Amergin hemen en yakınındaki cama doğru ilerledi. Pencerenin kenarından dışarıya baktığında ağzı açık kaldı. Ellerinde kazma, kürek, meşaleler taşıyan köylüler evin etrafını sarmışlardı.
"Biliyorlar." Amergin farkında olmadan fısıldadı. Aaron'ın yanına geldiğini hissetti.
"Sanırım kaçmak için bir şansımız kalmadı."
Amergin Aaron'un gözlerinin içine baktı. Genç adama güvenebilir miydi? Pek çok kez Amergin'e yardım etmişti.
"Ben dikkatlerini dağıtırken onu," eliyle su ruhunu işaret ediyordu. "Buradan götürebilir misin?"
Aaron'un kaşları çatıldı.
"Seni bu aklını kaçırmış insanlarla yalnız bırakmamı mı istiyorsun? Baksana evi ateşe vermeye çoktan karar vermişler."
Aaron deli gibi ellerini sallıyor. Genç kızı bu fikirden uzaklaştırmak istiyordu.
"Beni merak etme. Onlara burada kimse olmadığına inandırabilirim. Size zaman kazandırabilirim. Üçümüz buradan elimizi kolumuzu sallayarak çıkamayız."
"Tamam o zaman. Bu yaratık burada kalsın." Aaron'un sözlerini duyan Vodyanoy deli gibi titremeye başladı. Amergin'in ayaklarına kapanıp
"Lütfen prensesim affınıza sığınıyorum, beni de yanınızda götürün. Bildiğim her şeyi anlatırım."
Amergin yere eğildi. Yaratığın ellerini avuçlarının içine aldı.
"Merak etme seni burada bırakmayacağım. Şimdilik tek bir şey öğrenmek istiyorum. Bu evrene gelen başka yaratık var mı?"
Su ruhu hızlıca başını aşağı yukarı salladı.
"Evet var prensesim. Hem de çok fazla. Buradaki canavarlar bizi öldürüyor. Bazılarımızın başına çok daha kötü şeyler geldi. Ailem..." Ağlamaya başladı.
Amergin'in daha fazlasına ihtiyacı vardı. Ama şimdi değildi. Zaman yoktu.
"Beni dinle. Bu insanla gidebilirsin. Ona güveniyorum. Seni güvenli bir yere götürecek. Ben de daha sonra size katılacağım."
Vodyanoy hevesle başını salladı. Amergin'e güveniyordu. Aaron için ise aynı şey söylenemezdi. Genç adamın kaşları çatıktı.
"Lütfen Aaron. Son bir kere daha bana güvenemez misin?"
Sıkıntı güven değildi. Aaron sadece eli baltalı köylülerin karşısında Amergin'in hiç şansı olmadığını düşünüyordu. Amergin'in gözlerinin içine baktı. Oradaki kararlılığı gördü. Yaratığa dönüp,
"Gidelim!" dedi. Ardından da evin arka tarafına giderek saklandılar. Amergin derin bir nefes alıp kapıya ilerledi. Kapıyı açtı ve ellerini havaya kaldırdı. Köylüler tam saldıracakken kızı görünce durdular. İçlerinden beyaz sakallı olan
"Sende kimsin? Nereden çıktın? O yaratık nerede?" diye bağırmaya başladı.
Amergin en iyi rolünü oynamalıydı.
"Neden bahsettiğinizi bilmiyorum. Bu evin terk edilmiş olduğunu düşünüyordum."
"İçeriye giren garip biçimli bir yaratık görmedin mi?"

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Hiç Gidilmeyen
FantasiAlice ormanda dolaşırken aşağı doğru düştü. Bambaşka bir dünyaya geldi. Yepyeni şeyler öğrendi, kendini keşfetti. Peki Alice kendi dünyasına döndüğünde eskisi gibi miydi? Öyle olmak istiyor muydu? Peki en önemlisi Alice'e ne olmuştu? Bir varmış bir...