Merhaba! Sınırı geçtiğiniz için teşekkür ederiiiim =) Yorumların biraz artmasını bekledim ama hala yerinda durduğunu görünce vazgeçtim. Yorumlar az oldukça yeni bölüm gecikecek :D He bu arada siz yorum yapmaya üşeniyorsunuz ama ben üşenmeyip uzun ve mutlu bir bölüm yazdım.
İthafenler;
RuffRyders-beartommy-kraengl-Demmree-dxblue-zeyneponer-buketgmz-directioner6135-lola5498-thebestestvlut-mdnemzlm-JTismine-Sezen_Ylmz
Sınır; +120 vote- çokça yorum
İyi okumalar
Erken kalkmaya alışmış vücudumu yataktan zorla kaldırdım. Bir haftadır işe gidiyordum ve bugün cumartesiydi. Aslında bur hafta boyunca hiçbir şey olmamıştı. Sadece yetkili bir kuruluşa Colin’i evlatlık edinmeyle ilgili bir dilekçe yazmıştım. Bunu başarabilecek miydim bilmiyordum ama Kinney bana yardım etmiyordu. Edeceğini söylemişti ama artık benden nefret ettiğini biliyordum. Nora ile aramız bozuk geçiyor ve ben şuanlık tek arkadaşımı Dexter olarak görüyorum. Tüm hafta yoğun çalıştım ve yeni işimi öğrenmeye çalıştım. Yorucuydu. Gerçekten. İşin eğlenceli yanı Dexter ile öğlen yemeklerimizdi. Öğlen yemeklerinde her seferinde kendimi faklı ortamda buluyordum. Bazen Mc Donalds gibi bir yere giderken bazen de abiye ile gidebileceğiniz bir restorantta gidiyorduk ve kesinlikle kıyafetlerimiz bu ortama uygun olmuyordu. Eğleniyordum. O ultra eğlenceliydi. Aslında benimde eğlenceli tarafımı ortaya çıkarıyor ve bizi sadece bir saatliğine 18 yaşımıza götürüyordu. (Bu arada Dexter benden tam üç yaş büyükmüş) Onun 30 yaşında olduğuna kim inanırdı ki? O kadar genç gözüküyordu ki. Özellikle sırıttığı zaman ona yeni yetme diye bilirdiniz.
Bugün cumartesiydi ve en son yetimhaneyi ziyaret ettiğimde bana Colin’i cumartesi günleri alıp dışarı çıkarabileceğimle ilgili bir bilgi verdiler. Yoğun bir haftanın ardından onun için üşenmeyip kalktığım için buna minnettar olmalıydı. Her neyse.
Colin’i nereye götüreceğimi çok iyi biliyordum. İlk önce ona kahvaltı yaptıracaktım –Dexter maaşımın bir kısmını şimdiden verdi- ve sonra biraz onla küçük bir tur atabilecektik. Onu nehre götürebilirdim ya da bir parka götürüp orada eğlenmesini. Onun parkta eğlendiğini düşünmek çılgınlık olurdu.
Evden çıkmadan hemen önce kapı çaldı. Nora Kinney’de kaldığı için kapıyı ben açtım. Kapımda bu saatte gözleri uyumaktan şişmiş gayet şık giyinmiş bir Harry beklemiyordum. Onun bir haftadır görmüyordum ve içimdeki özlem su yüzüne çıktı. Şimdi değil dedim içimdeki gergedana. Şimdi olmaz. Elindeki gözlüğünü nedensizce taktı. Üstündeki mavi gömleğin ilk üç düğmesini kapatmamıştı ve bu… tahrik edici gözüküyordu.
“Gözlerimi kamaştırıyorsun.” Dedi başını bana yaklaştırıp yanağımdan öpmeden önce.
Sende fazla yatak odasına gitme isteği uyandırıyorsun.
Bana sırıttı ve bir an düşüncelerimi okuyup okumadığını merak ettim. Sahi okuyabilir miydi? Tabii ki hayır!
“Teşekkür ederim.” Dedim hızlıca kalbim yeni yetmeler gibi atıyordu. Onu bu kadar özlemek mantıklı mıydı?
“Seni götürmeye geldim.”
Ona gözlerimi kırpıştırdım. Onunla her yere gidebilirdim ama Colin?
“Harry gitmem gereken bir yer var, üzgünüm.”
“Ne? Yetimhaneye gideceğini düşünmüştüm.” Çenesindeki gerilimi gördüm. Duruşunu dikleştirdi ve bir adım geriledi.
“Yetimhaneye gideceğim.”
Rahatladığını hissettim. İyi de benim yetimhaneye gideceğimi nereden biliyordu? Sadece Dexter’a ve Nora’a söylemiştim.
“Tamam seni oraya götüreceğim ve istersen sizle takılabiliriz.”
Onu gözden geçirdim. Onun da tüm hafta çalıştığını biliyordum ve bugün izin günüydü. Yetimhaneye gideceğimi öğrenmişti ve beni götürmek için gelmişti. İçten içe eridim.
“Aslında bir arabaya ihtiyacımız var.” Dedim sırıtarak.
Kabul ettiğimi anladığında sırıttı. Onun bu çocuksu sırıtması asla gitmeyecekti. Onun gülümsemesi hiçbir zaman değişmiyordu. O her zaman gençti ve her zaman sevdiğim gibiydi.
“Çantamı alıp geliyorum.”
Arabadaki yolculuk sessizdi. Yarım saat sonra yetimhaneye gelmiştik. Güvenlik bizi tanımıştı ve başıyla küçük bir selam vermişti. Bizde ona karşılık verdik. Colin’i almadan önce müdire ile görüşmek zorundaydık. Aslında bu işi ben yapacaktım ama Harry izni onun isteyebileceğini falan söylemişti. Kabul ettim çünkü o kadınla konuşmak istediğim bişey değildi.
“Dilekçenizi ilgili makama yollamışsınız Bayan Styles.” Dedi Harry her şeyden habersiz yüzümü inceledi. “Yakında cevap gelecektir.”
Gülümsemeye çalıştım. Harry’nin bakışlarını hissedebiliyordum. Dilekçe yazdığımı kimseye söylememiştim. Belki biraz Dex’ten yardım almış olabilirdim.
“Colin saat yediye kadar geri gelmek zorunda.” Kadın gözlerini ikimizin de üstüne sabitledi. “Aksi takdirde polise haber vermek zorundayım.”
“Merak etmeyin Colin yedi olmadan burada olacak.” Dedi Harry. Kadın onu onayladı ve kapı çalındı. Colin beni gördüğünde gözleri aydınlandı ve koşup bana sarıldı. Onu sıkıca sardım.
“Bugün geleceğini düşünmüyordum.”
“Bişeyler yaparız diye düşündüm.”
Geri çekildiğim de onu öptüm. “Ne yapacağız?”
“Kahvaltı ve biraz eğlence.” Colin küçük bir sevinç çığlığı attı. “Bak Harry’de burada.”
Harry’e döndü ve ona utangaç bir şekilde sırıtırken “Merhaba Harry.” demekle yetindi.
“Merhaba güzelim.”
Onlara baktım ve aralarındaki elektriğin arasında sıkışıp kalmıştım ama bir yerlerde kıskandığımı hissettim. Colin sadece beni sevmeliydi.
Harry bizi küçük bir kafeye getirmişti. Gözlerden uzak olmak istediğini biliyordum çünkü tüm hafta magazin programlarında konu olmuştu. Evli olduğun herkes biliyordu ama benim ve onun ayrı kalması gözlere batmaya başlamıştı. Kimse bizi yan yana görmüyordu ve ben onun evindi yaşamıyordum ama ortada bi boşanmada olmuyordu. Nerdeyse evleneli bir ay olmuştu ama biz hiç evli değil gibiydik. Kendimi o günü hatırlamamak için zorluyordum.
Colin yanımda Harry karşımda oturuyordu. Harry kendine domatesli tost söylemişti. Colin ve bende omlet yemekte karar kılmıştık.
Colin ağzına omleti sıkıştırırken “Şimdiye kadar kimse beni dışarı çıkarmamıştı biliyor musunuz?” diye bize acı bir bilgi verdi. İlk önce Harry ile birbirimize küçük bir bakış attık sonra Harry üzgün ifadesini yok edip sırıttı.
“Bundan sonra hep çıkacaksın.”dedi Harry.
Colin gözlerini büyüttü ve ona inanmıyormuş bir ifadeyle baktı. Güldüm.
“Gerçekten mı?”
Sırtını okşadım. “Evet.” Sırıttı.
Colin’in mutlu olduğunu biliyordum. Gözlerine baktığınız da bunu gayet iyi anlardınız. O tekrar omletini yerken onun ağzına ekmeği sıkıştırdım. Homurdansa da çok zayıftı ve uçacakmış gibi gözüküyordu. Ben onun ağzına peynir, zeytin sıkıştırırken dikkatimi bizi sırıtarak izleyen Harry çekti. Sabah kapıda bana sırıtışından bahsediyordum ya onu unutun bu gülüşü daha çok şeyi bana anlatıyordu. Farklıydı ve ben ona gülmekten alıkoyamadım.
“Sende yemeğini ye Harry.” Diye uyardım onu. Sırıttı.
“Peki anneciğim.”
Colin buna kahkaha attı ama bu seferde ağzına kaşar peynir tıkıştırdım. Kaşları çatık ağzı doluyken oldukça şeker gözüküyordu.
Bir sonraki durağımız parktı. Colin’e gidip gitmek istediğini sordum ve oda bunu seve seve kabul etti. Harry bizi büyük bir parka getirdi. Çocuklar parkta oynarken aileleri de banklarda oturuyordu. Colin’i buradan uzaklaşmasın diye tembihledikten sonra Harry ve ben bir banka oturduk.
Böyle çok şey gözüküyorduk… Aile gibi. İçimde bişeyin cız ettiğini düşündüm. Harry kollarını birbirine bağlamış, güneş gözlüğüyle oldukça havalı gözüküyordu. Onu izlemekten kendimi alıkoyamıyordum ama gözlerimi Colin’den çekmekten korkuyordum. Sanki bakmadığım an başına bişey gelecekmiş diye hissediyordum.
“O çok enteresan bir çocuk.” Dedi Harry bana bakarken. Gözlerini göremiyordum.“Onu bu yüzden seviyorsun değil mi?”
Gözlerimi kaykaydan kayan Colin’den çekip ona yönelttim. Aslında enteresan olduğu için değildi. O bana çok benziyordu. Yaşadıklarımız bile o kadar çok benziyordu ki. Bunun bir tesadüf olmadığını düşünüyordum ve onun orada harcanacağını düşünmek bana acı veriyordu.
“Bazen nedensiz seversin.” Dedim aslında çok şey diyebilirdim ama Colin’i niye sevdiğimi bilmiyordum. Aynı Harry’e niye aşık olduğumu bilmediğim gibi.
Sırıttı. Bu çapkın sırıtması oldukça şey gibiydi; Yatak odam hemen sağda.
“Bazen nedensizce aşık olursun.”
Benle flört etmeye mi çalışıyordu? Hadi ama Styles!
“Benle flört etmeyi kes!” dedim onu bozarak. Resmen oturduğu yerde tepindi.
“Hadi ama Ella! Biraz eğlenelim.”
“Bunu senle yapmayacağım.”
“Niye kendini kollarımda bulmaktan mı korkuyorsun?” dedi bana savaş açarak. Aslında bir kısma haklıydı. O benle flört edecekti ve ben eriyecektim. Sonra beni tekrar eski halime getirmek için kutuplara götürmek zorunda kalacaklardı.
“Kollarında bulmak mı?” Kahkaha attım. Sanki bu çok imkansızmış gibi.
Harry sırıtmasına devam etti. “Herkes senin bana ne kadar aşık olduğunu biliyor bebeğim.”
Kaşlarımı çattım ve kollarımı birbirine bağladım.”Herkes senin de nasıl bir-“
“Ella!” diye masum bir ses duydum ve çokça küfürlü olacak cümlem yarı da kesilirken Colin’e döndüm. Sıkılmış gözüküyordu.
“Bir sorun mu var bebeğim?” diye sordu Harry.
Colin omuz silkti.”Arkadaşım yok ve canım sıkıldı.”
Ne yapacağımı düşündüm. Ayağı kalktım ve Colin’in elini tuttum. “Peki o zaman bizde kovalamaca oynuyoruz. Harry ebesin.”
Colin’in sıkıca tuttuğum elini çekiştirdim ve benle beraber koşmasını sağladım. Colin’in kahkahaları havada uçuşurken Harry bozulmuş bir şekilde arkamızdan geliyordu.
“Yakalayamazsın ki!” diye bağırdım neşeyle.
Oda arkamızdan yavaş koşarak gelmeye başladı. Colin’in küçük eli avucumdaydı. O kadar mutlu gözüküyordu ki. Kahkaha seslerini duyuyordum. Nehre doğru ilerledik. İnsanların bizim halimize baktığını gördüm. Yani kimin peşinde ünlü bir şarkıcı varken kaçardı ki? Colin ve ben kesinlikle bu işte efsaneydik. Harry hala bilerek yavaş koşuyordu. Neden olduğu çok açıktı eğlenmemize izin veriyordu ama çoktan insanlar onun fotoğrafını çekmeye başlamıştı bile. Tabii bizim de bu Colin için kötü müydü bilmiyordum ama bizi daha ıssız bir yere doğru koşarken buldum. Ayaklarım artık beynimden daha önce karar veriyordu.
Yorulduğumu hissediyordum ama mutluluk çok daha önemliydi. Ağaçların arasına girdik. Sol tarafımızdan nehrin sesi geliyordu.
“Ella!” dedi Colin “Çok yoruldum.”
Kıkırdadım ve biraz yavaşlayıp durdum. Harry hala peşimizden geliyordu. Yüzündeki gülümseme hala yerindeydi. Bana doğru hızlandığında çığlık attım ve kaçtım. Colin kahkaha attı. Harry ise bana sırıtarak koşarken ondan nasıl kaçacağımı düşünüyordum. Şüphesiz benden daha hızlı koşuyordu.
Tekrar çığlık attım ve biraz daha hızlı koşmaya çalıştım. Arkama baktığımda çok yaklaşmıştı. Colin’de birazcık arkamızdan gülüp koşuşturuyordu. Harry benim belimden yakaladığında ikimizde çimlerde yuvarlandık. Durduğumuzda Harry’nin eli başımın altında kendisini üstümde buldum. Onun yeşil gözlerine bakarken yorgun olduğunu tahmin etmek zor değildi. Bana yamuk bir sırıtış verirken kusacağımı düşündüm. Tanrım! Onu niye bu kadar dayanılmaz yarattın ki?
Bir kıkırtı duyduğumuzda ikimiz de o tarafa baktık. Colin küçücük ellerini ağzına getirmiş kıkırdıyordu. Sonra el çırpıp “Öp! Öp!” diye bağırmaya başladı. Gözlerim kocaman açılırken Harry bana baktı. Hala dayanılmaz bir şekilde sırıtıyordu. Beni cidden öpecek miydi? Pembenin koyu tonu dudakları yaklaştı ve tam dudağımın altına sulu bir öpücük bıraktı. Ben daha şoktan çıkamadan o çevik bir hareketle ayağı kalktı ve elini kalkmam için uzattı. Colin hala gülüyor ve bu konu hakkında bişeyler söylüyordu. Elini tuttum ve ayağı kaldırmasına izin verdim. Colin’in dikkati hemencecik dağıldı ve “Ördekler var!” diye bağırdı. Nehre doğru koşarken “Dikkatli ol!” diye bağırdım. Harry kolunu omzuma attığında geri çekilmek yerine başımı göğsüne koydum ve o başıma küçük bir öpücük koyarken sırıtmakla yetindim.
Sonunda yaşımızın getirdiği yorgunlukla kendimizi çimlerin üstünde otururken bulduk. Yorulmuştum ama Colin sadece bir dakika dinlenmeyle hala dinç gözüküyordu. Ördeklerle konuşmasını normal olarak karşılıyordum. Bir anne ördek ve birde yavrusu vardı. Colin onlara yanaşmaya korkuyordu ama yine de onlarla çömelerek bir sohbete girmişti. Ördek her vakladığında ürkmesine gülüyorduk.
“Sanırım yaşlandım.”
Kıkırdadım “Ama hala gülümsemen 20 yaşındaki haline ait.”
Gülümsedi ve bunu bilerek yaptığını anladım. “Merak etme genç erkeklere o kadarda tutkum yok.”
“O kadar?”
Kahkaha attım. Senden başka kimseye tutkum yok demek istedim ama bu çok anlamsız olurdu ya da fazla anlamlı olurdu.
Colin hala nehrin kenarında ördeklerle konuşuyordu ve onlara çimen yemelerini söylüyordu.
“Yetimhaneye gideceğimi nereden öğrendin?”
“Nora ağzından kaçırmış olabilir.”
“Ya da arayıp haber vermiş olabilir.”
Harry kıkırdadı. Onun hala Harry ve benim aramın düzelmesini istemesi bana anormal geliyordu. Benden çok Harry’nin arkadaşı gibiydi.
“Doktor hatasıymış.” Dedim biliyorum konuyu burada açmak çok akılsızcaydı ama bu konuyu biriyle konuşmaya ihtiyacım vardı ve bu kişinin Harry olmasını istiyordum.
“Anlamadım?” dedi kaşlarının birden çatılması hoşuma gitmemişti.
“Kısır kalmamın nedeni doktor hatasıymış.”
Gözleri bir an bana değse bile gözlerini benden çekip koyu yeşil rengine dönmüş nehre çevirdi. Göğsüme bir ağrı girdi.
“Biliyor muydun?”
Çatık kaşlarıyla birlikte bana döndüğünde “Doktora saldırmaktan dolayı 8 saat hapiste kaldım.”
“Aman Tanrım!” dedim ağzımı kapatırken. Fazla sesimin çıkmasını istemiyordum ama gözlerim daha şimdiden dolmuştu. Bana bakan gözlerinde bir an öfke gördüm. Onunda üzgün olduğun tahmin etmek zor değildi.
Bana yaklaştı ve beni kendine doğru çekti. “Bak şimdiden her şey düzelmeye başladı. Lütfen üzülme!”
“O-o doktora ne olacak?”
“Şirketin avukatı bu konu da uğraşıyor. Meslekten atılacak büyük ihtimal. Zaten hastaneden kovuldu.”
Gözyaşlarım onun göğsüne düştü. Beni daha sıkı sardı ve saçlarıma öpücükler bıraktı.
Ağlamam durduğunda Colin’in bu halimi görmediğine şükrettim. Hala pes etmemiş ve ördeklere çimen yedirmeye çalışıyordu. Harry ve ben buna uzunca güldük. Gerçekten çabası görülmeye değerdi. Sonunda Colin omuzlarına düşürerek yanımıza geldi. Akşam üstünün güneşi pek yakmıyordu ve hava soğumuştu.
“Yemiyorlar.”
Harry onu kucağını çekti. “Belki de sevmiyorlardır.”
Colin omuz silkti.
“Acıktın mı Col?” dedim ona taktığım ada ilk önce şaşırsa da sonra sırıttı ve “Col.” Diye mırıldandı. Belli ki bunu sevmişti.
“Benci bir hamburgere ve patates kızartmasına hayır demez.”dedi Harry.
Colin kahkaha attı. “Kolada olacaksa neden olmasın!”
Arabaya baya bir uzaklaştığımız için o yolu geri yürümek zorunda kaldık. Tabii sadece ben ve Harry yürüdük çünkü Colin kendini Harry’nin omuzlarında buldu. Bu gerçekten eğlenceli olmalıydı.
Hamburgerlerimizi yedikten sonra Colin’i yetimhaneye bırakmak zorundaydık. Onu bırakırken hüzünlü gözüküyordu ama sonra ben kendimi onun kulağına bir kez daha onu alacağıma söz verirken buldum. Harry bunu duymamıştı ve duymasına pekte gerek yoktu. Harry’le vedalaştı ve sonra onu öğretmeninin içeri sokmasına izin verdi. O giderken kendimi bok gibi hissettim. Neden hissettiğimi bilmiyordum ama onu bir dahaki hafta görmek benim moralimi bozacak gibiydi.
“Hafta içi yine görmeye geliriz istersen.” Dedi Harry kolumu okşadığı gerçeğini yok sayıp onu onayladım.
Harry beni eve bırakacağı için tekrar arabasına bindim. Yolculukta genelde Colin’den bahsettik. Harry Colin’in gerçek adını çok merak ediyordu. Haklıydı. Bir ara bende merak etmiştim. Özellikle de kendine erkek ismi takan bir kız olması gerçekten de ilgi çekiciydi ama sonra bunun önemli olmadığını fark ettim. Birbirimize istediğimiz gibi seslenebilirdik. İsimler bize şekil vermiyordu ki.
Araba evimin önünde durduğunda ona dönüp gülümsedim. Küçük bir teşekkür etmek istiyordum ama o benden önce konuştu. Benim aksime durgundu.
“Bugün şey gibi değil miydik?... Aile gibi.”
Nefesim kesildi. “Harry yine başlama-“
Gözündeki güneş gözlüğünü çıkardı. Hava kararmaya başlamıştı ve rahatsız edici güneş gidiyordu. Neden hala taktığını bilmiyordum. Gözaltları şişmişti. Hala yorgun gözüküyordu ama sanki bu günün yorgunluğu değil de yılın yorgunluğu gibiydi.
“Ella bu lanet güneş gözlüğünü niye takıyorum biliyor musun?”
Bağırışı kulaklarımı ve canımı acıttı. Başımı iki yana salladım.
“Bir haftadır uyuyamıyorum ve gözaltlarım berbat durumda..” Dedi kısıldı. “Nora’a hafta sonu planını öğrenmek için yalvardım.”
“Harry-“
“Dinle!” dedi tekrar sesini yükselterek. Sözümü kestiğini yok saydım.”Sensiz uyuyamıyorum ve uyku ilaçları işe yaramıyor. Senin yanında yaşıyorum ben. Sen olmazsan ölüden farkım yok.”
Başını direksiyona koydu. “Uyumamak umurumda değil ama vücudumun bir şekilde ihtiyacı var. Beni affettiğini bilsem bile uyuyabileceğimi düşünüyorum.”
Onun bu haline kalbim acıdı. Ciddi anlamda göğsümde bir acı hissettim ve kendimi onun sırtına sarılırken buldum. “Belki de sadece bu gecelik beraber uyuyabiliriz. Tabii beni ellemeyeceğine söz verirsen.”
Direksiyondan başını kaldırdı ve bana baktı. Ona gülümsedim. Beni kolları arasına çekti.”Hiç değişmeyeceksin!”
Arabadan inip eve yürümeden önce arkamdan geldiğine emin oldum.
SINIR;+120- ÇOKÇA YORUM
YORUMLAR ÇOK AZ VE MORALİM BOZULUYOR. BU KONU DA ÇOK CİDDİYİM. SINIR GEÇEBİLİR AMA YORUMLAR AZ OLDUKÇA YENİ BÖLÜM GEÇ GELECEK.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Çıldırtan Aşk 2-(Harry Styles)
RomanceGökyüzünden bir yağmur damlası onun rahmine düştü. O bunu en başından beri sevdi. Her şeyin yoluna gireceğini düşündü. Sevdiği adam ve ona benzeyen bir çocukla bunu düşünmemek imkansızdı. “Seni çok seviyoruz Mercimek.Ihm. Mercimek biraz garip oldu...
