16

1K 85 28
                                        

JİMİN
Uzun süredir Corneliayı görmüyordum. Biraz siniri geçip vereceği tepkiler azalsın diye beklemiştim. Elimde en sevdiği çiçek olan bir Demet papatyayla birlikte pratik odasının kapısının önünde bekliyordum. Çiçeği Noe'den öğrenmiştim. Her pratik sonrası odada yalnız kaldığını öğrenmiştim. Umarım yalnızız diye beni dövmezdi. Kapıyı açıp derin bir nefes aldım. Yüzümü çiçeklerle saklıyordum. Sesi duyunca dikkati bana yöneldi. Yattığı yerden kalktı ve gülümseyerek bana baktı.
"Yeollie? Ah bekle, daha kısasın, baekhyunie?" İkisinden birini mi bekliyordu? O ikisi neden ona çiçek alsındı ki? Yüzümdeki çiçeği indirip ona uzattım.
"Bak, benden nefret ettiğini biliyorum ama lütfen çiçekleri kabul et. Yoksa çöpe atacağım." Yüzü kızdığını belli eden bir ifadeyle düştü ama çiçeği yine de aldı. Çiçeklere kıyamıyordu.
"Burada ne arıyorsun?"  Gergince yanına oturdum. Ne tepki vereceğini bilmiyordum.
"Özür dilemeye geldim."
"Defol git." İşim hiç kolay olmayacaktı anlaşılan. Kibarlığı bir kenara bırakıp biraz sert olmalıydım.
"Ben bitirene kadar beni dinleyeceksin. Sonra istersen giderim." Şaşırmıştı. Daha önce beni hiç bu kadar ciddiyken görmemişti.
"Ben, senin diğerleri gibi ünümü ya da yüzümü sevdiğini düşündüm. Sana o yüzden öyle davrandım. Beni gerçekten sevdiğini anlamamıştım çünkü hayatımda neredeyse her gün beni ünüm için isteyen kızlarla karşılaşıyorum. Corni, senden gerçekten çok hoşlanıyorum. Bu yalan değil. Özür dilerim. Artık sana kendimi affettirmek için herşeyi yapacağım. Yalnızca yanında olmama izin ver." Sözlerimi bitirdiğimde güzel gözleri dolmuştu. Ona dokunacağım sırada elime vurdu.
"Sana inanacağımı mı düşündün? Onca yaptığın şeyden sonra beni kandırabileceğini mi sandın gerçekten? Siktir git Jimin. Senden nefret bile etmiyorum. Seni gerçekten sevmiştim. Ama sen, beni incittin." Sözleri kalbimi acıttı. Bunu gözleri doluyken söylemesiyse daha kötüydü.

"Seni seviyorum. Lütfen beni affet. Affedene kadar yanından ayrılmayacağım." Konuştuğumda bana sinirli bir bakış attı.
"Sen benim olana kadar seni yalnız bırakmayacağım." Sözlerime devam ettiğimde bakışları değişti.
"İstediğin şey bu mu? Yalnızca taemin ve senin aptal oynunuzda kazanmak öyle değil mi?" Sorduğunda onu kendime çektim.
"İstediğim şey kazanmak falan değil, sensin!" Ona sıkıca sarıldım. Kurtulmaya çalıştı ama beceremeyince kafasını boynuma yasladı. Kısacık bir an bedeni gevşedi ama sonra hemen eski gergin halini aldı.
"Bunca zaman senden nasıl uzak kalabildim bilmiyorum. Lütfen, seni sevmeme izin ver." Onu kendimden uzaklaştırıp dudaklarına yaklaştım. Sonunda dudaklarımızı buluşturduğumda cennetteymiş gibiydim. Onun dudaklarının, teninin bana hissettirdiklerini unutmuş olmalıydım. İlk başta bana karşılık vermese de ben dudağını ısırınca karşılık vermişti. Kollarını boynuma doladığında belindeki ellerimi sıkılaştırıp onu kendime daha çok bastırdım. Onu çok özlemiştim. Artık bırakmaya niyetim yoktu.

DANSÇI|Park JiminBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin