''Evelyn?'' Patronum Albert bana seslendiğinde elimdeki boş bardakları mutfak tezgahının üzerine bıraktım ve yanına gittim.
''Otursana.'' Yanına oturduğumda pek mutlu gözüktüğü söylenemezdi. ''Sorun nedir Albert?''
''Bu kafeyi neden açtığımı sana anlatmıştım ama bir türlü işleri yoluna sokamadığımı düşünüyorum. Konum olarak güzel bir yerdeyiz ama müşteri konusuna bir çare bulamadık. Bana önerebileceğin bir fikir var mı, sonuçta gençler daha iyi bilir değil mi?'' Diyip gülümsedi.
Kafenin içerisi moderndi, geniş menüsü ile oldukça elverişliydi ama tek sorunumuz günde en fazla 5-6 masanın doluyor olmasıydı.
''Bence bizim sorunumuz tanınmıyor oluşumuz. Yani yeterince reklam yapamıyoruz.'' Dedim.
Derin düşüncelere daldı ve beni onayladı. ''Haklısın. Ne yapmamızı önerirsin?'' Kibar ses tonu ve sakin tavırları insanı yumuşatıyordu.
''Ben bir şeyler düşüneceğim. Bana güven.''
Gülümsedi. ''Teşekkürler güzel kızım.'' Verdiği cevap karşısında en içten gülümsememi yolladım.
''Gece panolara afiş asmaya ne dersin?'' Troy ile öğle arasında oturmuş sigara içiyorduk. Müşteri olmamasının - şu an için avantaj- sayesinde.
''Yakalanıp geceyi nezarethanede geçirmek istiyorsan daha yaratıcı fikir bulmalısın T.'' Sigaramdan çektiğim dumanı üfledim.
''Her şeyin en kötüsünü düşünmekten sıkılmıyor musun Drama Kraliçesi?'' Troy dalga geçerek konuştuktan sonra karnına vurdum. Gülmesi arttığında cevap verdim.
''Hayatta her zaman iyi şeyler olmuyor mankafa. Üstelik bahsedilen hayat benimkisiyse kesinlikle iki kere düşünmen gerekiyor.''
Elleriyle saçlarını karıştırdıktan sonra gökyüzüne baktı. ''Ah haklısın, bunu devam ettirip içindeki acıyı beslemeyeceğim.'' Dedi.
Sırıttım ve sigaramı söndürdüm. Hala kafe için neler yapabileceğimi düşünüyordum.
''Aslında biraz haklısın şuan ikimizinde hayatı bok gibi. Mutluluğu bulduğunda benimle paylaşmaya ne dersin?'' Troy konuşmaya devam ederken aklıma gelen fikirle bağırdım.
''Buldum!''
''Bu kadar kolay ve çabuk olacağını düşünmemiştim, tanrım.'' Gözlerindeki şaşkınlık iyice kendini belli etmişti.
''Mutluluğu değil, kafe için ne yapabileceğimizi buldum seni aptal.''
İçeride dolu iki masa vardı ve ben siparişlerini yeni götürmüştüm. Bunu fırsat bilerek kasaya Troy'un yanına gittim.
''Fikrin işe yaramadı sanırım Eve. Kimseyi göremiyorum.'' Bıkkınlıkla konuştuğunda ona döndüm. ''Çeneni kapat birazdan burda olacaklar.''
Mia'yı arayıp bizim çocukları buraya oturmaya davet etmiştim.
''Haklıymışsın zamanlaman süper.'' Söylediğinin üzerine kapıdan giren arkadaşlarımı gördüm. Gülümsemem kocaman olduğunda ilk önce gidip Mia'ya sarılmak üzere adımlarımı hızlandırdım.
Kollarımı açarak ona doğru yürürken Matt kapıdan hızlıca girdi ve Mia'yı yana iktirip bana kocaman sarıldı.
''Sen koca bir götsün.'' Mia abisine söylendiğinde kaşlarını çatmış sinirden çıldırıyordu.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Back to Life / Justin Bieber & Barbara Palvin
Fanfiction''Eğer yıldızım olmana izin verirsen , sonsuza dek senin gökyüzün olacağım.'' dedi Justin umut dolu gözlerle. Gözlerinde ki umut ışığı, ay ışığı ile birleşip ; Evelyn'in kalbine doğru yol aldı.