18

958 92 7
                                        

Onu son görüşümün üstünden bir hafta geçmişti. Sanırım yavaş yavaş ondan vazgeçmeyi başarıyordum. Zaten vazgeçmeseydim de bana zarardan başka birşey olmayacaktı. April ve yeol ile ilgileniyordum. Ben bir ilişki yaşayamamıştım ama onlar yaşasın istiyordum.

Artık yeol geldiğinde karşısına makyajlı ve güzel kıyafetlerle çıkan April onun gözüne girmeyi başarabilmişti. Ona attığı kaçamak bakışlar sıklaşmış, ve derinleşmişti. Onları öyle gördükçe ikisi yerine de iki kat heyecanlanıyordum. Çöpçatanlık kesinlikle bir meslek olsaydı en başarılı kişi olacağıma yemin edebilirdim. Ayrıca bunu yapmaktan çok keyif alıyordum. İnsanlara yardım etmek, mutlu olmalarına sebep olmak çok hoşuma gidiyordu.

Di ve Kook her zamanki gibi mükemmel çiftti. Dünya üzerindeki en iyi couple olabilirlerdi. Artık medya ve hayranların bildiği ilişkilerini desteklemeyen kişi sayısı o kadar azdı ki. Rahatça dışarı çıkıp görüntüleniyorlar, hayranlar artık Dianadan da imza istiyorlardı. Bunu nasıl başardıklarını çoğu kişi anlamazken ben biliyordum. Birbirlerine öyle bir aşkla bakıyorlardı ki onları gördüğünüzde heyecanlanmadan duramıyordunuz. Birbirleri için yaratılmış gibilerdi. Öyle çok eğleniyorlardı ki onlarlayken siz de eğleniyordunuz.

Noe cephesindeyse durumlar karışıktı. Çocuklarla arkadaş olmuştu. Ama sanırım ben hariç kimsenin anlamadığı birşey vardı. Yoongi ve Namjoon o konuşurken çok dikkatli dinliyor, bakışları değişiyordu. Sanki ağzından çıkacak her kelime aşırı önemliydi. Bunu kendisi farketmemişti. Zaten farketmiş olsa ikisiyle de konuşmayı keserdi. O tek tabanca takılmayı seviyordu. Her zaman söylediği gibi. Ire ve ikisi yeni sanatsal ve benim denesem çok sıkılacağım işler peşindeydi. Gerçi ben çoğu şeyden sıkılırdım.

Ben mi? Ben Jimini düşünüyordum. Düşünmüyorum dersem yalancının tekinden hiçbir farkım kalmazdı. Ama öncekine göre daha az düşünüyor ve öncekinden daha az gözyaşı döküyordum. Bu iyi birşeydi sanırım. Sürekli ağlayan birinden ara sıra ağlayan birine dönüşmem. Kapının açılmasıyla düşüncelerimden sıyrıldım. Gelen yeoldu. Sormadan yanıma oturdu.
"Naber velet?" Evet, samimileştiğimiz süre boyunca bana velet demeye başlamıştı. Ve ben buna gıcık oluyordum.
"Benden yalnızca 3 yaş büyüksün." Omuz silkip bana havalı bir bakış attı.
"Ama büyüğüm." Ofladım. Onunla tartışmayacaktım. Zaten bu tartışmayı yaklaşık 20 kez yapmıştık.
"Niye geldin sırık?" Yüzünde şeytani bir gülümseme belirdi.
"İki gün sonraki ödül töreninde herkesin aklını başından alacağız." Gözlerimi devirdim.
"O işi neden bırakmıyoruz?"
"Çünkü Aprille birbirimizden hoşlanıyoruz ve onu bana asılması için teşvik edeceğim." İçtiğim suyu yüzüne püskürttüm. O az önce ne demişti?
"S-sen ne?"
"Ne zamandan beri mi farkındayım? Makyaj yapmaya başladığından beri. Ama ona söylemelisin. Makyajsız çok daha güzel." Ona andaval gibi baktım. Kıza resmen yanlış taktik vermiştim. Çaktırmamamız gerekiyordu.
"Yeol, sen şeytansın." Sırıttı.
"Tabii ki öyleyim."

DANSÇI|Park JiminBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin