Sabah kalktığımda bir güzel gerindim ve tabii ki yeniden yattım. Beni hiçbir şey bu yataktan kaldıramazdı.
Sonra ne mi oldu?
Böyle düşündüğüm anda bizim şu meşhur televizyon zil sesini çaldı.
ÖNCELİĞİ HANA'YI ÖLDÜRMEK OLAN TEK TELEVİZYON!
Cidden şu televizyonu balkondan aşağı fırlatacağım.
Ben doğal olarak yatakta sıçradım ve çığlık atmaya başladım. Kalbim korkudan göğsüme vuruyordu. Nefes alış verişlerimi düzenlemeye çalışırken gözlerim Kai'ye takıldı.
BU ÇOCUK NASIL HALA UYUYABİLİYOR?!
HEMDE BEN ÖLÜME TEĞET GEÇMENİN KORKUSUYLA CIRLARKEN?
Kai'yi dürttüm. Bir iki kere daha dürttüm ancak uyanmanın yakınında bile değildi.
Acaba televizyon yüzünden kalpten falan mı gitmişti?
"Kai?" Bir kere daha dürttüm. En sonunda iki elimle çocuğu sarsmaya başladım. "Kai!"
Tabii ki kalkmadı.
Aklıma gelen ani fikirle boğazımı temizledim. "Ya, bugün tavuk falan mı yesek?"
Yerinde sıçradı. Bir anda başını bana çevirdi ve "Tavuk mu, nerede? Tavuk mu yemek istiyorsun?" diye sordu.
Yapma çocuk.
Kai gözlerine hücum eden ışıkla gözlerini kapattı. Bende az önceki saçma sapan olay yüzünden ona inanamaz bir vaziyette bakakalmıştım.
Televizyon bir kere daha zil çalınca içimden çok güzel şeyler söyleyerek ona döndük.
Günaydın uykuculaaar!~
Nefsine hakim çık Hana. O bir televizyon. Onu balkondan aşağı fırlattığında eline bir şey geçmeyecek.
Bugün son gününüz. Heyecanlı mısınız?
Çoook.
Evet, bugün bildiğiniz üzere şehirde turlayacaksınız. Ay çok heyecanlı! ^^
Güzel bir kahvaltıdan sonra güne başlayalım!
Şimdi bir dakika. Benim anlamadığım şey şu.
MADEM BİZİM YAPACAĞIMIZ ŞEY BELLİ, NİYE BİZİ KALDIRIYORSUNUZ? HI, NEDEN HI? BİR AÇIKLASANIZA.
ŞU TELEVİZYONU CİDDEN ÖLDÜRECEĞİM.
"Hana?"
Kai'nin sesi beni televizyonu katlettiğim ve sonrasında kendimi hapishanede bulduğum, ben hapishanedeyken tavuk ile Kai'nin evlendiği korkunç hayalimden çıkardı.
"Lütfen birini öldürecekmiş gibi bakmayı keser misin?"
Sen her gün beni öldürebilecek bakışlar atarken bunu bana mı söylüyorsun?
Cidden mi?
"Sen sus," dedim. Gözlerimi kısarak ona baktım. "Ben burada az kalsın şu," elimle televizyonu işaret ettim, "bozuntu alet yüzünden kısa bir korku filminin içerisinde yer almış kadar oldum, ve o öcülü filmden bin kat daha korkunçtu. Ben bağırırken uyanmadın ama tavuk deyince kalktın. Ciddili misin Kai?"
Kai yatakta doğruldu ve ikimiz de göz hizasına geldik. "Sen bağırıyor muydun?" Şaşkınlıkla bana baktı. "Sesin bana o kadar güzel geldi ki benim için şarkı söylüyorsun zannedip yeniden yattım."
