-13-

4.6K 233 46
                                        

Ayy kapak fotoğrafına aşık olduuuum =) DaphneMuldoon'a teşekkür ederiiiiiim =) Ellerine sağlık bebek =) 
Bu arada merhaba! Destekleriniz bana güç veriyor. Sizi her bölüm daha çok seviyorum (Bir okuyucunun yorumunu çaldım ahahha)
İTHAFENLER;
aussiesforlife-Directionr2618182223-JokerSurat-Demmree-directioner6135-Harrynindonu-directionerzyn-hikaye_kurdu-BlackStarMelekx-HaroldsLovelyCat-RuffRyders-Hannah_izabel-rojdagulsun-kediseverr-zeyneponer-kraengl-ZeynepSudeKarakas-JTismine-GksuAras-SelenatorAndHunter-BeyzaUzmen-videogamess-GaGaTheQueen-reyyanXOharry-Broken_Heated_LoveX

İyi okumalaar
SINIR:+115 VOTE- ÇOKÇA YORUM

Odamda karşımdaki dosyayla bir süre boyunca oturdum. Dosya 2013’ten itibaren başlıyordu. Bizde yılın sonuna geldiğimize göre her seneye ait farklı dosyalar vardı çünkü Harry uzun bir süredir psikologa gidiyordu. Başlarındaki konuları öyle böyle biliyordum ve ciddi anlamda onun dediklerini ya da doktorun yazdığı notları görmek istemiyordum. Tek görmek istediğim düğünden sonra olanlardı. Bende cesaretimi toplayıp o sayfaları karıştırdım. Düğün tarihinden bir hafta sonraki bir tarihte kağıdı buldum. Acıklı hissettim.

Şöyle yazıyordu;


Hastada gerileme yaşıyoruz. Yaşadığı olaylarda kendini suçluyor ve geriye dönüp bakmaya başladı. İnsanların onu affetmemesinden korkuyor. Kendini kontrol edemiyor. Ağlamıyor.

Altında birkaç yabanı terim vardı. Büyük ihtimal teşhis gibi bişeydi. Sayfa burada doktorun imzasıyla son buluyordu. Altına uyku hapı kullandığıyla ilgili küçük bir not vardı. Geceleri hep uyku sıkıntısı çekiyordu. En son gece yanıma geldiğinde de uyuyamadığı için gelmişti.  Sayfadaki tarihten birkaç gün sonraya atladım. Doktor sadece yabancı terimler kullanmıştı.Ondan bir sonraki sayfa tam beş gün sonraydı. Bu sefer yazılar vardı.

Hasta tedaviye sonuç vermemeye devam ediyor. Duyguları ve kimliği kapalı. Kendini dışarı vurmuyor ve tedaviyi ertelemeye başladı.

Bunlar roman gibi geliyordu ama öyle değildi. Harry’nin hakkında yazan her şey buradaydı ve benim hakkımda bulabilmek için bişeyler aradım. Zaten olayla alakalı üç tane daha kağıt parçası kalmıştı. Bir sonraki sayfada yine Harry’nin ağlamadığını ve pek konuşmadığı yazıyordu. Sonraki sayfada ise aradığım şeyi buldum

Duygularını açığa çıkarmaya başladı. Kendine suçlu hissediyor. Ağlama seviyesi beş üzerinden üç. İlaç kullanmaya başladı. Artık parmaklarıyla oynamıyor. Hasta “Onun gidip gerçekleri öğrenmesinden korkuyorum.  Kendini israfmış gibi hissetmesinden korkuyorum. Çocuğumuz asla olmayacak olabilir ama ben onu seviyorum.”…

Ne yazdığını defalarca okudum. Defalarca… Anlamam on dakika gibi göz atıp kapayacağım bir süreyi aldı benden. Ne diyeceğimi bilmiyordum. Burada neler dönüyordu? Benden saklanan şey ne kadar büyüktü. Çocuğumuz bir daha olmayacak mıydı? Kısır mıydım? Dosyayı orada bıraktım. Yataktan kalktım. Odanın içinde ne yapacağımı düşünür bir şekilde deli gibi gezdim. Saçlarım çoktan dağılmıştı. Onları çekiştirdim. Rahatlamam lazımdı ve soru sormam lazımdı. Hızlı odadan çıktım. Aşağıda beni bekleyen Nora ve Kinney vardı. Endişeyle bana bakıyorlardı. Nora ayağı kalktı.

“Ella-“
Sözünü kestim.”Kes sesini! Bana bunu nasıl söylemezsiniz. Size inanmıyorum.”

Nefes alışlarım hızlandı. Boğazımın oraya bişey takıldı. Rahatsız ediyordu. Çığlık attım. Bunu neden yaptığımı bile bilmiyorum. Kalbim o kadar çok acıdı ki..

Kinneyin yarım yamalak sesini duydum. “Onlar seni korumaya çalıştı.”
“Kimden? Kendimden mi?” Diye bağırdım. Nora’yı ilk kez gözleri dolmuşken gördüm ama çok acımasızdım. “Hiçbirinizi görmek istemiyorum. Hepiniz bana zarar veriyorsunuz.” Saçlarımı çekiştirmem lazımdı. Öyle yaptım. Saçlarım elimde kalana kadar. Saçlarım acımıyordu, hissetmiyordum. Kalbim o kadar çok acıyordu ki… Hiç düşünmedim. Sinirimi bir insan yerine dolabın camına geçirdim yumruğumu ve dirseğime kadar giren camların acısını hissettim. Sonra ardından yağmur gibi akan kanı. Bir çığlık sesi duydum. Nora ilk kez bir kız gibi çığlık atmıştı. Kinney’i yanımda buldum. Öylece akan koluma bakıyordum. Sanırım bu sefer fena halde batmıştım ve kendime zarar veren bendim.

“Ella yavaşça geri çek.”
“Geri çekil.” Diye mırıldandım. Elim hala kırık camların arasındaydı. Bunu tahmin etmemiştim ama sadistçe hoşuma gitmişti. Rahatlamış ve biraz sarhoş hissediyordum.  Kolumu yavaşça çekerken çok fazla acıdı.
Nora yanımda dikilmiş bana bağırıyordu. “Amacın ne senin kendini öldürmek mi?”
Onu önemsemedim ve tabii Kinney’i de Harry’e olanları anlatıyor gibiydi. Koluma baktım. Sanırım kemiğimi göre biliyordum. Gözlerim karardı.


Gözlerimi açalı on dakika oldu ama tahmin ettiğiniz gibi yanımda kimse yoktu. Kolumda hafif bir ağrı vardı ve sarılmıştı. Büyük ihtimal dikiş falanda atılmıştı. Neden bayıldığımı bilmiyordum. Soracak kimse de yoktu. İçimdeki kibirli gergedan “Tam istediğin gibi.” Dedi evet haklıydı. Tam istediğim gibiydi. Yalnızlığı ben seçmiştim. Dolaba yumruğumu geçirmeyi de ben seçmiştim ki bu acayip saçma bir karar olmuştu. Şuan evde acımla ağlıyor olabilirdim ama bu saçma hastanede uzanıyordum. Üstümde kan vardı. Bu midemi bulandırdı çünkü kokuyordu. Başımı yana döndürdüm. Klasik hastane odası. Tek kişilik bir yataktan ibaretti ve o saçma aletler. Aslında hayat kurtaran aletler…

Kalbimde hala acı vardı. Kalp krizi falan geçirmezdim değil mi? Keşke geçirsem belki ölürüm ve kurtulurum.

Çocuğumun bir daha olmayacağını düşünmek o kadar acı ki… Olanları bana anlatacak tek kişi bile yok. Bu kadar işte. Siz gidin dersiniz ve insanlar gitmemek için tenezzül etmezler bile.

Kapı beklediğim gibi sonunda açıldı ve doktor geldi. 60-65 yaşlarında gösteren bir erkekti.

“Nasılsınız bakalım.”
“İyi.” Dedim en azından evde yaşadıklarımdan sonra daha iyi hissediyordum.
Başını salladı.”Birazdan çıkabilirsiniz.”
Düşündüm. Zaten tekrar hastaneye gidecektim. “Ben kısırmışım.” Diye atıldım. Ne kadar acı olduğunu bilemezsiniz.Yüzüme baktı. “Yani yeni öğrendim. Benden saklamışlar. Bunla ilgili t-test yaptırmak istiyorum.” Cümleyi ağlamadan bitirebildiğim de kendimi tebrik ettim. Doktor şaşırmış gözüküyordu.
“Peki siz nasıl isterseniz. Sizi kadın doğum bölümüne sevk edeceğim.”


