Yanı başına çöktü İpek'in mezarının. Elleriyle topraklarını sevdi. Kırılacakmış gibi sevdi. Çünkü o, İpek'i de böyle severdi.
Gözyaşları toprağı ıslatırken konuşmaya başladı.
"Bak Kahve Saçlım, sevdiğin geldi. Ama sen beni bırakıp gittin? Sana kızgın değilim. Ben kendime kızgınım. Neden üzdüm ki seni?"
Ağlamaya devam etti adam.
"Üşüyor musun orada yoksa? Sen mendilin olmadan üşürsün ama. Öyle demiştin hani."
Dizlerinin üzerine çöktü. Kalbi acıyordu o gittikten sonra.
"Ben seni bırakmamıştım ki. Asıl sen anlamadın benim seni gizlice izlediğimi. Anonimden yazıyormuşsun bana. Okuyorum her gün o mesajları."
Acar, mezarın üzerindeki toprağa sımsıkı sarıldı, başını yasladı.
"Hadi kalk artık. Çok uyudun. Gel, daha yıldızları izleyecektik hani? Bizim zamanımız vardı daha. Bir sürü şey yapacaktık! Ama sen gittin!"
Bağırarak ağlamaya devam etti.
"Benimle evlenecektin ya. Küçükken hep öyle derdin, sevgilim. Biliyor musun, sen gittikten sonra her şey çok değişti. Dünya daha bir durgun. Aklım da..."
Yanaklarındaki gözyaşları kurumadan yenileri ekleniyordu bile.
"Gel hadi. Kalbim sende kaldı!"
Genç kız, gelmedi.
Genç adamın kalbi, sevdiğinde kaldı.
Onlar mutlu olamadı.
Aşk, onlara emanetti.
Aşk, haindi...
Onlarınki mutsuz sondu...
...
:")
ŞİMDİ OKUDUĞUN
MENDİL
Nouvelles•texting, tamamlandı. 0534***: Sen o kızın kollarında sabahlarken, 0534***: Ben senin mendiline sığındım. not: limon isimli kurgumdaki karakterlerin hikâyesidir. limon'u okumadan da okuyabilirsiniz.
