Sabah çok erken saatlerde otelde son kez kahvaltımızı etmiştik ve kavurucu çöl sıcaklarına, şükür ki, veda edip Kore'ye dönmüştük. Kore'ye döndüğümüzden beri hep yere sarılma isteğiyle dolmuştum.
İNSANIN ÜLKESİ GİBİSİ YOK.
Bavulumu çekerken bunun içine fark etmeden taş falan mı koydum diye düşünmeye başlamıştım. Sen bavulsun. Niye bu kadar ağırsın?
Kai yine önden ben yine arkadan ilerliyordum.
ANALAR NELER DOĞURUYOR.
Aklımdan geçen düşüncelere "Azıcık susmaz mısın? Ne bu çene?" diye söylendim. Bugün bari sesli düşünmezsem çok güzel olacaktı. Saçma sapan şeyler düşünmemeliydim.
AMA CİDDEN ANALAR NELER DOĞURUYOR.
Kai döndü ve bana baktı. Ölüyorum sandım çünkü yine sesli düşündüğümü zannettiğim için lunaparktaki aletlerin hepsine aynı anda binmiş gibi oldum. Düşünmesi bile kötü.
"Hana, hızlı yürür müsün?"
Sen neden azıcık yavaş yürümüyorsun? Hı? Arkandan tavuk koşturur gibi niye yürüyorsun?
"Peki," dedim ve bavulumu daha çok çekiştirmeye başladım.,
YA ÖLÜYORUM BEN, BU NE?
BİR TON YEMİN EDERİM.
Cidden, bir insanın her uçaktan sonra kafası bin beş yüz ama bavulu bir ton olabilir mi? Şaka mı bu?
Baktı ki bir garip Hana ona yetişemiyor, Kai durdu ve beni beklemeye başladı.
Beklerken bile çok yakışıklı.
Uçak bende kafa falan mı yapıyor ne?
Bende niye her şey kafa yapıyor cidden?
Aklımda deli deli sorular.
Kai ben yanına varınca benimle aynı hızda ilerlemeye başladı ki bu da kaplumbağadan daha yavaş bir hız demek oluyordu. Böyle yan yana yürürken çok tatlı bir çifte benzemiyor muyduk?
TABİİ Kİ ÇOK TATLI BİR ÇİFTE BENZİYORUZ.
AKSİNİ KİMSE İDDİA EDEMEZ.
Bizi bekleyen bir araba olacağı söylenmişti. Aklıma pembe Smart gelince bu arabayı kucaklama isteğiyle dolmuştum. Bizim Aşk Oyunu'nun oynandığı eve gitmemiz, oraya uzun zamandır gitmiyorduk, ve orada finali yapmamız gerekiyordu. Diğerleriyle buluşmamız için tam yarım saatimiz vardı. Bu arada da kıyafetlerimizi değiştirecektik.
Bugünün son gün olduğuna hala inanamıyordum.
Bugünün tek iyi tarafı o uyuz televizyondan kurtulmamız olacaktı.
ÇOK ŞÜKÜR.
O TELEVİZYONA HER ZAMAN SİNİR OLACAĞIM.
Arabaya bindik ve evlere doğru yola çıktık. Kai'ye baktım. Gözlerini kapatmış, dinlendiriyordu. Böyleyken bile çok yakışıklıydı.
Düşüncelerimi aydınlatmak için "O her zaman yakışıklı, sus artık yoksa bunu sesli falan söyleyeceksin göreceksin gününü." diye geçirdim.
HANA BİR KONUYA DAHA IŞIK TUTTU.
NE MUTLU.
Kai'yi seyretmeye başladım. İçimden gözlerini açmaması için dua ediyordum.
Yok olmaz, diye düşündüm.
Ben aşık Kai? Olmaz öyle şeyler.
Yoksa olar mı?
