Yirmi altı

6.9K 417 132
                                        


— Cam kırıldı! Deniz!

— Duru yere yat!

Cümle bitmeden patladı silah sesleri.

Evimin bir duvarını komple kaplayan cama isabet eden kurşunlar sonuncu bütün camlar kırılıp binlerce sivri ışık parçası gibi üzerimize yağdı. Barut kokusu bir anda genzime doldu. Ev... evim artık ev değildi. Bir hedef tahtasıydı.

— Evi tarıyorlar!!

Duru'nun çığlığı kulaklarımı yırttı.

Refleksle yere kapandım. Başımı kaldırdığımda cam kırıkları Durunun saçlarına dahi saçılmıştı. Yüzü bembeyazdı. Sürünerek yanına ulaştım. Bu iyi değildi. Bu iyi değildi!! Geleceklerini biliyordum, bekliyordum hatta geç bile kalmışlardı ama bu kadar olaylı bir giriş olacağını tahmin edememiştim. Elbette yaptığımın sonucunda evime çiçek fırlatacaklarını düşünmemiştim ama böyle pervasız bir yaylım ateşi ihtimali de düşmemişti aklıma.

— Korkma. Yanındayım. Çıkacağız buradan tamam mı Duru? sana bir şey olmasına izin vermem.

Yalan söyledim. Duruyu güvende tutmak için her şeyi yapacağımı biliyordum ama bu yeterli olacak mıydı bilmiyordum. Onu omzundan tutup kendime çevirdim. Gözleri açıktı ama içi boştu. Donmuştu. Titriyordu.

— Yaralandın mı? Duru!

Tepki yok.

Bir kurşun daha duvara saplandı. Alçı parçaları saçıldı yere. Umursamadım. Duruyu sırtüstü çevirdim. Nefes alıyordu. Ama konuşmuyordu. Kurşunlar yağmaya devam ediyordu.
Hamileydi. Evimin içinde hamile bir kadın varken onu nasıl savunacağımı bilemiyorken.. Bunu düşünmek bile göğsümün içini yırtıyordu. Onu korumakta başarılı olamazsam kendimi affedebilir miydim?

— Duru! Bana bak!

Yanağına hafifçe vurduğumda ağzından kopan o küçük, kırık hıçkırık... o sesle benim de nihayet ciğerlerime hava doldu.

— Hayır... acı yok... yaralanmadım. Deniz çok korkuyorum...

Kollarıma sarıldığında onu öyle sert tuttum ki kemiklerini hissedebiliyordum. Yumuşacık bedeni buz kesmişti ve titriyordu. Kurşun sesleri evin içinde yankılanıyor, camlar tek tek düşüyordu. Konuşmak ve birbirimizi duyabilmek için bağırmak zorundaydık.

Telefonumu çıkardım. Darw'ı aradım.
Kapalı. Kaşlarım çatıldı. Kalbim bir anlığına telaşa düştü. Başına bir şey gelmiş olabilir miydi?

Hayır.

Şimdi değil.

Kendimi zorla sakinleştirdim. Panik aklı öldürürdü. Sakin kalmayı beceremezsem ikimizde telafisiz bir şekilde yaralanacaktık. Başkomiseri aradım. En hızlı şekilde intikal edeceklerini söyledi. O anın paniği ile alakalı olmasını umacağım şekilde tuhaftı sesi. Ancak en hızlı şekilde gelseler bile.. Yetişemezlerdi. Biz çoktan hedef seçilmiştik.

Duru'yu kolundan tutup koltuğun arkasına sürükledim. Duvarlar delik deşikti. Duman tavanda birikmişti. Her nefes alışta içim yanıyordu.

— Bırakma beni...

— Şş. Sadece birkaç saniye. Silahımı almam gerekiyor.

Gitmemi istemediğini yüzünden okuyabiliyordum. Ama eve gireceklerdi. Er ya da geç. Yüzünü avuçlarımın arasına aldım. Yanakları gözyaşlarından dolayı ıslaktı.

— Bana güven. Hemen döneceğim.

O an bir kurşun daha cam sehpanın kenarına isabet etti ve parçalandı camlar. Duru'nun çığlığı beynimde yankılandı. Bir şey koptu içimde. Korumak zorundaydım onu. Ateş'in yanında zayıf görünmüştüm. Darw'ın yanında kırık. Kalp yaralarım her defasında halsiz bırakıyordu beni. Ama burada, tam da bu noktada..

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Mar 09 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

Uzak Dur [bxb]Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin