30 Ocak 1971
"Lucius ne diyorsun anlamıyorum" diye söylendi Narcissa, erkek arkadaşının sırtı ona dönük olduğu için ne yüzünü görebiliyor ne de söylediklerini anlayabiliyordu.
Ama Lucius ona cevap vermek yerine önce kıkırdamaya başlamış sonra da kahkaha atarak ayağa kalkmıştı.
Cissy gözlerini devirip onu izlemeye devam ederken Malfoy birden gülmeyi kesti ve "SENİ APTAL SÜRTÜK!" diye bağırarak genç kızın boğazına yapıştı.
"Sana ve o minik aptal şantaj oyununa katlanmamı sağlayan tek şey o kazaktı!"
Sarışın oğlanın elleri gittikçe sıkılaşırken nefes alabilmek için içgüdüsel olarak çırpındı Black, ancak çok kısa bir sürede sakinleşti ve yüzüne kibar bir gülümseme kondurarak sevgilisinin gözlerinin içine bakmaya başladı. Şu son bir ayda pek çok farklı Lucius ile karşılaşmıştı ama en baştaki Lucius ile bunun arasındaki fark dayanılmazdı. Her şeyi bildiğini söylemeden önceki kibar ve düşünceli safkan Lucius Malfoy'sa şimdi boğazını sıkan ellerin sahibi kimdi?
"Lucius" diye konuşmaya başladı Narcissa, gırtlağındaki baskı el verdiğince nazik olmaya çalışıyordu. Sonuçta ne kadar değişmiş olursa olsun o hala aşık olduğu adamdı ve böyle ufak tefek tartışmalar yüzünden ondan vazgeçecek hali yoktu.
"Bence her şeyi konuşarak halledebiliriz" diye devam etti sonra, boğazlanarak öldürülmeye çalışan bir genç kız için fazlasıyla sakindi.
Onun söylediği cümle yüzünden değil ama aklına takılan bir düşünce nedeniyle ellerini gevşetti Lucius önce. Ardından sanki uykudan uyanmış gibi kafasını iki yana sallamış ve ellerini Narcissa'nın boğazından çekmişti.
Safkan kızın şaşkın bakışları onu izlerken "Hayır, hayır" diye kendi kendine konuşarak geri çekildi Malfoy. "Bu çözüm değil" dedi ve ardından tekrar gülmeye başladı.
"Ne yaparsam yapayım asla sen ve senin gibilerden kurtulamayacağım, hayır"
Sonra hızla yatağın kendi tarafına dolandı ve duvara dayanmış halde duran bastonunun içinden asasını çekip şah damarına dayadı.
"O halde kendimden kurtulmalıyım" dedi. Gözleri sonunda özgürlüğe kavuşacağı düşüncesiyle ışıl ışıl parlıyordu ama bunlar sağlıklı bir insanın gözlerinde görebileceğiniz türden mutluluk ışıltıları değildi.
Daha az önce kendinin ölümü söz konusuyken kılını kıpırdatmayan Narcissa, onun ne yapmak istediğinin farkına varınca bir anda korkuyla doldu ve asasını bulmak için etrafına bakındı.
Ancak Lucius onun asasını aradığını fark etmiş ve ondan önce ulaşıp sırıtarak asayı eline aldıktan sonra sahibine karşı doğrultmuştu. Böylece yaşanabilecek herhangi bir fiziksel müdahaleye karşı da önlem almıştı.
"Oyun bitti Cissy!" diye fısıldadı safkan oğlan, ardından tam o sonunu getirmeye hazırlanırken Narcissa tehditler savurmaya başlamıştı.
"Böyle yaparak sadece kendini kurtarırsın" diye bağırdı ilk önce Black.
"Eğer kendini öldürürsen o kıymetli melezinin ibne olduğunu bütün Hogwarts, hayır hayır, bütün büyücü dünyası duyar" diye devam etti sonra.
Lucius'un olmadığı bir hayat korkusuyla zangır zangır titrerken artık kendini tutmayı bırakıp ağlayarak elindeki bütün kozları oynamaya başlamıştı.
"Ha? Sence bu duyulduktan sonra onu yaşatırlar mı? Sen ölürsen o da ölür Lucius!"
Malfoy, karşısındaki safkan kızın ağzından dökülen her cümleyle içten içe kanarken hissettikleriyle tezat oluşturacak bir biçimde daha genişçe sırıtarak "Artık umrumda mı sanıyorsun?" diye sordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Draco || Snucius
FanfictionSafkanlığı korumanın her şeyden önemli kabul edildiği kadim Malfoy ailesinin tek varisi Melez Prens'e aşık olursa ne olur? /* /* /* İlk Türkçe Snucius fanfiction'ı /* /* /*
