selam karilar
guzel olmuyo ama yaziyom
cunku
cunkusu yok
|•|
Boynumdaki mühür öncekilere nazaran acı dolu değil de daha çok tatlı, özlemle sızlıyordu.
Doğrusunu söylemek gerekirse mühürlenildiğinde neler hissedildiğini bilmiyordum. Ne yapılması gerektiğini de bilmiyordum. Annem bir zamanlar -ki bu üniversiteye gelmeden önceki gece oluyor- mühürle ilgili bir şeyler anlatmıştı. Lakin ona mühürlenmeyeceğimi söyleyerek onu geçiştirmiş ve anlattığı, anlatacağı hiçbir şeyi dinlememiştim. Yani sonuçta ertesi günü üniversiteye gidiyordum, heyecanlıydım ve bunları dinleyecek kafada değildim.
Böyle düşünen aklımı duvarlara sürte sürte alev çıkarmak gerekiyordu. Gerçekten... Sürekli zeki olduğumla ilgili övünürdüm, yani matematiğim sınırı geçiyordu sonuçta. Lakin en büyüğünden bir aptal olduğuma eminim, şu saatten sonra.
Saçlarımı kurulamaya devam ederek kanepelere doğru ilerlemiş, Jimin ve Jeongguk'un biraz çaprazına Jin ile Yoongi'nin yanına oturmuştum.
"Hoşgeldin." Başıyla onayladıktan sonra geldiğimden beri yaptığı gibi yere bakmaya devam etti. Jimin ensesini kaşıyarak boğazını temizledikten sonra söze girdi. Devlet açıklaması yapma moduna girmişti çoktan.
"Taehyung.. Imm, şimdi biz Jeongguk ile konuştuk."
"Evet?" Ben konuştuktan sonra ortam iyice gerilmiş, Jin bile bu durumdan rahatsız olurcasına yerinde kıpırdanmıştı.
"Yani biliyorsun, o gün bara gelebilecek herkesle konuştuk ve hiç kimse çıkmadı. Yani o gün yanlışlıkla mühürlendiğin ve bir aya yakın bir süredir aradığımız, bu süreçte çok acı çektiğin için sövdüğün ve sinsi planlar kurduğun, aynı zamanda arada kurdun özlediği için hüngür hüngür salya sümük ağladığın-"
"Eh be Jimin! Uzatma bu kadar." Diyerek araya giren Yoongi olmuştu. Şu an herkes merak ve telaş içinde bekliyordu zaten, bu kadar uzatıp daha da bekletmeye gerek yoktu. Eğer Alfa'm Jeongguk çıkarsa -ki bu saatten sonra yüzde doksan dokuz virgül doksan dokuz ihtimalle alfam Jeongguktu- rahatlayacaktık. Eğer çıkmazsa işte tam o zaman boka batmıştık. Çünkü olabilecek en olmayası ihtimalleri bile göz önünde bulundurmuş ve dikkatle araştırmıştık.
"Alfan Jeongguk!"
Ne olacağına dair hazırlamaya çalışmıştım kendimi. Yine de kesin olmayan bir şeyin kesinleşmesi elinde olmadan insanı dumura uğratıyordu.
Jeongguk titreyen harelerini yüzüme çıkarmış tepkilerimi izliyordu. Bense bir elim havada bir elim kucağımdaki havlunun üstünde donmuş bekliyordum. Ne kadar süre geçti bilmiyorum ama bir ara Yoongi yanaklarımı tokatlıyor ve Jin de kulağıma bağırıyordu. Son vuruşu üstüme bir kova dolusu suyu boca eden Jimin olmuştu.
"Hele şükür ayıldın."
Jeongguk'a karşı ne diyeceğimi ve ne yapacağımı bilmiyordum. Bir sevgilisi vardı ve illa ki bu mühürden kurtulması gerekiyordu. Ama bu; paralel evrende dahi söz konusu edilmemiş, dünya üzerinde var olmayan, imkansız gibi bir şeydi.
Jeongguk kısa bir öksürükten sonra söze başladı. "Biliyorsun bir sevgilim var ve biz onunla yakın bir zamanda evlenmeyi düşünüyoruz- Yani düşünüyorduk." Dedikten sonra tekrar yüzümü süzdü. Aptal gibi boş duvarı izliyordum.
"Ne yapacağız?" Duruşumu bozmadan direk söze dalmamla biraz afallasa da belli etmemeye çalışarak cevapladı.
"Mührü kaldırmamız gerekiyor Taehyung. Ben... Seninle bu şekilde olamam. Ji Eun'u çok seviyorum." Çaresiz olduğu bakışlarından belliydi. Bende onun kadar çaresizdim.
"İyi de bu imkansız?" Jin kollarını göğsünde bağlamış ve kaşlarını çatmıştı.
"Ben araştırdım. Biraz kabullenme aşamasında olduğum sıralar ne yapacağıma bakıyordum ve olası bir çözümü buldum sayılır." Herkes pür dikkat onu dinlerken hepimize kısa bir bakış attı ve ardından devam etti. "Busan'da bir şifacı buldum. Yani tıbben imkansız ama işe yarar olduğunu söyleyen bir kaç kişi var."
Tanrım! Derdim yokmuş gibi bir de deli, ağzı durmayan bir papağanı olan ve absürt makyajlarla önündeki cam küre üzerinde saçma sapan şeyler uydurup insanları kandıran, bakır kazanına bahçeden topladığı otları atıp ilaç diye dağıtan manyak bir kadınla mı uğraşacaktım!? Üstelik güvenilir bile değil!
Anında ayaklanarak zehirli ve azıcık çirkeflik barındıran -çok azıcık- dilimi kuşanıp hücum etmiştim Jeongguk'a. "Hayatta olmaz!" Yüksek sesimle tüm salonu titretmiştim ki bir anda herkes irkilmişti.
"Öyle saçma yerlere asla gitmem! Buluyorsan tıbbi çözümünü bul!"
"Nasıl bulabilirim!?" Aynı şekilde Jeongguk'ta benim gibi ayaklanmış ve aynı tepkiyi göstermişti.
"Bu benim suçum değildi! Ne yap, et, bul! Beni ilgilendirmez!"
"Sana tıpta imkansız diyorum, aptal mısın!?" Şuraya oturup hüngür hüngür ağlamak istiyordum. Yemin ederim öyle kötü hissediyordum ki, halime üçüncü kişi olarak bakarken ben bile acımıştım.
Titreyen ellerimi hızla yeniden ıslanan saçlarımdan geçirdikten sonra geri oturmuştum yerime. Nefesim sıklaşmış ve bunaltıcı olmaya başlamıştı. Üstüne içimde Alfasının feromonları sayesinde mayışmış bir adet Omegam vardı!
"Hanginiz kızgınlıktaydı? Biriniz olmadan mühürlenemezsiniz, biliyorsunuz." Hayır bilmiyordum, Jin.
"Benim ki bir hafta öncesinde bitmişti. Kızgınlıkta dışarı bile çıkmıyorum." Demiş ve şakaklarımı ovmaya başlamıştım.
"Jeongguk?" Jimin meraklı bakışlarını salonda turlayan Jeongguk'a sabitlemişti. Olduğu yerde bir kaç saniye durup düşündü.
"Kızgınlıktan iki gün öncesiydi." Dedi. Pekala kızgınlık dönemleri bazen bir kaç gün erken ya da geç başlayabiliyordu. Jeongguk'un da erken başlamıştı. Ve sonuç olarak bum!
"Al işte." Yoongi anlına vurarak ayaklanmış ve arkamdaki pencereyi açmıştı.
"O şifacıya gitmemiz gerekiyor." Ciddi ve kalın bir tonda söylemişti, bu Omegamı ürkütürken beni daha fazla sinirlendirmişti.
"Sana gitmeyeceğim dedim!"
"Lanet olsun, seni tanımıyorum bile! Sevdiğim bir kadın var, ona söz verdim onunla mühürlenecektim! Gidelim ve şunu sildirelim işte seni sikik!"
İşte bu bardağı taşıran son damla olmuştu. "Madem kurdunu kontrol edemeyecektin, ne diye o kadar çok içtin!? Peki o kızın bundan haberi var mı, ha!"
Bir an duraksadı. "Yok." Dedi sakince.
Burnumdan gelen öfke dolu bir gülüşle ona baktım. Yüzümü bir kaç kere sıvazladıktan sonra ayaklandım ve merdivenlere doğru ilerledim. "Sevgiline onu aldattığını ve verdiğin sözü tutmadığını söylemediğin sürece herhangi bir şey yapmayacağım."
En çok zarar gören ve bundan haberi olmayan ise sevgilisi olmuştu. Hiçbir suçu yoktu. Onun arkasından saçma sapan oyunlar oynayamazdım.
"Unut bunu, asla olmaz!"
"Sen anlatmazsan ben anlatırım, Jeon." Arkamı dönerek büyük bir ciddiyetle söylediğim şeye karşı hızla yanıma adımlamış ve sertçe kolumu tutmuştu. Bu hareketiyle diğerleri de ayaklanmış, Jeongguk'un arkasına tesbih boncuğu gibi dizilmişlerdi.
"Onunla asla konuşamazsın." Dişleri arasından tıslayarak konuşmuştu.
"Bunu bilmeye hakkı var. Onu gerçekten seviyorsan iğrenç bir pislik gibi davranmayı bırak." İğrenirmiş ifadesine bürünen suratım ile tuttuğu kolumu bıraktı ve hızlıca evden ayrıldı. Arkasından hiddetle kapattığı dış kapıya pat pat terliklerimi sinirle ve bir çok küfür eşliğinde fırlatmıştım, beni çok fena sinirlendirmişti!
Ah... İşte şimdi daha emindim ki; çok yanlış kişiler, yanlışlıkla mühürlenmişti.
turkce dersinde bile bu kadar unlem gormedim ben
ŞİMDİ OKUDUĞUN
who is my alpha?≮
FanfictionGel gör ki; kimse bir yamaca çıkıp yüzüne vuran ışıkla yaşayacaklarımı lanet bir kehanet olarak anlatmamıştı. •Taehyung yanlışlıkla mühürlendiği alfasını aramakla meşguldür. •küfür&cinsellik içerir! •klişelerle donatılmış bir kitaptır. (ilk ficim o...
