12

1.2K 127 18
                                        

Hep birlikte pasta yiyip bir şeyler izlemiştik. Kendimi çok garip hissediyordum. Ne yapacağımı? Ne hakkında konuşacağımı? Neylerle uğraşacağımı hiçbir şey bilmiyordum.

Hyunjin birkaç saatliğine işi olduğunu söyleyip gitmişti. Geri geldiğinde ise ben gidiyordum.

Saat 6'ya gelirken yetimhaneden çağırıldığım için hazırlanmaya başladım. Genelde ne kadar hafta içi de aramalarını beklesem çoğunlukla hafta sonları çocuklara yardım etmek için giderdim.

Pantolonumu üzerime çekip düğmesini taktım.

Aynalı masanın önündeki çekmeceyi açıp ağrı kesici bantlardan çıkardım.

Ne kadar dinlenmeye çalışsam da vücudumdaki ağrıları en iyi dindiren şey bu bantlardı.

"Babacım gelebilir miyim?" Kapıyı çalmıştı.

"Gel babacım." Odaya girdiği sırada aynanın önünde boynuma bandı yapıştırmaya çalışıyordum.

"Toka almaya gelmiştim.. Yardım edeyim mi?"

Genelde sık sık yardım derdi bana. Onunla gerçekten çok gurur duyuyorum.

Ben yere oturup bağdaş kurduğumda o sandalyeye çıkıp boyuma yetişmişti.

"Neresi?"

"Farketmez, boynumun altına olabilir ama." düşününce en çok ağrıyan yerdi.

"Eun mi, neden gelmiyorsun saçını örücektik hani?"

Hyunjin içeri daldığı sırada Eun mi bandı yapıştırmıştı. Birden gelen soğukluk ve acının birleşimi ile yüzümü ekşitmiş ve acılı bir inilti kaçırmıştım.

"Geliyorum babacım. Seungmin babama yardım ediyorum."

Hyunjin'in derin nefesler alıp verdiği fazlası ile belli oluyordu.

"Eun mi?"

"Efendim." İkinci bandı açmaya çalışıyordu.

"Bizi biraz yalnız bırakır mısın babacım?"

Eun mi ye döndüğümde bir bana bir Hyunjin'e baktığını gördüm.

Ayağa kalkıp bandı Hyunjin'in eline tutuşturmuş ardından bir şey demeden odadan çıkıp kapıyı kapatmıştı.

Ben Hyunjin'e bakarken o başını öne eğmiş birkaç saniye sonra ise arkamdaki sandalyeye oturmuştu.

Ben de önüme döndüğümde bir süre bandı açmakla uğraştığını düşünmüştüm.

Biraz bekleyip ince uzun parmaklarını omzumda gezdirmişti önce. Dokunduğu anda tüm vücudum kasılırken biraz beklemiş ardından bandı yapıştırmıştı.

Ne kadar yavaş olmaya çalışsa da canım acıyordu. Ses çıkarmamaya çalıştım.

"Başka bir tane daha lazım mı?" Sesi çatlamıştı.

Ağlıyor muydu. İstesem bile hayır anlamında başımı sallamıştım.

Biraz önünde oturduktan sonra elimde tuttuğum tişörtü yavaşça üzerime geçirmiştim.

"Seungmin... gerçekten çok özür dilerim. Ben bunların hiçbiri olsun istememiştim."

Ayağa kalkıp Hyunjin'e döndüğümde bir eli ile gözlerini kapatırken bir eli ile masadan destek alıyordu.

Gözlerim doldu. "Ne kadar istemesen de oldu Hyunjin. Yapılan hataların geri dönüşü olmaz."

Boğazıma bir şey otururken konuşmakta göçlük çekmiştim.

Ayağa kalkıp bana yaklaşmıştı. Ne istiyorsa izin verecektim yüksek ihtimalle sarılacaktı.

Tahmin ettiğim gibi oldu. Gelip kollarını belime dolamış ardından çenesini omzuma koymuştu. Nefesi boynumu gıdıklarken boynumda ıslaklıklar hissediyordum.

Bir süre o şekilde kaldığımızda omuzlarında ayrılacak şekilde itmiştim onu.

"İşe geç kalıyorum."

Bileğimden tutup "Gitmesen." demişti.

"Gitmem gerek bu işe ihtiyacım var kızıma bakmam gerek."

"Seungmin ben geldim. Geri döndüm. Gitme artık. Yorulmanı istemiyorum."

"Onu gitmeden önce düşünmeliydin Hyunjin."

Kolumu çekip önce odadan ardından da evden çıktım.

İşe geç kalıyordum.

nedense daha yazamadım 450 kelime oldu en kısa bölüm bu sanırım bir tane daha var ama 500 küsür bir şey sanırım 800 kelimden az yazmadım neredeyse hepsi uzuuunn oldu

never again/hyunminHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin