2

1.8K 129 31
                                        

Uyandığımda saat sabah 9du. 10.30 da randevum vardı. Harika! Yalnızca birkaç saat uyumuştum ve görüşmeye mor gözlerimle gidecektim. Hızlıca kalkıp duşa girdim. Çıktığımda gece-yani sabah- yatmadan önce hazırladığım giysileri elime alıp çabucak giyindim. Neyse ki her zaman önceden hazırlanırdım. Yoksa hazırlanmam 5 saat sürerdi ve ilk günden geç kalırsam intikam yoldaşım ağzıma sıçardı. Üzerime asker yeşili dar bir gömlek, altıma beyaz yüksek bel dar kotumu giydim ve gömleğimle aynı renk stilettolarımı ayağıma geçirdiğimde aynanın karşısına geçip makyajımı yapmaya koyuldum. Büyük badem şekilli neredeyse sarı gözlerimi ortaya çıkartmak için incecik bir Eyeliner ve bolca rimel sürmüştüm. Küçük kalkık burnumun ucuna turuncu bir allık sürerek tatlı bir görünüm kazanırken dolgun dudaklarıma nude bir ruj sürdüğümde makyajım tamamlanmıştı. Gözlerimle aynı renk sarı düz uzun saçlarımı salık bırakıp kendimi süzdüm. 1,60 lık bir boy, dolgun, kıvrımlı bir vücut ve karşınızda ben. Cornelia. İngiltereden arkadaşı için Kore'ye gelen, bir idole kanıp kullanıldıktan sonra kaçarak geri dönen, 1 yılın ardından intikam yeminiyle tekrar buraya gelen kız. Bugün hayatımın günüydü. Geri kalan hayatımı onun hayatını zindana çevirmek için yaşayacaktım. Bugün, ünlü biriyle çıkamayacağını söyleyen aptal Jiminie'yi mahvetme günü. Beni çok üzmüştü. Yıllarca benim olması için hayal kurmuş, ona fangirllük yapmıştım ama o beni elinin tersiyle itmişti. Hem de bir hafta boyunca yattıktan sonra! Beni tanımak bile istememişti. Bunu benden çok hoşlandığı için yaptığını sanmıştım. Gerizekalılığıma 10 puan. Şimdiyse beni tanıyacaktı. Güzel bir kadındım. Hayatında elde edebileceği en güzel kadın bendim. İyi bir fiziğim, kusursuza yakın bir yüzüm vardı. Kendimi beğenmiş gibi göründüğümü biliyorum. Ama aslında alakam yoktu. Sadece fazla heyecanlı bir tiptim. Hızlıca kahvaltımı edip beyaz küçük çantamı elime aldım ve evden çıktım.

SM'nin önüne geldiğimde taksiden inerek gömleğimi düzelttim. Bu sıcak havada gömlek giydiğim için aptalın tekiydim. Keşke yazlık birşeyler tercih etseydim. Şirket normal şartlar altında pek yabancı stajyer almıyordu. Alsa da yıllarca cılkını çıkartana kadar eğitip yine de çıkış yaptırmayabiliyordu. Şirkette babamın yakın arkadaşı olan bir menajer beni tavsiye ettiğinde, 1 ay sonra çıkış yapacak kız grubunun bir üyesi olabileceğimi biliyordum. Böylece menajere açıktan para teklif ettim ve işte buradaydım. Birkaç test edilme sonucu çağrılmıştım. Şimdi grup arkadaşlarımla tanışacak, çeşit çeşit şeytanlıklar planlamaya başlayacaktım. Ve bir ay sonra, aptal mochi gününü görecekti.


Çalışanların yönlendirmesiyle ofisi buldum. Kahverengi kapıyı çalıp cevap beklemeden içeri girdiğimde suratımda yine sahte gülümsemelerimden biri vardı.
"Lee amca!" Masadaki 70 yaşında olduğuna emin olsam da aslında 40 yaşında olan Lee Moni tombul kollarını havaya kaldırarak ayaklandığında ben de ona doğru gittim.
"Cornelia! Ne kadar güzelleşmişsin." Ona zorlanarak sarılmıştım. Cidden zorlanarak. Çünkü göbeği bizi engelliyordu. Yarım dünya gibiydi. Kollarımsa bu engel için kısaydı. Ayrıldığımızda masasının önündeki koltuklardan birine oturmamı işaret etti. Oturup ona baktım.
"Kahve söylüyorum, bol şekerli?" Onu başımla onayladım. Kahvelerimiz geldiğinde büyük bir yudum aldım. Bol şekerliden ne anlıyordu bunlar? Çok acıydı.

"Sesini kullanmaya kesin olarak kararlısın öyle değil mi? Sana yolladığım şarkı ve danslara çalıştın?" Herşeye o kadar iyi çalışmıştım ki o kareografileri çıkartan kişi bile mükemmel olduğumu düşünürdü. Onu şirin bir ifadeyle başımla onayladım.
"Gönderdiğim şarkıyı son anda albüme eklediğiniz için teşekkürler." Jimin için küçük bir sürprizim daha vardı. Onun için bir şarkı yazmıştım. Bazı şerefsiz erkeklerle ilgili bir şarkı. Bunu hatırlayınca hafifçe sırıttım.
"Önemi yok. Çok güzel bir şarkıydı. Kahveni içtiysen grup arkadaşlarınla tanışmaya gidelim mi?" Onu başımla onaylayıp ayağa kalktım.

Pratik odasına girdiğimizde 4 Koreli kızı gördüm. Daha önce bir iki kez konuşup birbirimize ısınmıştık ama internet üzerinden ve görüntülü olarak. Resmi olarak ilk kez tanışıyorduk. Ve ben onların lideri olacaktım. Ve baş dansçıları. Ve ana vokal. Ve grubun yüzü. Birazcık torpille yapamayacağınız şey yoktu. Tabii doğuştan yetenekli ve 3 yaşından beri eğitimli olmanız çok yardımcı oluyordu. Adının April olduğunu bildiğim turuncu saçlı olan ilk elini uzatan oldu. Elini iki elimde tutup sıktığımda Gülümsedi. Ben de gülümsemiştim. Aralarında en iyi anlaştığım oydu. Aynı yaştaydık. Sırada kahverengi saçlı olan vardı. Maknaemiz. O da April gibi rapperdı. Ama Jae Hwa onun kadar iyi değildi. O boynuma atladı. Ben de sarılmasına karşılık verdim. Sıradaki kişi Unnimiz olan Mi Chaydı. Benden sadece 1 yaş büyüktü. Ama ona abla demeliydim. Bu biraz sinirimi bozuyordu. Gri saçları vardı. Sonuncuysa Olly,saçları yeşildi. Oturup biraz sohbet ettikten sonra gitme vaktim gelmişti. Yarından itibaren hergün şirkete gelecektim. Ve çıkış yaptığımız günden itibaren yurtta kalacaktık. Söylenene göre özel olarak toplanmış bir gruptuk. Çıkış yaptığımızda ortalığın tozunu attıracaktık. Doğruydu. Güçlü bir lirik sopranoydum. 4 oktavlık bir sesim vardı. Bunları düşünürken bir bedene tosladım. Kafamı kaldırdığımda görmeyi beklediğim son kişiyi gördüm. Lee Taemin bütün yakışıklılığıyla karşımda duruyordu. Tabii makyajsızdı ama hala taş gibiydi. Salyalarımı son anda kontrol altına alıp başımı dikleştirdim.
"Özür dilemeyecek misin? Sen bana çarptın?" Tek kaşımı havaya kaldırıp ona baktım.
"Ama ben önüme bakmıyordum. Yani çarpışmamız senin suçun." O da benim gibi kaşlarını çatınca kollarımı göğsümde kavuşturdum. Aynı şeyi yaptığında ofladım.
"Sen yeni çıkış yapacak olan grubun lideri değil misin?" Omuz silktim.
"Sen de Lee Taeminsin." Güldü.
"Ben senin Sunbaenim." Ona hafifçe omuz atıp geçerken cevapladım.
"Ben Koreli değilim."

DANSÇI|Park JiminBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin