7

1.4K 143 83
                                        

Hyunjin'in attığı mesajdan sonra ona Eun mi'nin okulunun adını söylemiş ve ben de okula doğru yaklaşmıştım.

Ders programına baktığımda derslerinin beden eğitimi olduğunu gördüm. Bu benim için güzel bir fırsattı.

Okulun önüne geldiğimde Kapıdaki güvenliğe Eun mi'nin babası olduğumu söylediğimde beni içeri almıştı.

Göz ucu ile etrafa baktığımda bir sürü küçük çocuk vardı etrafta.

Eun mi ve minik bir kız da banklardan birinde oturuyordu.

Yavaş adımlar ile ona yaklaştığımda ismimi duymam ile durdum.

"Seungmin bey?"

Arkamı döndüğümde Chan bey olduğunu gördüm.

"Merhaba Chan bey."

"Merhaba, ne için gelmiştiniz?"

"Eun mi ile önemli bir konu hakkında konuşmam gerekiyor."

"Hmm özel değilse öğrenebilir miyim?"

"Imm şey- Eun mi ye baktım önce- aslında ona nasıl söyleyeceğimi ben de bilmiyorum belki yardım edebilirsiniz."

"Baba!"

Eun mi'nin sesini duyduğumda ona doğru döndüm. Koşarak bu tarafa doğru geldiğini gördüğümde yere eğilip kollarımı açtım ama o bana bakmıyor gibiydi.

"Önüne bak babacım düşüceksin."

Ona seslendiğimi bile duymamış gibiydi, birden yanımdan koşarak geçtiğinde olduğum yerde dondum kaldım.

Arkamı döndüğümde Eun mi uzun siyah saçlı birinin boynuna atlamıştı. Bir dakika bu hyunjindi.

Kalbim sıkışmıştı. Maratona koşsam bu kadar hızlı atacağını düşünmezdim.

Gözlerim dolmaya başladığında kendime hakim olmaya çalışarak yukarı bakıp derince nefes vermiştim.

"Sanırım söyleyeceğiniz şey buydu. Eşiniz gelmiş sevindim."

"Maalesef, geldi."

"İstemiyor gibisiniz?"

"Evet ben istemiyorum ama Eun mi istiyor."

"Siz de kızınız için katlanacak mısınız?"

"Sanmıyorum Eun mi yi çok seviyorum ama hyunjin artık benim için- Ahh neyse."

Zil sesini duyduğumda Chan beye dönüp baktım.

"Eun mi yi alıp gidebilirsiniz ve bence biraz düşünün." Göz kırpmıştı neden ki? Sanırım Hyunjin hakkında ima yapıyordu.

"Teşekkürler."

Yanımdan yavaş adımlarla ayrıldığında karşımdaki sarılan iki bedene baktım. İçimden gidip onlara katılmak geçse de yapamıyordum.

İki beden de titriyordu. Ağladıklarını anlamak benim için çok kolaydı. Bahçe tamamen boşaldığında birkaç kişi dışında öğrenci kalmamıştı.

Hâlâ karşımdaki bedenlere bakarken Hyunjin birden kafasını kaldırıp Eun mi'yi öpmeye başlamıştı.

Yüzünün her bir köşesine öpücükler kondururken kırmızı sulu gözleri ve pembeleşmiş burnu dikkatimi çekti.

Eun mi'yi merak ediyordum. Nasıldı acaba? Ne hissediyordu.

Bana soracak olursak o koşarken yüzünde olan ifade her şeyi anlatıyordu.

Özlem, sevgi, mutluluk...

Benim yüz ifadem sanırım sadece acıyı ifade ediyordur.

İkili yere eğildiklerinde dikkatim tekrar o yöne toplandı. Hyunjin onu indirmek için eğilmişti ama tekrar sarıldı.

İkisi de çok tatlı görünüyordu. Ağlarken bile tatlılardı.

Yanaklarımdan süzülen damlaları elimin tersi ile silip olabildiğince yavaş bir şekilde yanlarına adımladım.

Hyunjin sanki beni yeni fark etmiş gibi kafasını kaldırıp bakmıştı.

Aman tanrım kalbim yerinden çıkacak sanırım neden böyle oldu ki her şey. Ben ondan nefret ediyordum.

Sinirimden olmalı her şey. Yoksa neden bu kadar hızlı atsın kalbim evet kesinlikle çok sinirli olduğum için.

Yanlarına yaklaştığımda Eun mi'nin sesi duyuluyordu.

"Neden bizi bırakıp gittin. Seni çok özledim. Lütfen bir daha gitme. Seungmin babam ne kadar çok yoruluyor biliyor musun sen gittiğinden beri. Bizi sevmiyor musun artık?"

"İkinizi de çok seviyorum babacım. Ben de gitmek istemezdim ama-"

"Eun mi!?"

Devamını duymak istemiyordum anlattığı şeyleri duyup onu düşünmek istemiyordum. Tekrar gitmesini istiyordum.

Yanına gidip hemen önünde durdum. Hyunjin'e bakamıyordum Eun mi ye bakamıyordum. Ne diyeceğimi, ne yapacağımı bilmiyordum.

Eun mi'nin önüne eğildim.

"Sana bunu söylemek için geldim. Baban ile tüm gün eğlenin, vakit geçirin akşam da seni Jeongin amcanın evine bırakacak, ben işten çıkınca gelip seni alıcam, görüşürüz babacım."

Yanağına bir öpücük kondurup çekileceğim sırada istemediğim soruyu sormuştu.

"Sen de gelmeyecek misin?"

Gözlerimi kapatıp derin nefes aldım hemen başımızda dikilen hyunjin hiç iyi bir ruh hali yaratmıyordu.

"Benim işe gitmem gerek." yalan söylüyordum aslında işim felan yoktu. Hiçbir zaman olmadı.

Kolumu tutup yavru köpek gibi bakmaya başlamıştı.

"Beni üzüyorsun ama yapma şöyle."

"Babacım sen de gel lütfen. Gelmezsen ben de üzülürüm."

"Ama gelirsem de üzülücem bebeğim."

"Seungmin? Gel lütfen."

Yanımdaki şahsiyete bakmadan kızıma bakmaya devam ettim.

"Akşam görüşürüz bir tanem."

Kolumu çekip okul kapısına doğru yürümeye başladım. İstemiyordum onun ile aynı ortamda olmak. Onunla aynı duyguları beslemek... İstemiyorum.

umarım seungmin'i anlayabiliyorsunuzdur

bugünlük bölüm sayısı yeterli bence bölümleri hızlı atınca aşırı flop kalıyor da ehe

never again/hyunminHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin