bir kız doğdu, 3 mayısta, sabaha karşı 5:27 de,
babasının güneşi, annesinin prensesi, zaman neşeyle geçti, mutlulukla, kadın evlerinin annesi mutfaklarının vazgeçilmez aşçısı, kocasının canıydı,
adam evlerinin direğiydi, uysallığıyla işinin zıtlığını yansıtıyordu, üniformasına aşıktı tıpkı karısına kızına olduğu gibi,
ama ölüm, geldi, azrail çaldı kapılarını, açmak istemediler, kabullenmek istemediler, ama çaresizlerdi,
sonra kadın gitti, kız sustu, suskunluğu çoğaldı, hastalığı depreşti adam yılmadı, karısını kaybetmişti kızını kaybetmeyecekti, çabaladı kızını hayata döndürdü,
ikisi beraber büyüdü, ayrılmadılar hiç, ama yine azrail kapılarına dayandı, bu kez kapıyı çalmadı çalması için erkendi, şimdilik sadece tıkırtılar yükseliyordu kapıdan,
kız biliyordu, azrailin o kapıyı eninde sonunda çalacağını çok iyi biliyordu,
çaresizdi....tıpkı şimdi olduğu gibi,
kollarında yukarı çıktığı adamın merdivenleri tırmanırken duvarda asılı sayısız resimle bir kez daha gerçeklerle yüzleşti,
yalan söylüyor, arkadan iş çeviriyor, gözlerinin içine baka baka oyun kuruyordu kız,
o yalan söylemezdi, iş çevirmekle alakası olmamıştı hiç, donanımlı zeki aklı başında düzgün bir kızdan yalan söyleyen arkadan iş çeviren bir kadın haline geliyordu,
bu ben değilim, hayır değilim, dibe sürükleniyorum, durmadan sürükleniyorum,
ağır....çok ağır bir adam, kaldıramam, yaşantısına ayak uyduramam,
yaşa dışı işler, sayısız kadınlar, para şöhret, bunlar kimine göre bulunmaz nimetlerken benim için çok boktan şeylerdi,
kalçamda hissettiğim yumuşaklık tanıdıktı, yatağındaydım, ve yanında ki adam,
bir ceza, bir sevap, bir baş kaldırı, bir felaketti, onunla olamazdı, yapamazdı, kimseye ihanet etmeyecektim, ne babama ne zoraki de olsa onu satmışta olsa kocama, nede kollarında ki adama,
''şimdi güzel bir uyku çekiyorsun, ve yarın gece bana geldiğinde sana bir sürprizim var'' korkmuştum, onun dudaklarından aldığım nefesle, kollarında olduğu kuvvetle, korkmuştum ama şimdi, yanağımı okşayan adamın niyetinin tekrar yatmak olmadığını anladım,
''şimdi gidiyorum....yarın gece görüşürüz'' dedi ayağa kalkarken saçlarıma bir öpücük kondurdu,
arkasını dönüp giderken, ben kendimi yatağa bıraktım, içimdeki bu his neydi bilmiyordum ama çok tatlıydı hiç geçmesin asla geçmesin diyerek kapattım gözlerimi,
ve gözlerimi açtığımda ne zamandır böyle rahat uyumadığımı fark ettim herşey gözlerime farklı geliyordu, güneş aynıydı, sabah aynıydı, hayat aynıydı, ama ben değildim, değildim işte,
böyle neşeli, olmaya hakkım var mıydı? yapılanı ne çabuk unutmuştum, asla kinci biri olmamıştım ama bana yapılanı nasıl affetmiştim, affetmiş miydim?
sonuçta bende onu vurdum dimi ödeştikti mi? o benim ben onun kanını akıtmıştım, bilmiyordum bunları düşünmek bile neşemi kaçıramıyordu,
''sen ve ıslık çalmak, dünyanın sonu mu geldi'' dedi babam ben arka bahçeye güllerin arasında ki masamızda kahvaltının en güzelini hazırlamıştım,
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KAZANILMIŞ
Romanzi rosa / ChickLitsıradan bir hayat.... 23 yaşinda evlendigi gun kocasinin kumar borcunun bedelini ödemek icin dunyanin en acimasiz insanina sunulan lina decevi.... babasinin kraliçesi. ölmüş annesinin prensesi. kocasinin borcunun altinda ezilen acizi..... "bana vere...
