Taehyung jimin'in ortalıktan kaybolduğunu fark etmişti. Dışarı çıkıp bir süre evin etrafında turlamış ona sayısız kere seslenmişti. Jimin'in kaybolmasının üzerinden 5 saat geçmişti. Ne yapacaklarını düşünüp yola koyulmuş babasının mekanına doğru gidiyorlardı. Bir ara jimin'in ona seslendiğini duymuştu.
Taehyung!
Jimin!
Jimine sayısıca seslenmesine rağmen ulaşamamıştı. Bir şey onun geri ona seslenmesini engelliyordu. İçindeki gittikçe büyüyen sıkıntıyı ve ruh eşime gelen her acı dalgasını küçük bir sızıntı olarak hissediyordu.
"Hava gittikçe turuncu oluyor yangınlar dört bir yanımızı sarmaya başlamış. Baban sona yaklaştı." Yoongi yoldaki taşın üzerinde bulunan çiçeği kopartıp jungkook'a uzattı.
"Bunu ne olursa olsun koru." Jungkook çiçeği alıp yanında taşıdığı küçük defterin içerisine koyup gülümsedi. "Elbette.." Taehyung sinirle ikiliye dönmüştü. " gerçekten sırası mı ? İstersen seni burada bırakalım önüne gelen çiçeği kopart sende demet yap ne dersin?"
Jungkook sırıtışını bozmayarak Taehyung'un gözlerinin içine bakarak "aptal." Dedi. Taehyung kaşını havaya kaldırmış ne dediğini idrak etmeye çalışırken yoongi onu arkasına çekip açıklama yapmaya başladı. Açıkçası Taehyung'un Jungkook'a zarar vermesinden korkmuştu.
"Yani demek istediği bu şifa çiçeği. Birinize bir şey olduğunda bir süre daha sizi ayakta tutabilecek bir çiçek."
Taehyung!
Tekrar bir bağırış daha duyduğunda yine seslenmeyi denemişti. Bir bok yapamadığını fark ettiği an çaresiz hissettiği andı.
"Hadi hızlı olalım lütfen. Jimin bana sesleniyor. Yardım istiyor!"
Hızlı adımlarla babasının mekanına ilerlerken bir yandan da neler yaptıklarını düşünüyordu.
"Hava gittikçe kızıllaşıyor. İleride yangın başlamış görebiliyorum." Namjoon etrafındaki küçük kasabayı gösterip söylemişti. Şehrin içine yakın bir mesafedeydi. İnsanların çığlığını duyabiliyordu.
Taehyung beni duyuyor musun bilmiyorum ama jin bana bir iğneyle yaklaşıyor elim kolum bağlı olmasa o iğneyi ona sokardım. Bir şeyler saçmalıyor,yok mışıl mışıl uyuyacakmışım. Ellerim kollarımıda bağlamışlar. Eğer beni duyuyorsan diye söylüyorum kablolarla dolu bir oda!
Ölmek istemiyorum.
Ve jimin'i o saatten sonra hissedememişti. İçindeki gittikçe büyüyen korkuya engel olamıyordu. Sevdiği adamın babasının yanında olması onu dakikalar geçtikçe kaybetmesiyle eş değerdi. Jimin'e seslenememesine rağmen ona bütün her şeyi anlattığı için içinden teşekkür ediyordu. Jimin zeki,kurnaz aynı zamanda bir çok kişiliği barındıran bir insandı.
"Jimin benle iletişime geçti. Ona bir iğne yapmış jin. Ve kablolu odada olduğunu söyledi."
"Ne iğnesi?" Yoongi'ye dönüp cevapladı.
"Bilmiyorum ama bağımızın zayıfladığını hissediyorum."
"Geldik sessiz olun." Hoseok parmağını dudağına götürerek şşt sesi çıkardı. " biz arkadan dolaşıp bir çıkış yolu bulalım. Siz de jimin'i bulun." Hoseok Namjoon'u da yanında alıp arka tarafa doğru temkin adımlarla ilerlerken bir anda arkasını dönüp kısık sesle konuştu. Konuşurken Taehyung'a bakıyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Telepatia
Fantasy'Seni her an izliyorum jimin. Bana gay olmadığını kanıtlayamazsın. Çünkü geceleri kendini becerdiğini görüyorum.' Onun düşüncelerimi okuduğunu hayatımda ondan ayrı özel bir hayatım olmadığını artık daha iyi anlamıştım. Elini kasığımın biraz üstünde...
