23.BÖLÜM

657 16 1
                                        

Gözümü açtığımda dünyadaki tüm manzaraları kıskandıracak bir manzara vardı karşımda:Kerem. Artık her yeni güne böyle güzel uyanır olmuştum.
Yaşadığım her şey şaka gibi geliyordu artık. 3-5 yıl önce birileri bana başına bunlar gelecek dese güler geçerdim sanırım. Ama itiraf etmeliyim. Ömrümün en güzel günlerini yaşıyordum. Zordu evet ama ne zaman bir şeyler kolay olmuştu ki hayatımda? Onun yanı başında uyumak, ona teslim olmak, onun olmak... Ben Kerem'le kafamı bozmuştum galiba. Yaşadığım olumsuz her ne varsa sineye çekmeyi öğrenmiştim. Onun varlığı beni büyütmüştü.
Bir süre yüzünü izlemeye devam ettim. Biliyordum ki bu adamla ne yaşarsam yaşayayım asla pişmanlık duymayacaktım. Ve bir gün ayrılık kapımı çalsa da onla geçen zaman bana yeter de artardı.
Gözleri yavaş yavaş açıldığında cennetin kapıları bana açılmış gibi hissettim. Yanağına bir öpücük kondurup kocaman gülümsedim. Bu gülücük hissettiğim mutluluğun yüzüme yansıyan resmiydi. "Günaydın sevgilim." dedim usulca. Yeni doğan güneş yüzüme vuruyordu. Ve biliyordum ki içimi ısıtan o güneş değil onun bakışlarıydı. "Günaydın sevgilim." dedi. Sustuk. Bir ömre bedel çığlık çığlığa bir susuştu. İçimden onu sevdiğimi haykırmak geliyordu. Aptalın tekiydim belki bilemiyordum. Başıma bunca kötü olay gelmişken ondan başkasını düşünemiyor oluşuma şaşırıyordum. Sahi ben önceden de böyle miydim?
Kapı tıklatıldı ve ardından yorgun ama bir o kadar da mutlu bir ses duyuldu.
"Hadi bakalım uyanın uykucular."
Kerem gülümsedi. "Kalkalım artık. Kızdırmayalım güzelliği." deyip göz kırptı.
Yorganı kaldırdığım an dün gece yaşanan şeyler geldi aklıma. Utanıyordum hala onun yanında böyle kalmaktan. 'Aman be kızım yeme bizi kaç aydır görmedik yerini bırakmadı zaten.' demeyin. Bu öyle bir şey değildi. Her seferinde aynı heyecan ve utancı hissediyordum. Yorganı geri üzerime kapattığımda şen bir kahkaha yankılandı odada. "Buralarda küçük bir kız hala benden mi utanıyor acaba?" deyip pis pis güldü Kerem. Bayılıyordu beni zor durumda bırakmaya. "Ay Kerem sus! Kazağımı verir misin yere düştü sanırım." dedim. Yüzüne bakamıyordum böyle anlarda. Kerem yatakta oturur vaziyete geçip yorganı üzerimden bir çırpıda çekiverdi. Çekiyordum ama onun gücü karşısında bir hiçti çabam. Yorganı sıkı sıkı tutup izlemeye başladı vücudumun her bir noktasını. Üzerime bir hararet geliyordu. Kulaklarımdan sanki sıcak bir hava çıkıyordu. "Kerem verir misin şunu?" dedim. Hala yüzüne bakamıyordum. Parmaklarının tersiyle sütyenimin açık kalan yerini okşadı. Kilitlenmiş gibiydi.
"Zeynep saklanma benden. Benim olanı benden saklayamazsın öğrenemedin kaç aydır."
Elini tutup avucumun içine aldım. "Hayır sorun imam nikahı mı yani. Kıyalım anasını satayım ya! Eninde sonunda karım olmayacak mısın? Önce Allah katında kıyalım nikahımızı!" dedi.
Gülüyorduk.
"Ya Kerem..." diyebildim sadece. Dudaklarımdan dökülecek kelimeleri bekliyordu.
"Söyle birtanem." dedi.
Ne söyleyecektim ki? Yokluyordum zihnimi ama doğru kelimeleri bir araya getirmek çok zordu.
"Bak ben alışık değilim. Yani biliyorsun ya. Aşamıyorum kendimi. Ay anla işte off! İlk defa yaşıyorum böyle şeyl..." Lafımı bitirmeme izin vermeden konuşmaya başladı. "Biliyorum. Ama sen de beni anlamıyorsun." dedi ve sustuk.
1 dakikalık sessizliğin ardından ağzını açan o oldu.
"Seni istiyorum. Her anlamda."
Gözlerini gözlerime dikmiş tepkimi ölçüyordu.
Ben de onu istiyordum.
İyice yanına yaklaşıp boynuna sarıldım. Bu koku...
Ne hissettiğimi bilemeyecek durumdaydım. İçimden ağlamak geliyordu ama mutluluktandı bu kez.
"Cevap vermeyecek misin?" dedi.
Yüzünü yüzüme hizalayıp öylece baktım sadece. Ne diyebilirdim ki? Yanağına bir öpücük kondurup kalktım yataktan.
Hazır değildim buna. Arsız yanım onu içimde hissetmek istiyordu ama küçük bir kız çocuğundan farksızdım.
Kazağımı giyip çıktım odadan.

***

O gün boyunca Kerem'in soğuk hali buz gibi etmişti yüreğimi. Akşam üzeri dışarı çıkmıştı. Biz de bu esnada Zeliha Teyze'yle hoş sohbetler ediyorduk. Sobanın üzerinde kaynayan çaydanlığın sesi odada yankılanıyordu. Sıcacaktı, güven veriyordu burası. Kerem haklıydı.
Sahi nerde kalmıştı bu adam? Kendi kendime sorduğum bu soruyu bu kez Zeliha Teyze bana sormuştu. Bilmiyordum. "Kızım arasana erini nerede kalmış? Yemek hazır olmak üzere. En sevdiği yemekleri yaptım o deli çocuğa." deyip güldü. "Er ne demek Zeliha Teyze?" dedim.
"Ay toprak başıma. Ne demek olacak yavrum erkeğin işte." dedi. Yüzünde sahte bir kızgınlık vardı.
Doğru söylüyorsun Zeliha Teyze. Arayayım tabi erimi.
"Tabi ben arayayım hemen." deyip başka odaya geçtim. Telepati yoluyla ulaşabilirdim ancak. Sabah çok kızmış olmalıydı bana. 5 dakikaya yakın odanın içinde volta attıktan sonra içerdeki hareketliliği hissedip dışarı çıktım. Gelmişti. Zeliha Teyze'ye bakarken gülen yüzü beni görünce solmuştu.
İnsanın kendi kendine nazarı değer miydi? Benim değiyordu işte. Her şey güzel ilerlerken yine tepetaklak olacaktık. Gözlerini benden çekince mutfağa geçtim.
O sinirli duruşunun altında bana müptela bir yanının olduğunu bilmek içimi rahatlatıyordu. E ben de boş değildim sonuçta. Alacaktım elbet erimin gönlünü.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Aug 27, 2020 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

BERCESTE//ZEYKER Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin