Kalbim kadar beyaz olan sayfaya baktım. Öğrencilik dönemlerimde bile sayfa bu kadar boş değildi! En azından kopya çekip birkaç kısmı dolduruyordum. Bir de bildiklerimi yazınca iyi bir not alıyordum.
Kalemi elimde döndürmeye başladım. Aklıma hiçbir şey gelmiyordu! Ah, cidden! Kim böyle saçma bir görev koyar ki?! Saçlarımı sinirle topuz yapıp kalemi de topuzun içinden geçirdim. Dirseklerimi masaya dayadım ve yüzümü ellerimin arasına aldım.
Aklıma şu ana kadar gelenler o kadar saçmaydı ki... İlkinde rüyamı yazmayı düşündüm. Rüyamda Kai ile evleniyordum ve beni öpüyordu... Pekala ben de öpüyordum ancak önemli olan bu değildi. Kai'nin bunu okumasına izin veremezdim! Bunun dışında aklıma gelenler de fazlasıyla kötüydü.
"Çıldıracağım!" Kalemle topuz yapılmış saçımı tek hamlede bozdum. Kalem yuvarlanarak odamın herhangi bir köşesinde kayboldu.
Saçımı kulağımın arkasına attım ve hırsla kağıda baktım. Elim kağıda gittiğinde kalemi fırlattığımı hatırlayıp kalemliğimden yeni bir kalem almak zorunda kaldım. Büyük bir iç çekişin ardından aklıma geleni karalamaya başladım.
Büyük bir aşkla dokundun. Gözlerin "Benimsin." diye fısıldıyordu. İçinde fazlasıyla birikmiş şehvet duygusu yüzünden daha ne kadar karşı koyacağını bilemiyordun. Gözlerindeki tutku vardı, buna rağmen bunu nasıl yapacağından kararsızdın. Emin gibi de gözüküyordun. Korkuyordun. Bunun bitmesinden korkuyordun.
Ardından tavuğu yemeye başladın. Ben de tavukla olan ilişkinizde başarılar dileyip oradan uzaklaştım.
Yazdığım kısma bakarak resmen hunharca gülmeye başladım. En sonunda gözlerimden yaş geldi ve karnımla yanaklarım ağrımaya başladı. O zaman kendimi durdurmak için bütün benliğimi kullanmam gerekti.
Yazdığım bu kısım, daha çok acı bir gerçekti.
Oflayıp yazdıklarımı silmeye başladım. Ardından silgi tozlarına sinirle bakarak tek bir el hareketimle dağıttım onları. Parmaklarımı çıtırdatıp yazar moduna girmeye hazırlandım.
Hayatım fazlasıyla sıradandı. Normal bir işim, normal arkadaşlarım, normal bir apartmanım ve normal komşularım vardı. Hayatımda oturup kızacağım bir insan bile yoktu. Sonra onunla tanıştım. Gıcığın önde gideni, buna rağmen fazlasıyla seksi, obur, fazlasıyla seksi olan Kai. Gerçekteki haline her baktığımda o sahnedeki kişiyle aynı kişi olup olmadığına şaşırıyordum. Belki bir ikizi vardır ihtimaliyle.
Onunla tanışmamız sıradışıydı. Kendisi de pek normal birisi sayılmazdı. O beni öptüğünde yaşadığım şoku hatırlıyordum. Sonra da beni yemek yemeye çıkartışını...
İşte o zaman onun gönlünde tavuklardan başka birisi olmadığını anladım ve aradan çekilmeye karar verdim. O zamandan beri de aynı şekilde düşünüyorum.
Kağıdı buruşturup fırlattım. Tanrım... Görende tavukları kıskandığımı sanır! Bu daha çok ona aşık olmuşum gibi gözüküyordu hem! Ve ben Kai'ye aşık falan değildim! Zaten olsaydım rakibimin tavuk olacağı gibi acı gerçeklerle yüzleşmem gerekecekti.
Pekala bugün benden yazar olmayacağını birçok acı deneyimle öğrenmiş oldum.
Yeniden bembeyaz bir sayfaya bakıyordum. Derin bir iç çektim. Belki ilham gelir umuduyla evde dolanmaya başladım. Buna rağmen herhangi bir ilham perisi beni ziyaret etmedi. Bende yatağıma uzanıp ilhamımı tavandan alabilecekmişim gibi izlemeye başladım.
Kai'nin şu anda hikayeyi bitirip bitirmediğini çok merak ediyordum. Büyük ihtimalle bitirmişti. O bu tür konularda rahattı, yani benim aksime. Ben fazlasıyla stres yapıyordum. Belki de o yüzden aklıma hiçbir şey gelmiyordu.
