Küçükken huzurlu şeylerin sadece huzur evlerinde ki yaşlılara mahsus olduğunu sanırdım. Büyüdükçe öğrendim orada da huzur yokmuş. Huzur..huzur...bu kelime beni her zaman düşündürür büyük bir kosmos. Ahh huzuru hiçbir zaman tam anlamıyla anlamıyla anlayamayacağım galiba.
Bu kelime Gustav Klimt'in tabloları gibi çarpık bir ele sahip. Oysa Gustav sevdiği kadının eli çarpık olduğu için tüm resimlerine onu da katmıştı. Adele'in çarpık parmağı da bizim huzurumuza katılıyordu.
Hiç düzgün durmuyor sürekli bir çarpıklık peşinde bir günü bir gününe uymuyordu. Bugün huzurlu huzursuz başlayan sabah öğlene doğru sınırda kalmış öğlenden sonra boka sarmıştı. Yani tam olarak Demir'in yanından ayrıldıktan sonra başladı her şey.
Esra beni aramış ve saçma eşya kompleksini üstüme kusmuştu. Şuan nerede miyim? İzmir Bornova İkea mağazasında...
Bu konuyu konuşmak istemiyorum...ahh ölüm gibi bir şeydi ama kimse ölmedi. Telefonum çalıyor arayana bakmak için çantamdan çıkarıyorum Erdem arıyor. Açıyorum ''evet''
''Selam bücürüm nasılsın?''
''Ne iyi ne de kötü sen?''
''Bende aynı standart...ya ben şey için aramıştım...babam aradı da beni seni falan sordu nasıl iyi mi seni aramaya çekinmiş neden bende bilmiyorum söylemedi. Neyse konuya gelirsek hepimizi bir yemeğe çağırıyor''
''Neden çekinmiş ki...neyse tamam olur ne zaman?''
''Gece hepimizi dedi...'' sustu eee??
''Evet hepimizi tamam''
''...Gece babam Savaşla konuşmuş...'' ne diyor bu amına kodumun kuzeni ??
''.......''
''...Gece iyi misin?''
''Değilim Erdem hiç iyi değilim...ahh şuan telefonumun şarjını bitmesini isterdim keşke tünelde olaydım da açmayaydım telefonu Erdem keşke şuan seni duymamış olsaydım....''
''Keşke bunları söylemek zorunda kalmasaydım bücürüm ama...ne diyebilirim ki?? Beynim yandı amına koduğum Savaşı nasıl dirildi nasıl babamla konuştu bilmiyorum hiçbir bokum bilmiyorum'' sinirlenmiş susmuştu ''nasıl olduğu zerre umurumda değil onu o dirildiği mezara sike sike geri koyucam''
''Ne zaman konuşmuş dayım Savaşla?''
''Dün'' aldığım cevapla yere yığılmak üzereydim ki Esra'nın sesiyle beynimden çıkıp dünyaya döndüm.
''Bak bir sen... Gece kötü oldun yavrum ne oldu?''
kafamı salladım ''hiç önemli değil'' sesimi düzelttim ve Erdem'e ''tamam ben bugün akşam üstü sana uğrarım konuşuruz tamam mı?''
''Tamam...Gece dikkatli ol...''
Erdem'in daha önce bana bunu bana söylediğini hatırlamıyorum ama söylediyse demek ki gerçekten boktan bir durumdur ve bakıyoruz oldukça bokumsu sızanmış bir durum. ''Tamam sende'' dedim ve kapattım.
''Gece neler oluyor? Nereye gideceksin akşam?''
Kafamı toplamaya çalışıyorum her şey dönüyor her şey bulanık Esra bir şeyler diyor duyuyorum cevap veremiyorum her yer de gölgeler var gibi kafamı sallıyorum ne oluyoruz lan?? Gözümün önünde beliren şekiller sesler kokular hepsi geçmişin tozlu raflarından gelme hala ilk günkü gibi tazeler kalbimi acıtıyor.
''Hiç...öylesine aramış...'' gülümsemeye çalıştım ''her zaman ki Erdem işte...''
Esra tatmin olmamış gibiydi ''emin misin bembeyaz oldun''
''Evet eminim iyiyim...burası biraz kalabalık değil mi ya ''
''Evet kalabalık birkaç şey kaldı onları da alalım gidelim'' kafamı salladım beynim çıkma isteğiyle yanarken gülümsedim.
Kalbim beni terk edecekmiş gibi atıyordu sesi kulaklarımı boğarken dışarı yansıtmamaya çalıştım her zaman ki gibi içime kaktırdım. Beynimin duvarlarında aynı isim yankılanıyordu Savaş...Savaş...Savaş lanet sikik Savaş...hiçbir zaman ondan kurtulamayacak mışım bak sen. Kurtulucam senden kurtulucam beynimde olman hiçbir şeyi değiştirmez seni beynimde öldürüp diriltebilirim. Ama gerçek hayatta asla...asla dirilemezsin.
Seni o sikik mezarına geri gömeceğim yarrak kafası duydun mu beni duymalısın piç herif...içimde kudururken dışarıdan Esraya saçma servis tabakları hakkında düşüncemi söylüyordum. Ne kadar çabuk biterse o kadar iyidir diye umuyorum buradan hemen uzaklaşıp Erdem'e gitmeyi düşünüyorum. Gerçi oraya gidip de ne yapacaktım onu da bilmiyorum ya en azından başka şeyler de öğrenirdim.
Esra alacaklarını bitirmiş ödemeyi yapmak için sıraya girmiştik ve sıra hiç bitmeyecek gibiydi sanki tüm İzmir buradaydı. Telefonuma baktım saat dördü geçiyordu sıra yavaş yavaş fazlasıyla yavaş bir şekilde ilerliyordu tam sinirlerim bozuldu bağıracaktım ki başka kasa açtılar kasiyere laf sokmadan geçmeyi ihmal etmeden çıktık.
Eşyaları arabaya yerleştirip eve doğru yola çıktık. Esra'nın arabasıyla gitmek gibi bir işkence varken birde Savaşı düşünüyordum. Beynim kerhaneye döndü amına koyayım...Düşünme Gece düşünme motoru yakacaksın en son sonra bir bakmışsın akıl hastanesinin uçuk kırmızı duvarları altında düşüncelerini seyrediyorsun. Sonumu görür gibi oldum.
Ufak penceresinde kaktüs bahçesi olan küçük kız düşüncelerinin peşinden koşuşturuyor kimsenin rahatsız etmediği bu duvarların ardında ki küçük kız neden hala düşünceli düşünecek neyi kaldı ki?' diye düşünen hemşireler ve doktorlar size şimdiden söylüyorum geçmiş benim için hiçbir zaman geçmiş değil...
Evet fazla ileriyi düşündük biraz geri saralım Savaş kısmına mesela ona nasıl işkenceler yapacağımı mesela ya da nasıl dirildiğini falan. Acaba Demir'i mi arasam yok ya o şimdi celallenir nereden öğrendiniydi falanıydı filanıydı birde onunla uğraşamam. Emir oda vardı ahh şimdi bir aptal için ortalığı ayağa mı kaldıracaktım bu saçmalıktı. Aklımdan bu düşünceleri çıkarırken eve gelmiştik bile. Eşyaları yukarı çıkarıp Esrayı atlattım Erdem'in evine doğru yola çıkarken kovduğum düşünceler tekrar ve tekrar beynimi esir alıyordu.
Sevgili kuzenim beynimdeydi sadece beynimde başka bir şey o sadece ben düşünürsem oradaydı onu kontrol edebilirdim. Bu benim beynim seni sürtük burada benim kurallarım geçer. Ve senin gitme vaktin geldi niye siktir olup gitmiyorsun? Çünkü seni düşünüyorum düşünmesem bunlar hiç olmayacak ama oluyor işte neyse yine hayat diyip kaktırıyorum.
Amına koyayım kaktır kaktır yer kalmadı daha nereme kaktıracağım acaba susuyorsun iç ses...yoksa bu konuşan sen misin ben mi sen mi sen ben aynı değil miyiz bir şey fark eder mi? Eder tabi sen içten yağdıra biliyorsun ben dışarıdan belki yarısını belki çeyreğini söyleyebiliyorum. Tamam bazen çokça abartıp söylediğim oluyor ama sen daha çok şey söylüyorsun. Neyse biz sonra şey edelim şimdi Erdemle konuşmam gerek.
Ne konuşacağız onu da bilmiyorum ya...ölen adam nasıl diriltilir cadıcılıkla uğraşmadığımız kalmıştı oda oldu gibi bakalım daha ne boklara sarıcaz...

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Mai ve Siyah
Genç Kız EdebiyatıHer şeyin bittiğini sandığınız bir anda hayatınızın ortasına düşen bir adam her şeyin daha yeni başladığını hatırlattı. Hiçbir şey için geç değil hala kalp atışlarımı hissediyorum. Ahh bayım hayatımı gerçekten değiştirdiniz... En kötü ne olabilir ki...