye başladım. Sesler kesildi. Hayattan bağlarım kopuyor gibiydi.
.
.
Deniz in Bakış Açısı
.
.
.
Selin i salondaki eve götürüp masaya yatırdılar. Kalbinin sesi azalmış neredeyse duyulmayacak hale gelmişti. Bedenimde kaç tane mermi olduğunu bilmiyorum. Zaten umurumda da değil.
" Deniz senin yaralarına bakmalıyız. "
Sinirim git gide artmaya başladı.
" Ne kadar bu işten anlayan varsa Selin le ilgilenecek. Eğer birşey olursa iki mahalledeki herkesi öldürürüm. "
Selin i sedyeye koyup hızlıca odaya koydular. Girmeye çalışınca da Barış önümü kesti.
" Giremezsin. Omzundaki ve kolundaki mermikerin çıkması lazım. Selin le ben ilgileneceğim. "
" Sen be anlarsın ki ne olursa olsun onun yanında duracağım. "
" Ben ışık kurduyum ve eğer onun alfasıysan güçlü olman gerekecek. İzin ver şu mermilerin çıkarmana yardım edeyim. "
" Git kuzenine yardım et. "
Sandalyeye oturup pençelerimi çıkarttım. Omzumdaki yataya pençelerimi soktuğumda acıdan dişlerimi sıktım.
Bütün mermileri çıkardığımda halim kalmamıştı. Zorla yürüyerek kapıdan içeriye girdim. Çektiği acıyı farkedebiliyordum.
Kalbinin zorla attığını. Titreyen ellerimi Selin in soğuk elleriyle birleştirdim.
" Sen ne yapıyorsun?"
Halim yoktu.
" Bana kan getirin. "
Barış elime bir torba verdi.
" Bu kan ne için? "
Dişlerimle torbayı yırtıp pas kokan kanı içmeye başladım. Enerji hızla içime doluyordu.
