38. Bölüm

4.6K 167 40
                                        

Yeni bölüm ile merhaba :) Umarım iyisinizdir ve bizimlesinizdir 🤎 Fazla uzatmadan keyifli okumalar diliyorum 🙂

Multimedya: Seni bir tek

Erva'dan;

Uzun bir süre birbirimize baktık elini saçıma götürüp okşadı "Sen ciddisin!" Dedim şok olmuş bir şekilde "Evet!" Dedi gülerek topuzumdan çıkan bir tutam saçı kulağımın arkasına attı ve yanağımı okşadı. "Ama... Ama nasıl benden deli gibi nefret ediyordun!" Dedim "Evet sana olan öfkemi yitirdiğim için senden nefret ediyordum etmek istiyordum." Dedi Dara'nın dedikleri aklıma geldi "Şimdi sana sarılıp uyumak istiyorum." Dedi belime sarıldı ve kafasını boynuma gömdü. Ne hissetmem gerektiğini bilmiyordum bir kaç gündür yaşadıklarımın ağırlığını atamadan Karan'ın kalbimde deprem etkisi yaratan itirafı düşünme yetkimi kayıp etmeme neden olmuştu. Yarın düşünmek için çokça vaktim vardı.

Yanağımda hissettiğim ten ile gözlerimi araladım bana gülen Karan ile rüya olduğunu anlamam uzun sürmedi "Rüyalarıma girme." Dedim gözlerimi kapayıp bir kaç saniye sonra tekrardan aynı hissi yaşadım ve kulağıma "Gerçeği buradayken rüyada kalmaz." Dedi gülerek "Sen hâlâ ciddisin!" Dedim dün yaşadıklarımızın yalan olma ihtimalini ölçmeye çalışarak "Ne kadar ciddi olduğumu görmek ister misin?" Diye sordu kafamı evet anlamında sallayıp ona baktım yüzümdeki saçı kenara çekti eli ile yanağımı okşadı ve üzerime eğilmeye başladı. Anın getirdiği his gözlerimi kapatıp bekliyordum ki çalan kapı ile telaşlanıp ayağa kalktım. Küfür ederek yatağa yatan Karan'a gülmemek için ellerim ile dudaklarıma baskı yaptım. Kaşlarını çatıp bana baktı koşar adımla kapıyı açtım "Günaydın Erva hanım kahvaltının hazır olduğunu söylemek için geldim." Dedi Aysel abla "Tamam Aysel abla geliyoruz." Dedim, tebessüm ederek gitti kapıyı kapattım arkamı döndüğümde dibimde duran Karan'ı beklemediğim için çığlık attım. Eli ile ağzımı kapatıp "Herkesi başımıza toplayacaksın!" Dedi "Sende sessiz sessiz ne duruyorsun dibimde!" Dedim kapı ile arasından çıkmaya çalışırken elini kapıya koydu ona bakıp sabır ile nefes verdim diğer taraftan çıkmaya çalışırken bu sefer o elini kapıya yasladı. Ne der gibi ona baktım. Üzerime eğilirken "Nerde kalmıştık?" Diye sordu kolunun altından çıkıp "Kahvaltıya çağırmışlardı." Dedim banyoya koşarak. Elimi yüzümü yıkayıp çıktım peşimden Karan girdi.  Giyinme odasına giçip bir elbise aldım ve giydim aynada yakasını düzeltilen "Tüh kaçırdım!" Diyen Karan'a baktım, şuan ciddi anlamda korkmaya başlamıştım. Yanıma doğru yürüdü "Bir şey mi oldu?" Diye sordu "Hayır ne olabilir ki. Önce beni kaçırdın! Sonra hapsettin yetmedi Alev'in hayatı için benimle evlendin ama Alev'den ayrıldın Yalçın bana bir şey yapmasın diye dokunulmazlık aldın! Hayatım altüst oldu ve dün geceden beri garip davranıyorsun! Daha ne olabilir! Bak eğer bu bir oyunsa asıl oyunu bozar senden ayrılırım eğer değilse senden yine ayrılırım" Dedim hızla odaya geçip peşimden  geldi kolumu tutup "Kahvaltıdan sonra konuşacağız!" Dedi  odadan çıkarken "Konuşacak bir şey yok! Yemekten sonra avukatına karşılıklı boşanma dilekçesini hazırlamasını söylersin biz boşanana kadar Yalçına ne yapacaksan yap?" Dedim  "Peşinde Rus mafyası varken ve Yalçın seni tek yakalamaya çalışırken seni bırakacağımı nerden düşündün." Dedi öfkeyle "Benden ayrılsan da ayırılmasan da ilk fırsatta kaçacağım!" Dedim aşağı doğru inerken merdivenlerde bana yetişip elimi tutmaya çalıştı "Ne yapıyorsun!" Dedim kolumu çekerek "Elini tutuyorum. Karımın elini tutamam mı!" Dedi "İnsanlar görecek!" Dedim "Bende görsünler diye tutuyorum zaten." Dedi elimi yakalayıp.

Önden giderken elimi çekmeye çalıştım ama daha sıktı tuttu masaya yaklaşırken bütün gözler bizdeydi. "Ne o el elesiniz?" Diye sordu Halit dede "Karı koca onlar Halit onlar el ele gezmeyecek de biz mi gezeceğiz." Dedi gülerek Dara, Halit dede gülerek "İlk defa görüyorum şaşırdım." Dedi "Bundan sonra hep görürsün dede." Dedi Karan beni yanına oturtturup "Öyle mi?" Dedi gülerek Halit dede bana baktı. "Dün fazla hasar aldı her halde gece de öpüş-" diyen Bartın'a kötü kötü baktım "Öyle bakma Erva korkuyorum!" Dedi gülerek "Öyle mi. Oh oh iyi torun da gelir o zaman." Dedi Halit dede yutkunamayıp öksürmeye başladım "Heyecanlandı." Dedi Bartın gülerek Karan eli ile sırtıma hafif vurarak "Dikkatli ye!" Dedi "Siz gerçek misiniz!" Diye sordum öfkeyle "Ne oldu kızım?" Diye sordu Halit dede "Bak Halit dede seni üzüp kırmak istemiyorum ama biz anlaşmalı boşanacağız!" Dedim Karan'ın bedeni yanımda gerilirken "Kusura bakma kızım ben biraz heyecan yaptım." Dedi Halit dede üzgünce. Kolumdan tutan Karan ayağa kalktı beni de kaldırdı "Size afiyet olsun." Dedi "Nereye oğlum?" Diye sordu Halit dede "Biz bi hava alıp geleceğiz!" Dedi Karan elinden kurtulup kapıya doğru yürüdüm dışarı çıkıp arabaya bindim o da bindikten sonra yol aldık ikimizde konuşmuyorduk. Bir süre sonra eskiden kaldığım yetimhaneye geldik. "Ne işimiz var burada?" Diye sordum "Anlatacağım." Dedi ve arabadan inip yürümeye başladık kapıdaki güvenlikçi Karan'a başı ile selam verdi. Her adımda buradaki anılarım gözümün önüne gelmeye başladı. Giriş kapısına doğru yaklaşırken dışarıdaki çocuklar Karan'a koşmaya başladı "Karan abi!" Diye sevinç çığlıkları atıyorlardı Karan hepsinin şacını okşayıp " Çocuklar benim biraz işim var, bitince sizinle ilgileneceğim" dedi şaşkınlıkla onu izliyordum. İçeri girip üst kata çıktık ve kayıt koridoruna girdik o gün ki burukluğu hâlâ hissediyordum ve sanki  Erva o bankta oturmuş korku ile dik durmaya çalışan hali oradaydı. Gözümden bir damla yaş akarken Karan beni durdurdu
"O günü hatırlıyor musun?" Diye sordu evet anlamında kafamı salladım "Peki ne olmuştu?" Diye sordu "Annem ve babam ile  trafik kazası geçirmiştik onlar... Onlar o kazada öldü. Beni buraya sosyal hizmetlerden görevli bir kadın getirdi. Şurda oturuyordum. İki çocuk yanına geldi hatırladığım kadarıyla beni bahçeye salıncaklara götüreceklerdi." Dedim gözlerimdeki yaşlar benden ayrılırken Karan elimden tutup yürümeye başladı koridorun sonunda "Burda düşmüştün." Dedi Karan gülümsemeye çalışırken "Sen nereden biliyorsun?" Diye sordum "Anlatacağım" dedi yürümeye başladık yemekhanenin oraya geldik erkek yatakhanesine geçip durduk "Luna parkı sever misin?" Diye sordu daha çok bildiği bir şeyi sorar gibi kaşlarım çatılırken "Nerden biliyorsun?" Diye sordum "Çünkü ben de oradaydım." Dedi aklım karışmaya başlamıştı "Benimle oyun mu oynuyorsun büyüdüğüm yetimhaneye gelip yaşadığım şeyleri bana hatırlatıyorsun! Nerden öğrendin bunları?" Diye sordum " Ben de burdaydım." Dedi "Sen burda falan değildin Karan diye biri yoktu ben buraya geldiğimde!" Dedim"Karan sen geldiğinde hatta senden önce bile buradaydı." Dedi ellerimi tutup devam etti "Bir kız çocuğu hem de başa bela ve çok konuşan bir kız çocuğu. Gecenin bir vakti lunapark var hayali ile erkekler yatakhanesine gelen ve orada kitli kalıp Sıraç ile uyuyan bir kız çocuğu. Sırf futbol oynamıyor diye topu kaçıran ve." Dedi elini anlımdaki yaraya dondup "Yere düşen düştüğü için Sıraç'ın kafasına taş atan bir kız çocuğunu unutmak mümkün değil. O kız çocuğu yıllar sonra ailesinin intıkamını almak istediğinde yeniden ortaya çıkan kız çocuğu. Ufaklık." "Sen bunca şeyi nerden biliyorsun bu yarayı, lunaparkı, düştüğüm koridoru" diye sordum  "Dedim ya ben de oradaydım Erva biz seninle bu yıl değil daha önce de birlikte uyuduk, kavga ettik, birbirimizi  yarakadık! Melek abladan ceza aldık! Erva sen benim hayatım boyunca hep verdiğim ama yenildiğim savaşım oldun! Çocukluğumuzdan bu yana ben sana hep yenildim! Ben seni severken sana kızarken benden nefret et diye beklerken ben sadece beni istemeni beni sevmeni bekledim." Dedi elleri ile yüzümü kavradı "Ben senin ailemin katilinin kızı olduğunu öğrendimde en çok kendimden nefret ettim kaderimden nefret ettim! Aynı yetimhanede büyümüş aynı kaderi yaşamış olmamızdan nefret ettim." Dedi "Sen! Sen Sıraç mısın?" Diye sordum şaka yapıyor olmalıydı dimi! "Ben seninle o yatakta uyuyan çocuğum, ben senin koridorda düşürdüğün çocuğum, ben senin karşındaki yaraya sebep olan çocuğum." Dedi gözünden bir damla yaş aktı yurdumda ki kuru topraklara sel vurdu ardından gülümsedi güneş ısıttı öksüz çocukları ve ben tersine değil de başa dönen devrana hayret ettim. "Ben en çok kendimden nefret ettim Erva! Senden nefret edemiyordum benden nefret et istedim ben yapamadım ama sen yapardın benden nefret ederdin. Hayatını maf ettim! Ölmek için can atar hâle getirdim! Benden nefret etmeni sağladım benim kendime olan kinimin üstüne senin kinini kattım ama yine seni sevmekten başka hiçbir şey yapmadım." Dedi elleri usulca yanağımı okşayıp ellerimi buldu "Beni affet! Ne olursun. Benim öfkem de nefretim de kaderimiz ile kendime. Yaşadıklarını silip kenara at diyemem ama hâlâ nefes alıyorken benden çıkar hıncını isterse yıllar sürsün gıkım çıkmaz! Ama beni affet." Dedi elimi tutup "Sen!" Dedim omuzundan hızla iterek geri sendeledi. Normalde şartlarda kıpırdamazdı ama kendini salmıştı. "Senin yüzünden hayatımdan oldum. Senin yüzünden günlerce ağladım. Senin yüzünden ölmek istedim ve buna teşebbüs ettim. Senin yüzünden ailem bildiğim arkadaşıma yalan söyledim. Senin yüzünden yıllarca bu yarayı taşıdım. Senin yüzünden yıllarca burda luna park var zannettim beni kandırdın! Beni kandırdın!" Diyerek itmeye devam ediyordum kollarımdan tutup kendine çekti "O kadar masumdun  ve kırılmandan korkuyorum ki sana burada luna park yok diyemedim." Dedi sarıldı "Beni affet çünkü ben kendimi asla affetmeyeceğim." Dedi saçlarıma öpücük kondurdu. Annesinden dayak yemesine rağmen yine anne diye ağlayan bir çocuk gibi ben onu affettim. Gözlerimden yaşlar süzülürken "Seni affediyorum." Dedim Karan geri çekilip yüzme baktı alnını alnıma yasladı onun da gözlerinden akan yaşlar benimkine karıştı toprağa ekilmiş fidana verilen can suyu oldu. Bir süre sonra ayrılıp "Hadi çocuklar bekliyor gidelim." Dedi gülerek ben de aynı şekilde "Ama bu sefer ben de futbol oynayacağım." Dedim elini omzuma atıp "İnan hiç değişmemişsin. İnat aynı inat." Dedi gülerek " Birşey soracağım." Dedim aklıma gelen şeyle "Araf ve Bartın-" dedim cümlemi bitirmeden "Evet onlar aynı Araf ile Bartın" dedi "Ya pislikler hiç çaktırmadılar." Dedim gülerek sonrasında ise somurtup "Ama ben onlara sorarım!" Dedim ciddiyetle. Şunlara bak ya marsıklar! Karan elimi tutup "Kızma onlara ben engel oldum." Dedi "Yok onlar gününü görecek! Sen de göreceksin! Hepinizin burundan fitil fitil getireceğim!" Dedim "Hani beni affetmiştin?" Dedi sorarcasına "Affettim dedim! Süründürmicem demedim." Diye yanıtladım sorusunu. Kulağıma yaklaşıp "İstersen beni zincire bağlayabilirsin." Dedi geri çekilip göz kırparak. Ahhh! Çıldıracağım neyin peşinde. "Seni o zincir ile parçalarım! Beni çıldırma!" Dedim dişlerimin arasından çocukların yanına gelmiştik o sırada. Dişlerini göstererek gülümseyip "Eee çocuklar! Hani nerde futbol topu." Diye bağırdı. Çocuklar sevinçle çığlık atarken bir kaçı topu almaya koştu.
Biten oyun sonrasında Karan'ın takımı yenmişti. "Bak sana yıllar öncesinden demiştim. Sen kızsın oynayamazsın diye." Dedi "Yaa hiçte 1 gol attık ama!" Dedim arabaya doğru yürüyorduk. "Erva onu 9 yaşındaki çocuk attı." Dedi gülerek "Olabilir hem siz hep ofsayt yaptınız." Dedim savunmaya geçerek "Vay! Demek ofsaytı öğrendin. Ama hâlâ topu almak için ayaklarıma vuruyorsun." Dedi gülerek baktım ne der gibi kafa salladı "Yanii. Birazcık bilerek yapmış olabilirim." Dedim. "Ya sen nasıl bir hilebazsın acaba! Küçücük çocuk ayağına bastı diye penaltı attın." Dedi omzumu silkeleyip arabaya bindim. Halit dedelere geldiğimizde arabadan indik "Ah! Ayağım!" Diye sitem eden Karan'a baktım "Ne oldu?" Diye sordum "Hâlâ ne oldu diye mi soruyorsun o kadar ayağıma vurdun nasıl doktorsun beni muayene et" dedi gülerek. "Doktor değilim okulum yarıda kaldı unuttun mu!" Dedim sinirle ağzından içinden 'hay çeneni s*kim Karan' diye kendine küfür etti "Yarın kaydını başlatırız." Dedi gülerek "Ciddi misin?" Diye sordum "Evet." Dedi anın verdiği heyecanla sarıldım geri çekilirken "Yardım?" Diye sordu "Doktor olduğumda." Dedim gülerek evin kapısı açıldı. Halit dede gözlerinin içi gülme tabirinin canlısı gibi karşımızda bize bakıyordu birkaç damla gözlerinden düşerken "Hay sizi! Kos koca adamı ağlattınız be." Diye bize sitem etti onun bu halini görünce içimde bir sıcaklık oluştu ve gidip ona sarıldım. Saçımı okşayıp "Hadi. Hadi gelin de oturalım." Dedi salona geçtiğimizde herkes muhabbet ediyordu. "Ohooo çifte kumrular hayırdır? Biz sizi balayınıza devam ederdiniz diye beklemiyorduk" Dedi Bartın gülerek "Bence Erva'nın bir kaç gün gözüne görünme!" Dedi Karan gülerek Bartın bana baktığında sert bir şekilde ona bakıyordum ciddi değildim biraz gözü korksa yeterdi "Neden noldu ki?" Diye sordu bana bakıp "Her şeyi anlattım." Dedi Karan.
Bartın kaşlarını havaya kaldırıp "Her şeyi derken?" Diye sordu "Ufaklık ile yetimhaneye uğradık." Dedi Karan Bartın şifreyi almış gibi yerinde doğruldu. " Yaağ ıhhıııhımm öyle mi ne güzel hadi ben kaçtım geç oldu malum kışa doğru havalar erken kararıyor." Dedi ayağa kalkmaya yeltenirken ellerim ile oturtup parmak sallayarak "Nıch nıch nıch! Daha eski günleri yad edeceğiz Bartın!" Dedim tehdit vari bir şekilde. Gözlerini benden kaçırıp Karan'a bakıyordu Karan ben karşımam der gibi ellerini kaldırdı. "O zaman şöyle yapalım Araf da gelince ikimizin canına oku ha?" Dedi ellerini kenetleyip kirpiklerini kırpıştırararak şu haline gülmemek için yanağımı ısırıyordum. Dayanmayıp "Tamam ikinizin birden hesabını alacağım!" Dedim sert tutmaya çalıştığım sesimle "O zaman ben kaçtım. Siz aile saadetinize devam edin. Hatta şöyle yapalım siz şu hediye balayına gidin gelince bir ara şey yaparız" dedi ve koşarka evden çıktı. O çıkınca kendimi koltuğa atıp gülmeye başladım. Karan bana sırtırken "Sen ne gülüyorsun en büyük hesabı sana soracağım!" Dedim elini anlına vurup koltuğa geri yaslandı.

KARANHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin