Amergin kendini nasıl hissettiğini bilmiyordu. Robot gibi yapması gereken şeyleri yapıyordu. Bugün Milneburg Deniz Feneri'ndeki kapıya gidilecekti. Dün ki kafa karışıklığı hala yerinde duruyordu.
Yola Aaron ve Munro ile beraber çıktılar. Cora kalıp yeni eve taşınma işlerini büyücü ile birlikte halledecekti. Büyücü yaratıklara insan görüntüsü verecek, Cora da geri kalan taşınma işlerini halledecekti.
Yolları çok uzun sürmedi. Milneburg Deniz Feneri, bir yeşilliğin ortasında duruyordu. Deniz fenerine giriş yasaklanmıştı. Ama Amergin kapının deniz fenerinin içinde olduğunu hissediyordu. Munro'ya döndü.
"İçeride değil mi?"
Munro kafasını salladı.
"Sanırım biraz illegal iş yapmamız gerekecek."
Ardından ufak bir tılsım fısıldadı ve deniz fenerinin kapısının üzerindeki kilit yere düştü.
İçeri girdiler. İçerisi deniz fenerinin tepesine kadar çıkan yüksek merdivenlerden oluşuyordu. Amergin gücün ona fısıldadığını hissedebiliyordu. Kapı deniz fenerinin en üst kısmındaydı.
Yukarıya doğru çıkmaya başladılar. Amergin en önde ilerliyordu. Ardından bir yerlerden düşme sesi geldi. Tam yanlarındaki kutular devrilmişti. Amergin bir anda kendine geldi. Daha önce hiç bu kadar dikkatsiz olmamıştı. Etrafını kontrol eder güvenli olup olmadığına bakardı. Şimdiyse tek yapmak istediği bir an önce eve dönmekti.
Diğerlerine sessiz olmalarını işaret etti. Öne doğru eğildi, vücudu savaş pozisyonunu aldı. Havayı kokladı. Hafif bir güç parıltısı hissetti. Kutuların olduğu yere doğru yürüdü. Kutuları yavaşça kaldırdı.
Karşısında bir patu vardı. Büyüleyici müzikler çalan bir dağ ruhu. Eirlean Dia'dan buraya gelen biri daha. Amergin en sakin ses tonuyla konuştu. Çünkü patu çok korkmuş görünüyordu.
"Korkmana gerek yok. Sana zarar vermeyeceğiz. Ben Briton Krallığı prensesi Amergin."
Patu dikkatli bir şekilde incelemeye başladı. Korkudan iyice büzülmüştü. Ellerinde arpleri olmadan patular savunmasız ruhlardı. Gerçi Amergin buna sevinmediğini söylerse yalan olurdu. Arpleriyle yaptıkları müzik bazen rahatsız edici olabiliyordu. Eğer bir patunun kurbanı değilseniz müzikleri size hiç de hoş gelmeyebilirdi.
"Yaratıklar... ben..." Kesik kesik konuşuyordu.
Amergin patunun gözlerinin içine baktı.
"Bana güvenebilirsin. Bu insandan korkmana gerek yok. Diğerleri gibi değil." Bir eliyle Aaron'u gösteriyordu.
Aaron'a dönüp "Onu dışarı çıkarabilir misin?" diye sordu.
Amergin bir an önce buradaki işlerini bitirip uyumak istiyordu. Kendini çok yorgun hissediyordu.
Aaron patunun kolundan tutup kalkmasına yardım etti. Patu başta tedirgin olsa da Aaron'ın yardımını geri çevirmedi.
Amergin patunun bacağından ciddi bir şekilde yaralandığını gördü. İlgilenilmesi gereken bir sorun daha.
Aaron patuyu dışarı çıkardıktan sonra Munro ve Amergin kapıya gittiler ve yapmalarını gerekeni yaptılar.
Deniz fenerinden çıkmadan önce Munro Amergin'i kolundan tutup durdurdu.
"İyi misin?"

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Hiç Gidilmeyen
FantasyAlice ormanda dolaşırken aşağı doğru düştü. Bambaşka bir dünyaya geldi. Yepyeni şeyler öğrendi, kendini keşfetti. Peki Alice kendi dünyasına döndüğünde eskisi gibi miydi? Öyle olmak istiyor muydu? Peki en önemlisi Alice'e ne olmuştu? Bir varmış bir...