'Hayat diyerek kaktırdıklarımızda bugün' diye bir köşe açsalar herhalde o köşe tüm evrene yayılırdı. Neyse bayım hayat...
Ben sizin uyuyan halinizle konuşurken kim bilir siz nerelerdesiniz. Bazen düşünmeden edemiyorum bilerek mi sana ihtiyacım olduğunda çıkıp gelmiştin yoksa bunların olacağını bilmiyordun da mı geldin? Evet kazayı biliyordun ama bana iyi geleceğini nasıl biliyordun? Belki senden de nefret edecektim belki herkes gibi seni de hayatımda istemeyecektim... kendinden bu kadar emin şekilde karşıma çıkmanın sebebi neydi?
Belki amacı bu değildi belki sadece annesine benzediğim için belki gerçekten bana zarar vermek için gelmişti...her ne şekilde geldiysen şuan yanımda olmanı seviyorum beni duymuyorsun belki ama ne olursa olsun umurumda değil bana vereceğin acı tenime çarpıp geçecek olsa bile bunu en içten gelen sesim ile söylüyorum.
Neydi bu ses kalbimden mi geliyordu? Kuvvetli ihtimal mantığım bu sözcükleri bir araya getiremezdi. En son bu sesi duyduğumda annemlerin mezarındaydım...şimdiyse bu acıdan farklı bir duyguydu kalbimden gelen. Adını bilecek kadar tecrübeli değilim hoş gör bu halimi. Acemiyim bu konulara ama adı olması gerekiyor mu? Hissediyorum işte kalbim ayrı atıyor senin yanında ritmine ayak uyduramıyorum.
Bana her dokunduğunda karmakarışık düşüncelerim bile sıraya giriyor. Ahh böyle işte koca adam keşke bunları içten değilde dıştan söyleyebilsem bunu çok isterdim. Belki sevgimi fazla gösteremiyorum ama bunu hissediyorum. Mesela insanlara sarılmayı sevmem beceremem de zaten ama sen...sana sarılmayı seviyorum beni başka ütopyalara çekiyor kolların. Şimdi ki gibi yine başka bir yerdeyim sana biraz daha sokulursam bu dünyadan tamamen uzaklaşabilirim gibi geliyor.
Seninleyken dünyada değiliz sanki bunu sende fark ettin mi? Sanki iç sesimi duyarcasına bana gülümsüyordu. Şuan rüyada mıydı yoksa uyanmış mıydı bilmiyorum ama onu saatlerce izleyebilirdim. Ne yapıyordum ben salak salak sırıtıyordum ve Demiri seyrediyordum. Ahh Gece iyice aptal aşığa bağladın.
Her zaman aradığın şeyi bulmuş gibi davranıyorsun ama ben bunları hiç hayal etmemiştim ki. Kendimi böyle bir erkekle aynı yatakta onu seyrederken hayal etmemiştim. Benim hayallerim bundan çok daha farklıydı. Gelinlikli falan da hayal etmedim kendimi ben daha çok pistler de falandım. Ya da kendimce ütopyalar kurardım. Okuduğum kitaplarda yaşardım. Kahramanlarla birlikte atlası aşıp uzaya çıktık. Bu adamın nereden geldiğini bilmiyorum.
Demir'e baktım gözlerini açmış gülerek bana bakıyordu. Parmaklarını yüzümde gezdirdi ''birkaç dakika önce sırıtarak bana bakıyordun...'' parmakları çatık kaşlarımı okşadı her bir kırışıklığı tek tek birini bile atlamadan...oysa o parmakları suratıma değil ruhuma işliyordu gözlerimi kapattım. ''Sonra kaşlarını çatmaya başladın seni benden alıkoyan her şeyi senden almak istiyorum''
Yüzümü yüzüne yaklaştırdı gözlerimin içine bakan bu adama karşı direncim eksi binlerdeydi. Beni kollarının arasına alırken sıcak teninden yayılan kokusu başımı döndürüyor düşüncelerim alt üst oluyordu. Beni benden almaktan bahsediyordu.. yapamazdı benim üzerimde yapamayacağı tek şey buydu galiba beni benden çekip alamazdı... geçmişimi alamazdı. Belki bir nebze iyileştirebilirdi ama kökü bende kalırdı yine içimde büyürdü budardı yine büyür yine budardı ta ki sıkılıp beni bırakana kadar.
Bu kadar hepsi olmasa da şu nebzelik bana iyi geliyordu. İç çekişini dinledim yine babası gelmişti aklına ben onunla konuşmayınca aynı şeyi yapıyordu. Sanırım bende onun iç sesini dindiriyordum. Bir nebze...
Kafamı kaldırdım ''onunla konuşabilirim'' dedim sessizce.
''Konuşsan ne olacak ki şimdi erteleyecek sonra tekrar gelecek...aklına koyduğunu yapar''
Kafamı salladım evet gizemli öyleydi. Konu dağılmalıydı Demir biraz daha düşünürse beyni onu terk edip gidecekti. ''Atlas dün seninle konuştu mu?''
Sırıttı ''evet''
''Peki hangi tarafıyla konuştu iyi Atlas mı kötü Atlas mı?''
''Ortası yok mu onun''
''Hiç arada bir Atlas görmedim ya iyidir ya kötü''
''İyiydi ya biraz tehdit biraz dost ortaya karışık konuştuk...sana iyi bakmamı söyledi'' gülümserken.
Güldüm ''öyle olduğuna fazla alışma şimdi ne zaman kaşlarımı çatsam senden bilecek''
Omuz silkti ''bilsin'' derken kendine biraz daha çekiyordu ''biz kavga etmeyiz merak etme sen tabi ring hariç''
''Sahi en son gittiğinizde ne oldu? Atlas sinirliydi Beytoyu görürsen beni çağır diyip duruyordu'' -beyto yeraltı dövüşlerini ayarlayan adamdır-
Bu sefer Demir kaşlarını çatmıştı ''göt herif bahisçilerle iş birliği yapmış. Benimle Atlası eşlemek istiyormuş bizde yenilerleydik sonra çıkacaktık adamları bizim peşimize salmış. O kadar adamı görünce bizde topuk...'' güldü.
Gülümsedim her zaman ki gibi Atlas'a ben sana demiştim demek istemiyorum o yüzden içimden kendi kendime söylüyorum 'ben demiştim Beyto şerefsizin teki' neyse peki ya sonrası ne kadar ekmek o kadar köfte? Ahh sormak istemiyorum sonra ne o kıskandın mı ayakları. Evet kıskanabilirim bu benim en doğal hakkım...
Yani öyle değil mi ya öyle olmalı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Mai ve Siyah
ChickLitHer şeyin bittiğini sandığınız bir anda hayatınızın ortasına düşen bir adam her şeyin daha yeni başladığını hatırlattı. Hiçbir şey için geç değil hala kalp atışlarımı hissediyorum. Ahh bayım hayatımı gerçekten değiştirdiniz... En kötü ne olabilir ki...