Dışarıdan bakıldığında oluşturdukları tablo karşısında Amergin gülümsedi. Masanın etrafında iki büyücü, bir peri, bir insan, bir su ruhu, bir banshee vardrı. Bir de Cora vardı. Ne olduğundan emin olamadığı, bir gizem olan kız.
Herkes huzur içinde yemeğini yiyordu. Amergin bu insan yemeklerine bu kadar kolay alışabildiklerine şaşırmıştı. Kimseden şikayet gelmiyordu. Aksine iştahla yemeklerini yiyorlardı. Cathbad yemeğini yedikten sonra odasına çekildi. Amergin de peşinden masadan kalktı.
Büyücünün odasına geldiğinde kapısını tıklattı, içeri girdi. Büyücü yatakta oturmuş gözlerini kapatmıştı. Amergin içeri girip kapıyı kapattığında bile gözlerini açmadı. Amergin yatakta büyücünün karşısına oturdu. Soruları vardı, merak ettikleri.
Cathbad gözlerini açtı ve Amergin'e baktı. Büyücünün gözleri erimiş gümüş gibi hareketliydi. Amergin'e fırsat vermeden konuştu.
"Soruların olduğunu biliyorum. Onları cevaplamak ben de istiyorum. Umarım sana yardımcı olabilirim."
Amergin de umuyordu. Bir yerden başlamalıydı ama nereden olduğunu bilmiyordu. Bu yüzden en baştan başlamak istedi.
"Buraya nasıl geldin? Ne zaman geldin?"
Büyücünün gözlerinde bilmiş pırıltılar dans etti.
"Zaman kavramı konusunda pek emin olamayacağım ama sanırım geleli bayağı oldu." Kendi kendine güldü.
"En son hatırladığım ormanda şifalı ot topladığım. Sonra kendimi bu evrende buldum. Gördüğümde şaşırdım tabi ki. Olmaması gereken olmuştu." Nefes alıp pencereden dışarıya baktı.
"İnsanlar hakkında bir şeyler biliyordum. En azından senden daha fazla. Eminim benden daha fazla zorlanmışsındır. Ama bildiklerim yüzeysel şeylerdi. Onlarla bu kadar yakın olmak... Benim için bile inanılmaz bir deneyim."
"Kız kardeşlerin senin kaybolduğundan hiç bahsetmedi. Eğer söylediğin kadar zamandır buradaysan, neden bahsetmediler?" Amergin merakla sordu.
"Kimse ilk druidlerden birinin kaybolduğunu bilmek istemezdi, değil mi? Bu kadar güçlü bir büyücü bile bu tuzağa düşüyorsa biz de güvende değiliz, düşüncesinin oluşmasını istememişlerdir."
Amergin Cathbad'a hak verdi. Eğer bu kadar bilinmeyen bir tehlikenin içine düşeceğini bilseydi hiç gönüllü olmaz, kimsenin de o deliklere yaklaşmasına izin vermezdi. Eğer delikleri görebilselerdi tabi ki.
"Peki Cathbad, sen nasıl bu delikleri hissetmedin? Bu kadar güçlü bir büyü mü? Yeraltı bu kadarını yapabilir mi?"
"Güçten ziyade bilinmeyen bir büyü. Farklı bir kaynak. Daha önce hiç hissetmediğim bir büyüydü. Bilmediğim."
"Kaynağını bilmediğimiz bir büyü." Amergin kendi kendine söyler gibi söylemişti. Bir anda hatırladı ve irkildi.
"Sen büyü güçlerini kazandığını söylemiştin. Nasıl yaptın, mümkün mü?"
"Ufak tefek birkaçını kazandığımı söylemiştim. Birkaçını..." Cathbad hafifçe güldü. Amergin sabırsızla bekledi. Eğer öyleyse Amergin de güçlerini geri kazanabilir miydi? Yeniden eskisi gibi, kendi gibi hissedebilir miydi?
Cathbad derin bir nefes alıp konuşmaya başladı.
"Biliyorsun, bir portal aracılığıyla bu evrene geldik. Bu portallar Eirlean Dia ile insan evreni arasında açılmıştı. Bu yüzden bu portallar az da olsa Eirlean Dia'nın büyü gücünü absorbe eder. Eğer doğru bir şekilde yapılırsa bu birikmiş gücü büyücü kendine çekebilir. Çok büyük bir güç olmadığı için sadece temel, küçük büyüler yapmaya yeterli olsa da yeniden kendim gibi hissedebildim." Büyücü sözlerini bitirdikten sonra ellerini kaldırıp gülümsedi.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Hiç Gidilmeyen
FantasyAlice ormanda dolaşırken aşağı doğru düştü. Bambaşka bir dünyaya geldi. Yepyeni şeyler öğrendi, kendini keşfetti. Peki Alice kendi dünyasına döndüğünde eskisi gibi miydi? Öyle olmak istiyor muydu? Peki en önemlisi Alice'e ne olmuştu? Bir varmış bir...