Hastaneden çıktığımda saat ona geliyordu. O kadar yorgun hissediyordum ki… Testin sonuçları yarın çıkacaktı. Hastanedeyken kimseyi görmedim. Zaten kimse beni merak etmedi. Onları son görmem bayılmadan önceydi ve gelip görme tenezzülü bile göstermemişlerdi. Hastaneden çıkmış nereye gideceğimi bilmiyor bir şekilde yürüyordum. Taksi param olmaması da cabası tabii ama daha gidecek bir yerim bile yoktu. O eve geri dönmeyecektim. Nereye gideceğimi de bilmiyordum. Doktorun ağrı kesici diye verdiği ilaçları alabilmek için param bile yoktu. Yine eskisi gibi kaldırıma oturdum. Her çaresiz olduğum zamanda ki gibi…  Ki o zamana kadar beni bir arabanın takip ettiğini bilmiyordum. Araba tanıdıktı. Derin nefes aldım. Sakin kalmam gerekiyordu. Araba önümde durdu ve içinden Harry indi. Yanıma adımlarken burun kemerini sıkıyordu.

“İyi misin?” diye sordu bunu beklemiyordum daha çok bağıracak gibi duruyordu. Bakışlarımı ona çevirdim.
“Ne kadar iyi olduğumu tahmin edemezsin.” Dedim alayla. Bozuntuya vermedi.
Kolumu gösterdi. “Acıyor mu?”
“Hayır.”
“İlaçlarını aldın mı?”
Ne kadar daha sabretmeliydim. Gözlerinin içine baktım. Karşımda duruyordu. İçimdeki gergedan kalk dizini kasıklarına geçir diyordu.
“Siktir git buradan Harry.”
Sesli nefes alışını duydum. “Benle düzgün konuş. Sana yardımcı olmaya çalışıyorum. Sana yalan söylerken de yardımcı olmaya çalıştım.”
“Bebeğimizi sevmediğini söyleyerek mi yardımcı olacağını düşündün-ayağı kalktım- ne kadar acıttı farkında mısın? Senin yüzünden psikolojik tedavi gördüğümün farkında mısın? Bana gerçeği söyleyebilirdin ama sen bunu seçtin. Neden?”
Sustuğumda nefes nefeseydim. Gömleğinin yakasından tuttum ve sarstım. “Neden?” diye fısıldadım. Ellerimi kendi avuçlarına hapsetti. “Eve gidelim uykuya ihtiyacın var.”
Ellerini ittim. “Neden biliyor musun ben söyleyeyim. Senden nefret etmemi istedin, senden nefret edecektim ve boşanacaktık. Böylelikle sende sana çocuk verecek bir kadınla evlenebilecektin.” Sözlerim bittiğinde ağlıyordum. Kaldırıma oturdum.
“Tanrı aşkına Ella! Ne dediğini duyuyor musun? Sana nasıl aşık olduğumu söylerken bunları demen o kadar saçma ki.” Önümde eğildi ve beni sıkıca sardı.
“Onu o kadar çok seviyordum ki.” Diye mırıldandı. “Onu o kadar çok istiyordum ki aklın almaz.” Başımı boynuna gömdüm ve hıçkırarak bir süre ağladım. Sırtım ovuşturup beni kanatlarının altında tutmak dışında hiçbir şey yapmadı.
“Seni eve götürmeme izin ver.”

Başımı salladım ve beni arabaya kadar taşımasına izin verdim. Yol boyunca ağladım. Eve vardığımızda Nora ve Kinney bizi kapıda bekliyordu. Harry yine kucağına aldı ve beni odama kadar taşıdı. Yatağın üstüne bıraktıktan sonra kanlı tişörtümü değiştirdi ve başka bir tişört giydirdi. Bunların hepsini yaparken hala ağlıyordum ve en kötüsü kendimi kontrol altına alamıyordum. Beni yatağa yatırdıktan sonra üstündekileri çıkardıktan sonra yanıma yattı ve üstümüze yorganı örttükten sonra kollarına bana sardı.

Ağlamamak için kendimi sıkıyordum. Isırmaktan dudaklarım acımıştı. Bedenim kasılmıştı ve çenem acımaya başlamıştı. Saçlarımın arasına bir öpücük bıraktı. “Kendini rahat bırak.” Dedi ve bende öyle yaptım. Hıçkıra hıçkıra ağladım.
Fısıldadı. “Bunları yaşadığın için özür dilerim.” Uykuya daldığım da saatin kaç olduğunu bilmiyordum ama zıplayarak uyandığımda hala hava karanlıktı.Gece yarısını geçtiğini biliyordum. Çok terlemiştim, su içmek istiyordum. Ağzım damağım kurumuştu. Harry’nin üstümdeki kolunu çektim. Beni tekrar sıkıca tutu. “Nereye gidiyorsun?”
“Su içeceğim.”
Benden önce doğruldu. “Ben getiririm.”
Onu sağlam kolumla tuttum. “Ben biraz hareket etsem daha iyi.” Karanlıkta yeşil gözlerini görebiliyordum. İlk kararsızdı ama sonra müsaade etti ve geri yattı. Bende ağrıyan kolumla aşağı indim. Mutfaktaki saat dördü gösteriyordu. Huzursuz bir uyku yaşamıştım. Gördüğüm kabuslar olmuştu ama sanki biri onları benden uzaklaştırmıştı. Hiçbirini hatırlamıyordum. Su içtim. Odama geri dönmek konusunda çekiniyordum. Dışarı çıkıp havaya ciğerlerime çekmek istiyordum.

Odaya döndüğüm de Harry uyumuştu.Üstümü değiştirdim ve onun cebinden borç para aldım. Bunu fark etmeyecekti bile. Sonra geri koyabilirdim. Montumu aldıktan sonra Harry son bir kez daha baktım. Uyurken bile endişeli gözüküyordu.

Evden çıktığımda nereye gideceğim hakkında hiçbir fikrim yoktu bende yürüdüm. Uzun bir süre işlek caddelere kadar yürüdüm. Kolumun acısı azalmasa da rahatlıyordum. Tüm senelerim gözlerimin önünden yavaşça gidiyordu. Bunları yaşamak istememiştim. Evet, hepsi benim seçimimdi ama ben yinede bunu istememiştim. En azından kocamın cebinden para çalmak istemiyordum. O bana para vermeliydi ama benim cebinden almam. Kendimi bir an aşağılık gibi hissettim. Harry’e vereceğim hiçbir şeyim kalmamıştı sevgimden başka… İşim, arabam yoktu ve kısırdım. Bir evim ve sevgim vardı. Zaten Harry’nin de birçok evi ve ona sevgili verecek bir sürü tanıdığı kız vardı. Beni ne yapacaktı ki?

Mercimek gittiğinde çok üzüldüm ama bir yanım bir şansın daha var diyordu hatta onlarca şansım vardı. Bir tane daha yapabilirdim. Aslında yapamıyormuşum. Kendimi o kadar yalnız hissediyordum ki… Farklı bişey vardı.

Caddede ışıklara kadar yürüdüm. Karşıya geçmek için kırmızı ışığın yanmasını bekliyordum. Önümde bir araba durdu ve camı açıldı. Bir erkek bana öylece bakıyordu. Sonra sırıttı. Tanıdık gibi geliyordu.

“Ella beni tanıdın mı?”
Yüzünü yakından incelemek için çok azıcık yaklaştım. “Dexter?”
“Bingo.”dedi gülerek ayıkken daha yakışıklı. “Nereye bu saatte? Tek başına.”
Omuz silktim “Eğlenmek istedim.”
“Atla o zaman.”

Onu sadece bir kere görsem de Zayn’in arkadaşıydı ve bence iyi biriydi. Yanına oturdum. Harry bunu yaptığımı öğrense büyük ihtimal  onu öldürürdü.
“Beni hatırlamana şaşırdım. Çok sarhoştun.”
Güldü. “O bacakları nerede görsem hatırlarım.” Bende ona eşlik ettim.

SINIR:+115 VOTE- ÇOKÇA YORUM

Çıldırtan Aşk 2-(Harry Styles)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin