Bölüm 15

489 56 5
                                        

Kai ile yemek yapacaktık. Bu yüzden markete gidip gereken malzemeleri almaya karar vermiştik. Yapacağımız yemekler gayet basitti. Bir liste yaptık ve o listedekileri almaya başladık. Markete gittik.

NE Mİ OLDU?

İlk kez tavuk dışında bir şeyler yiyecekken Kai'nin elinde bir adet tavukla gelmesiyle bütün hayallerim yok oldu. Vazgeçirmeye çalıştım ancak bir türlü vazgeçirtemedim Kai'yi. Bazen çocuğun keçi inadı tutuyordu ve o zaman bu kadar tatlı gülümsemesine rağmen onu boğasım geliyordu.

Ve hayır, ona iltifat falan etmedim.

Hayır.

Et-me-dim.

Kai ile takılmanın etkisi olarak "etmedim" derken o "et" hecesine takıldım. Bu da sinir katsayımın artması gibi kötü bir şeye neden oldu.

Poşetlerle eve doğru yürürken bir şey fark ettim: Kai elindeki onca poşete rağmen manken gibi duruyordu. Poşeti çanta gibi kullandığını söylesem yeridir. Aslında daha dün onun hakkında yaptığım 'kısa' bir araştırmada çanta yerine poşet kullandığını öğrendim.

Bu çocuk normal değil diyorum ben size.

En sonunda eve geldiğimizde resmen Kai'den önce kendimi eve fırlatıp poşetleri yere bıraktım. Kızarmış, o lanet poşetler yüzünden birazcık acıyan ellerime baktım. Biz ne ara o kadar çok malzeme almıştık ki?!

Aslında bütün abur cubur reyonunu satın aldık desek yeridir. İkimizin de gözü döndü bir anda. Aç kurtlar gibi cipslere, kolalara, çikolatalara saldırdık. Sonuç ise bir hayli pahalıydı ve Kai'nin o parayı öderken ne kadar ezilip büzüldüğünü fark etmek biraz komikti.

Malzemeleri mutfağa götürdük. Mutfağa şöyle bir göz attım. Düşündüğümden temizdi. Olumlu bir şekilde başımı salladım.

"Yemek yapmaya ne zaman başlıyoruz?"

İç çektim. Başlamaya hevesim olmamasına rağmen "Şimdi." dedim ve aldıklarımızı poşetlerden çıkartmaya başladım. Kai'ye sorup doğrama tahtasını da buldum ve tezgaha koydum.

Kai'ye baktım. Eliyle tavukları tutacakken eline vurdum. Bana şaşkın bir şekilde baktı.

"İlk önce ellerimizi yıkamalıyız." dedim gülümseyerek. Hatta havalı havalı mutfaktan çıkıp lavaboya doğru yol almaya başladım. Koridordan döndüğümde aklıma dank etti ve birkaç adım geri gidip Kai'ye "Şey, lavabo neredeydi?" diye sordum.

Eliyle ensesini okşadı. "Odamın karşısında."

Ağır çekimde başımı salladım. O odayla ilgili yaşadığımız olay aklıma geldi. Lavaboya doğru yol aldım. Lavabonun kapısının kolunu tuttuğumda Kai'nin odasının kapısına baktım. İç çektim ve içimdeki merakı bir kenara atarak lavaboda ellerimi yıkamaya başladım. Havluyla ellerimi kurulayıp çıktığımda Kai'nin odasının kapısına son kez bakıp mutfağa geri döndüm.

"Kai. Ne yapıyorsun?"

Bana baktı. "Gördüğün şeyi."

Sakin bir ses tonunda kalmaya çalışarak "Ya, öyle mi?" dedim. "O halde lütfen bana şu kocaman olan havuç dilimlerini açıklayabilir misin?"

Geri çekildi ve kendi dilimlediği havuçlara baktı. "Bence gayet iyiler."

Ona havuçları beş santim kestiğini söylemenin iyi olup olmadığını aklımda ölçtüm. En iyisi konuyu değiştirmek ve onu kovmaktı. "Sen yorulma. Ben yaparım." Onu ittirip elindeki bıçağı aldım ve ona döndüm. "Sen de bu sırada ellerini yıka ve radyoyu falan aç."

Aşk OyunuBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin