Bölüm 16

471 51 7
                                        

"Ya ama bu çok şeker bir şey!" diye cırladım. Köpeği elime alabilmek için çabaladım ancak Kai köpeği benden uzaklaştırdı.

"Ne yapıyorsun?" diye sordu.

Ne yaptığım ortada değil mi? der gibi baktım. "Köpeği sevmeye çalışıyorum izin verirsen." Köpeğe dokunmak için elimi uzattığımda köpeği yine benden uzaklaştırdı.

"Köpeği taciz ediyormuş gibi duruyorsun Hana."

"Hiçte bile!" diye bağırdım.

Pekala, dürüst olmak gerekirse etraftaki herkes bize bakıyordu. Bana mı Kai'ye mi baktıkları tartışılır ancak bir köpek için kavga etmemiz gerçekten komik duruyor olmalıydı.

"İyi be." dedim çantamı çekiştirerek. "Köpeğini sevecektim sadece."

Kai ile yürürken gözüm köpeğe kayıyordu. Köpeğinin adı Monggu'ydu. En azından ben öyle hatırlıyordum. İsimlerle arası iyi olan bir insan değildim. Her şeyden önce bu çocuk bu köpeği neden sevdirmiyordu?! Sanki köpeği yiyeceğim! Yok köpeği taciz ediyor gibi duruyormuşum. Gayet normal bir şekilde köpeği seviyorum yani çocuk, nesini anlamıyorsun ki bunun?

Köşede duran dondurmacıyı görünce aklımdaki bütün düşünceler hızla gitti. Filmlerdeki gibi orası bir anda parlamaya, gözüme bir cennet gibi görünmeye başladı.

İstemsiz bir şekilde gülümsedim ve "Dondurma yiyelim." dedim.

Kai'nin cevabı beni hiç ilgilendirmiyordu. O köpeği benden kıskandıysa ona hiçbir şey demeyecektim. O yüzden dondurma standına ilerledim ve kendime bir dondurma söyledim. Adam dondurmayı koydu ve uzattığında elime aldım. Adama parayı uzattım. Dondurmayı biraz yaladığımda ise kendimi küçük bir çocuk gibi neşeli hissetmeye başladım.

"Ne yapıyorsun?" diye sordu. Sanki ne yaptığımı hiç görmüyormuş gibi bir hali vardı.

"Dondurma yiyorum. Sen de kendine alsana." dedim dondurmanın verdiği mutlulukla.

Hem çok merak ediyorum; bugün bu çocuğun ne zoru var?!

Bugün ilk defa bir şeye itiraz etmedi ve kendisine bir dondurma aldı. İlk defa dondurma görmüş gibi inceledi ve öyle yemeye başladı. Birlikte yürümeye devam etmeye başladık.

"Çok lezzetliymiş." dedi beğenir bir ses tonuyla.

"Değil mi?" dedim dudağımı ısırıp ve dondurmayı yemeye devam ettim.

Ben ondan önce almama rağmen o benden çok yemişti. Hatta bitirmiş sayılabilirdi.

Boğazını temizledi. "Hana."

"Evet?" Ona baktım.

"Az önce biraz çıkışmış gibi durdum sanırım. Monggu'yu tabii ki sevebilirsin ancak çok aşırıya kaçma."

Gözlerim parladı. "Ciddi misin? Yani ben- ah." Heyecanla sarf ettiğim sözlerle Monggu'ya baktım.

"Kai." dedim şüpheyle.

"Efendim?"

"Bir boşluk falan hissediyor musun?"

Kaşlarını çattı. "Ne gibi?"

"Mesela Monggu gibi? Burada değilde."

Kai hemen yere baktı. Monggu'yu göremeyince yüzünde bir panik belirdi. "Ah!" dedi sinirle ve etrafa bakmaya başladı.

Ben de etrafa bakarak Monggu var mı diye bakmaya başladım. Ancak gördüğüm köpeklerden hiçbiri Monggu değildi ve bu ister istemez paniğe kapılmamı sağlıyordu.

"Monggu!" diye bağırdı Kai.

"Monggu!" diye bağırdım avazım çıktığı kadar. Böyle olmayacağı ortadaydı. O yüzden Kai'ye "En son nerede gördün onu?" diye sordum.

"Dondurmacıd- Bu köpek iki saniye bırakılmaya gelmiyor. Valla bak."

Tam sahibi.

"Arayalım onu."

Gülümsedi. "Onun telefonu yok."

"Kai," dedim yüzümde en güzel (!) gülümsememle, "bilmem farkında mısın ancak köpeğin kayıp ve şu an benim dışımda birileri tarafından taciz ediliyor olabilir ve sen cidden bunu mu söylüyorsun? Ciddi misin yani?"

Ayrıca bir şey fark ettim: Ben rapçi olabilirmişim ya. Valla. O şekilde bir cümleyi tek solukta hızlı bir şekilde söyleyebiliyorsam bende yetenek var demektir.

Yüzü asıldı. "Doğru." dedi ve koşmaya başladı.

Onu takip etmeye başladım ancak benden daha hızlıydı. Aslında iyi bir koşucu da değildim. Bu yüzden onu yakaladığımda çoktan bütün enerjim bitmiş gibi hissediyordum.

"Kai, dur, bekle." dedim nefes nefese.

"Monggu!" diye bağırdı ve durdu. Ellerini dizlerine koydu ve soluklandı.

Onun yanına geldiğimde hızlı soluk alış verişlerimi bir düzene sokmaya çalışıyordum. Bu çocuk nasıl bu kadar hızlı olabilirdi? Ondan beklemediğim bir şeydi bu. Aslında, belki de yavaş olan bendim.

Monggu'yu karşı kaldırımda yürürken görünce Kai'nin omzuna vurdum. "Şu Monggu değil mi?" diye işaret parmağımla köpeği gösterdim.

Gösterdiğim yere baktı ve "Bu o!" diye bağırıp koşmaya başladı. Bende peşinden onu takip etmeye başladım.

Monggu'nun yanına koşunca eğildi. "Cidden bizi endişelendirdin ufaklık." dedi Monggu'yu severken. "Hey," dedi bana dönüp, "Monggu'yu sevmeye ne dersin Hana?"

Olduğum yere çöktüm ve bağdaş kurdum. Kai bana soru soran gözlerle baktı ancak omuz silktim ve "Benden bugünlük bu kadar." dedim.

Göz devirdi. "Sadece şuradan şuraya kadar koştuk Hana, olimpiyatlara katılmış gibi davranmana gerek yok."

Kai'ye dilimi çıkardım ve Monggu'yu sevmeye başladım. Aşırı büyük bir köpek sayılmasa bile, yerde bağdaş kurup oturduğumdan olsa gerek, üstüme çıktı.

"Seni sevdi." dedi Kai.

"Ben de onu çok sevdim." dedim Kai'ye. Monggu'yu sevmeye devam ettim.

XXX

Dünden beri o köpek kovalamaca meselesi beni yormuştu. Aslında pek koşmamıştık ancak ben HİÇ iyi bir koşucu değildim. Olacağımı da düşünmüyordum ya zaten. Bu saçma düşüncelerimi bir kenara bırakırsak Kai'nin köpeği gerçekten çok sevimliydi. Maalesef ki sahibi kadar sevimliydi diyeceğim ancak sahibi sevimliden çok seksiydi.

Bu düşüncelerim karşısında kafama bir tane geçiresim geldi. Cidden neler düşünüyordum ben!

Ben bunları düşünürken Kai'yle göz göze gelince gülümsedim. Sanki hiç onun hakkında bir şey düşünmüyormuşum gibi gülümsemeye çalışıyordum. Cidden çalışıyordum ama.

Kai ile birlikte çarkı çevirmeye gittik. Çarkı çevirirken güzel bir şeyler çıkmasını diliyordum içimden.

"Altı."

Kai piyonu ilerletti. Piyonun bulunduğu haneye baktık.

Bugün özel bir gün mü? Değil mi?

Bence gayet özel T^T

Çünkü benim doğum günüm! ^^~

Gülümsedim. Pasta ve hediye varsa her zaman doğum gününe vardım!

XXX

Yey, ben geldim *-*

Pekala bu bölümü sevmemiş olabilirsiniz ben pek emin olamadım sanki .____. Neyse, uzun bir süredir yb yayınlayamıyordum. Yorumlarınızı bekliyorum kicibeler asdfg ^^

Aşk OyunuBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin