Derdin varsa açacaksın yetmişlik sek rakıyı içeceksin arkadaş öyle suymuş falan karıştırmayacaksın. İçmesini bileceksin yak sigaranı yanında bir duble daha götür. Öyle erkek adam laflarına da gerek yok.
Biz sek içen hatunda gördük dörtte bir rakı dörtte üç su koyan erkek de. Adam olacaksan sek içeceksin. Kafam güzel olsun mu diyorsun bitir o yetmişliği öyle gel. Ve önüme bakıyorum bizim ki çoktan bitmiş karşımda sek için adam ve dertleri var. Dertler rakı şişesinin içerisine bizler dışarı akanla birlikte savrulduk.
Denizin tuzlu kokusunda Hamdi dayının teknesinde çoktan biten boş rakımıza bakıyoruz. Tekne bir o yana bir bu yana sallanırken dertlerimiz denize saçılıyor ve suyun yüzeyinden kıyıya vuruyor. Ve işte son bardak rakılarımızı tokuşturuyoruz bundan sonrasını düşünmedik bile sadece evden çıkıp buraya attık kendimizi. Rakı masasında kalır her şey dedik geldik.
Hamdi dayımızın balıkçı teknesine balık ve rakı kokan tekneye dertlerimizi akıtmaya geldik. Ruhumuzu boşaltıp yerine boş hava doldurduk bu gece sadece biz ve rakı masamız vardı.
"Her zaman biz kötü olduk be her zaman biz suçlu olduk...şimdi sıra onlarda" dedi ve bardağını kaldırdı. Bende kaldırdım "sıra onlarda" diye tekrarladım sessizce.
Atlas'ın sessizce göz yaşları süzülürken "Sevilmeyecek kadar kötü bir çocuk muydum ben? O kadar çirkin miydim de bana bakmadı?"
O gün yine gelip çatmıştı ve benim lanet beynim unutmuştu. Bugün Atlas'ın annesinin ölüm yıl dönümüydü. Her sene ki gibi bugün yine buradaydık ve annesi için içiyorduk. Arda umursamazdı bugünü o annesinden bir annelik görmemişti neden içecekti ki? Ama Atlas oda annelik görmemişti ama annesini görmüştü Ardayla aralarındaki fark buydu. Arda görmemişti annesini ama Atlas onun kendilerinden iğrenen bakışlarını görmüştü. Ve işte bu yüzden buradaydık.
Güldüm "İyileri kim sever ki?" Güldü ikimizde kahkaha atıyorduk. Ama neşe yoktu mutluluktan yoksun acı kahkahalardı bunlar.
"Peki kötüleri kim sever?"
Tekrar güldük ikimiz bir "biz" diye bağırmıştık.
"Ahh evet biz...biz neden böyle olduk? Neden?"
Anlaşılan o ki birilerinin yeni bir şişeye ihtiyacı vardı. Güldüm yeni şişeyi açarken "İşte benim kızım" demiş ve ilk dubleyi kafaya dikmiştik. Bu bir adetti açılan ilk şişeden ilk bardak fondip yapılırdı ki devamı gelsin diye.
İkincileri doldurduk Atlas gökyüzüne döndü "bizi ne zaman birileri sevecek bizim ne zaman sevilmekten kalbimiz kuruyacak. Ana baba kim kaldı başımızda tek başımıza ne zaman sevileceğiz?"
"Lan biz bostan korkuluğu muyuz burada"
"Senden başka kimsem yok ki? Senin hayatın böyle olmak zorunda değildi"
"Ama oldu daha öncede normal olduğunu söyleyemezdik"
"Ama ölmeleri gerekmiyordu. Biliyor musun sıkıldım bundan yürü gidiyoruz"
"Nereye?"
"Biraz birilerini okşayalım kendime acı çektirmek yetmiyor"
Sırıttım "kim var aklında"
Sırıttı "her zaman birileri vardır. Ama bu sefer senden başlayalım sen seç sonra ben"

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Mai ve Siyah
ChickLitHer şeyin bittiğini sandığınız bir anda hayatınızın ortasına düşen bir adam her şeyin daha yeni başladığını hatırlattı. Hiçbir şey için geç değil hala kalp atışlarımı hissediyorum. Ahh bayım hayatımı gerçekten değiştirdiniz... En kötü ne olabilir ki...