Bölüm 3

739 72 7
                                        

Bütün çiftler toplanmıştık ve çarkı çevirmek için hazırlanıyorduk. Bu an gerçekten önemliydi çünkü az sonra ne çıkacağını, hayatımızı ne tür bir şekilde mahvedeceğini az çok biliyorduk. Tamamen deneyimliydik o konuda. Tuttuğum nefesimi verdim. Yeniden başlıyordu.

Herkes çarkı çevirdikten sonra sıra bize gelmişti. Kai çarkı çevirdi. Dört hane ilerleyecektik. İlerlettim ve gelen haneye korkarak baktım.

Gece mesajlaşması~

Uyku tutmuyor, Tanrım -_-

Rahat bir nefes aldım. Korkacak bir şey yoktu. Mina dürtmese salak salak güldüğümü de fark etmeyecektim. Umarım bu kısmı keserlerdi!

XXX

Gece on birde elimde telefonumla yatağıma yüzüstü uzanmıştım. Kai'ye bir mesaj yolladım:

BEN: Hey selaam~ ^^

Çok geçmeden bir cevap yazdı.

Kai: Ahaha selam

BEN: Komik olan ne? ㅠㅠ

Kai: Hiçbir şey ^^

"Çok zekisin Kai -_-" yazıp yollayacakken sildim.

BEN: Günün nasıl geçti?

Kai: Her zamanki gibi yoğun bir programımız vardı. Senin günün nasıldı?

BEN: Haha~ Benimki de pek eğlenceli değildi ^^

BEN: Şimdi ne yapıyorsun peki? ♡

Kai: Manhwa okuyorum. Sen?

BEN: Hiçbir şey -_- Demek manhwa okuyan birisin~ Adı ne? ^o^

...

...

...

...

...

...

Yaklaşık on dakika kadardır onun cevap yazmasını bekliyordum. Sinirle bir mesaj daha yolladım.

BEN: Kai!

Aradan beş dakika kadar daha geçti. Aish!

BEN: KAİ! İnanamıyorum daha konuşmanın başındayız ve sen uyuya mı kaldın?! T^T

Baktım ki cevap gelmiyor, odamdan çıkıp salona gittim.Kanepeye oturup oyuncak ayıma kollarımı sardım. Kumandayla televizyonu açtım. Durmadan telefona bakıyordum mesaj geldi mi diye. Bu kadar uykucu muydu gerçekten? Televizyondaki kanallara bakarken bizim programı görünce durdum. İlk gün, tanışma günümüz gösteriliyordu. Oraya ilk gidenler Xiumin ve Yun'du. Yun'u konuşurken hiç duymamıştım kabul etmek gerekirse. Daha sonrasında hepimiz teker teker doluşmuştuk vee...

Ah, size de selam son gelen çift!

Demek kendimi televizyonda göreceğim günler de gelecekti?

Oyun başlamadan mutfağa gidip kendime bir içecek aldım. Ayıcığımla aynı pozisyonu alıp izlemeye devam ettim. Oyunun başladığı, birinci haneye gelmemiz gerektiği kısım gelince... TANRIM! Resmen ne yazdığıma inanmamış ya da inanamamış gibi durmadan gözlerimi kırpıştırıp durmuştum! O yapılan makyaja rağmen kızardığıma da yemin edebilirdim! Ardından jüriler yorumlar yapmaya başladı. Ardından birkaç soruyu... aileme mi yönlendirdi? ONLARI TAMAMEN UNUTTUM BEN! Bu oyun hakkında tek kelime söylememiştim ve... şimdi hallerinden gayet memnun gözüküyorlardı. Bir hata olmalıydı canım. Vee o hatayı buldum. Annem "kızım koca buldu" gibisinden bir bakış atıyordu. Bütün dişlerini görebileceğiniz bir şekilde gülümsüyordu.

"Anne bu bir program!" diye inledim ve ayıcığıma baktım. "En azından sen beni anlıyorsun, değil mi?" Kafam cidden iyi olmaya başlayacak ki konuşmasını bekledim. Ayıcığımı kollarından tuttum ve gözlerinin içine baktım. O sırada unuttuğum çok önemli bir şey olduğunu hatırladım.

EVDE KAMERA VARDI.

XXX

Bu hatırlamadığım, unutmamam gereken önemli konuyu nasıl unutabilmiştim?! Dün yatarken de, bu sabah kalkarken de aklımdan aynı düşünce geçiyordu. Telefonumu açıp saate bakacakken yeni bir mesaj geldiğini gördüm.

Kai: Uyuyakalmak mı? Uyuyakalmak ve ben aynı cümlede bile olamayız -_-

Buna rağmen mesaj atılalı sadece yarım saatcik olmuştu. Gözlerimi devirdim. Telefonuma yeni bir mesaj daha geldi o sırada. Aslında bir değil, iki.

"Görev tamamlanmıştır ^^

xxx"

İyi yanından bakmak lazım; görev tamamlanmıştı. Öbür mesaja baktım.

İşte benim kızım! Hep böyle devam et!

Kötü yanından bakmak lazım; annem bizi tam bir couple yapmıştı.

Çok tatlı bir çift olmuşsunuz. Bir de şu Kang Joon'un imzasını alırsın bana, değil mi? ^o^

Sinirle telefonu kapattım. Ciddi anlamda garip bir ailem vardı. Ben de pek normal sayılmazdım doğrusu. Yatağımda uzanarak Aşk Oyunu'nun before'unu ve after'ını düşünmeye başladım. Ve ardından tekrar uykuya daldım.

XXX

Telefonumun sesiyle yere düşüyormuş gibi bir etki yaşadım; sıçrayarak uyandım. Arayanın kim olduğuna bile bakmadan açtım.

"Alo. Hana?"

"Evet..?" Uyku sersemliğiyle cevap verdim.

"Geç kalıyorsun, bilmem farkında mısın?"

Gerçekten saat kaçtı? Durup saate baktığımda az kalsın kalpten gidecektim. O kadar süre uyulur mu be?!

"Hana."

Odada bir o yandan bir bu yana koştururken "Efendim?" dedim. Kapı çalınca oflaya oflaya gidip kapıyı açtım. Gördüğüm kişi, beklediğim kişi değildi. Aslında kimseyi de beklemiyordum. Ama o kişiyi, hiç.

Aşk OyunuBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin