♥4

421 74 7
                                    







''Çok teşekkür ederim Justin. Ve tekrardan çok özür dilerim.'' dedim mahcup bir tavırla. Başımı öne eğdim ve ellerimle oynamaya başladım.

Arabasıyla bizi sabah hastaneden alıp evime getirmişti. Hiç başımızdan ayrılmamıştı gece de ben uyuyana kadar durmuş hatta Mia'nın uyumasına kadar beklemişti.

''Hey, özür dileyip durma Evelyn. Hiç önemi yok.'' dedi ve dudaklarını yalayıp gülümsedi. Sarı saçlarını yana yatırmıştı. Üstünde siyah bir kot ve gömlek vardı. Ellerini cebine sokmuş arabasının yanında duruyordu.

Benim yüzümden ikisi de okula gidememişti. Kapıda öylece dikildiğimiz aklıma geldi ve salaklığıma küfür ettim.

''Şey içeri gelip bir kahve içmek ister misin?''

Mia , Justin'e teşekkür edip eve girmişti bile. Ona kızamazdım dünden beri çok yorgundu gidip dinlenmeliydi.

''Ah , çok isterdim ama babamın yanına uğramalıyım.'' 

''Anlıyorum. Peki o zaman.''

''Görüşürüz.'' dedi ve arabasına ilerlemeye başladı.

''Justin?'' diye seslendim tam arabanın kapısını açtığı sırada.

''Evet?'' kaşlarını havaya kaldırmış , merakla gözlerime bakıyordu.  Şuan çok sevimli ve çocuksu görünüyordu.

Arabanın etrafından dolaştım ve karşısına geçtim.

''Şey, acaba diğer çocuklara da söyler misin , akşam yemeğe bana gelmenizi istiyorum. İlk günden kötü bir tanışma oldu. Bir özür olarak kabul ederseniz çok mutlu olurum.'' Fikir bir anda aklıma gelmişti ve özür olarak iyi gibi gözüküyordu.

''Yemek ile uğraşmayıp dinlensen daha iyi olabilir Evelyn. Özür dilemek zorunda da değils-'' derken lafını kestim.

''Lütfen.'' dedim ve gözlerimi kapatıp nefesimi verdim. Kollarımı göğsümde bağlamıştım ve hafif rüzgar yüzünden üşüyordum.

''Peki söyleyeceğim.'' dedi nefesini verip ve iki elini kollarıma koyup hafif sıktı.  Gözlerinin rengini çözmeye çalışıyordum , güneş vurduğunda renk değiştiriyorlardı.

Ben gözlerinin rengini çözmeye dalmışken onunda benim gözlerimi incelediğini farkettim, elleri hala kollarımdaydı. Sanki şuan sadece bedenen yanımdaydı. Uzaklara dalıp gitmiş gibiydi. Bu şekilde kaldığımızı belli etmek istercesine hafif kıpırdadım. Birden hafif sıçradı ve dicek birşey bulamayıp geveledi.

''O zaman ben haber veririm.''diyip eline ensesine götürdü.

''Akşam görüşürüz o zaman. Teşekkürler Justin.'' dedim ve gülümseyip eve yürümeye başladım.

İçeri girdiğimde Mia görünürlerde yoktu. Sanırım odamda duş alıyordu. Önemsemedim nasıl olsa benim kıyafetlerimden bir şeyler bulup giyip gelirdi. Bunu köklü arkadaşlığımıza dayanarak söylüyordum.

Gidip koltuğa oturdum ve çantamı açıp telefonumu ararken gözüme ilaçlarım çarptı. Elime alıp içecekken bunun yeni bir başlangıç için iyi olmadığına karar verdim ve ilacı çantaya attım.

Annemin numarasını tuşladım ve beklemeye başladım.

''Tanrım Eve! Nasıl oldun bitanem?'' diye endişeli ses tonuyla konuşmaya başladı annem.

''İyiyim anne panik yapma lütfen.'' Bıkkınlıkla şakaklarımı ovuşturdum.

''Bizi korkuttun tatlım. Senin için çok endişelendik.'' Sanki ilk defa oluyormuş gibi tepki veriyordu fakat o bir anneydi tabiki onun hissettikerini ben bilemezdim. Eminim çok korkmuştu. Kendime tekrardan bir küfür savurdum.

Back to Life / Justin Bieber & Barbara PalvinHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin