''OHA OHA OHA OHA OHA!''
''Bir daha oha de de şamarı ağzının ortasına ye Pelin.'' diyen Ece'ye inat Pelin bir kere daha ''OHAAAAAAA!'' dedi.
''Yeter artık Pelin, bu sabahtan beri kaçıncı oha deyişin.'' dedim gözlerimi devirerek.
''Kanka ma oha yaniiii.''
Ece ile aynı anda ''Peliiiinn...'' dedik uyarıcı bir tonla.
Pelin oturduğu sandalyesinde geriye yaslandı ve kollarını göğsünde birleştirdi. ''Tamam ya ne kızıyorsunuz. Bir ben mi şaşırıyorum bu duruma anlamıyorum ki..''
''Hayır sadece sen gereğinden fazla abartıyorsun.'' dedim tostumdan bir ısırık alırken.
''Abartmak mı? Pardon? Soyadı Hansoy olan bir çocuk yorumlarda senden 'sevgilim' diye bahsediyor ve bu mu abartılmayacak durum.'' Pelin kollarını çözdü ve elini gözümün önünde sallamaya başladı.
''Heeyyyy! Aloooooğğğ! Sana diyorum sana..''
Elini elimin tersiyle itip ''Çek şu elini yoksa ben çekerim o elini.'' derken o elini çekmek yerine elliyle elimi tuttu ve acunun içine aldı.
''Aşkım sen o narin ellerini hiç yorma, zaten dün gereğinden fazla yorulmuş-''
''PELİİİNNN!'' Pelinin cümlesini tamamlayamadan benim bağırmam bir olurken o, sandalyesinden fırlayıp koşmaya başlamıştı.
''Aşkoo ben seni düşündüğümden diyorum yaa. Ne kızıyorsun hemen? O narin ellerin lazım olur bundan sonra!'' koşarken arkasına bile bakmadan kantinde bağırmaya devam ediyordu.
Birkaç kişi Pelin'in bu sözü üzerine dönüp bana bakınca utançtan yanaklarımın kızardığına adım kadar emindim. Aptal kız işte, nolacak!
''Sikik kafalı.'' dedi Ece benim düşüncelerimi kendisi dillendirerek.
Ben tostumu bitirmeye çalışırken Ece ana döndü. Bakışlarından soru soracağını anladığımda bir türlü bitirmeme nasip olmayan tostumu nefesimi vererek bıraktım ve ''Sor hadi, sor.'' dedim Ece'ye dönerek.
''Sabahtan beri seni hiç mi aramadı?''
''Aramadı Ece.''
''Mesaj da mı atmadı.''
''Atmadı Ece.''
''Ve sen buna bir şey demiyorsun? İlginç.''
Kollarımı göğsümde birleştirdim.
''Çocuk antremanda Ece. Ne dememi bekliyorsun? Yakında turnuvası var çocuğun.''
Ece iki elini de havaya kaldırıp ''Tamam şampiyon, bir şey demedik, sevgiline.'' dedi 'sevgili' kelimesinin üzerine bastırarak imalı imalı.
Bıkkınca nefesimi verip kafamı iki yana salladım ve kızların ağzından düşmek için yeni bir gündemin gelmesi için içten içe dua ettim.
Birkaç ders sonrası nefes almak için bahçeye inmeye karar verdim. Ağacın altında gölge bir bank bulup oturduğum vakit hangi ara geldiğini bilmediğim Oğuz'da gelip yanıma oturdu.
''Nabersin, Yengeeee?''
''İyiyim Oğuz'cuğum sen nasılsın?''
''Valla antrenmandan çıktık, leş olduk valla ya.'' dediğinde hala üzerini değiştirmediğini fark ettim.
''Oğuz?''
''Söyle yengeee..''
''Birincisi bana bir daha yenge deme. İkincisi...''
''Niye sana yenge demeyeyim Yengee?''
''Oğuz sen duş aldın mı?''
''Yoo yenge, çok sıra vardı bende bari bahçede bekleyeyim dedim. Kokuyor muyum yoksa?'' dedi üzerindeki takım formasını koklayıp.
''Siktir git Oğuz ya. Bir de gelmiş terli terli yanıma oturuyor. Hasta olacaksın Oğuz.''
Oğuz yüzüne kocaman bir gülümseme kondurup bana sırnaşmaya başladı. ''Çeenn yengelik vazifeni yapıp beni mi düşünüyorsun çeenn... Yenge bir çorba yaparsın hastalanırsak, hemen iyileşiriz olmaz mı?''
''Oğuz?''
''Ha Yengee?''
''Yazık Kafana.''
Oğuz dudaklarını büzüp bana yavru kedi bakışı atmaya başlayınca ciddi kalmak için içimden büyük bir çaba sarf ettim.
''Ama ama ammaa..Kafam güzeldir benim, niye öyle diyorsun Yengee?''
''Belli belli. Ayrıca bana yenge deyip durma ya, ergen misin nesin anlamadım ki.''
Dudaklarını büzmeyi bırakıp 32 diş sırıtmaya başladı. ''Liselim kızım ben. Ulan yaa bu kelimeyi telafuz etmek için çok dua etmiştim ben.''
''Niye, mal mısın sen?''
''Yok ondan değil de, bu Yankı şerefsizi koluna kız takıp 'bu sizin yengeniz beyler' demedi de ondan. Zaten Can'ı hiç söylemiyorum bile. O şerefsizin kendine hayrı yok.''
Cevap vermektense dik dik Oğuz'a bakmakla yetindim. O ise hiç istifini bozmadı.
''Aha iti an çomağı hazırla diye boşuna dememişler.''
Kaşlarımı çatıp Oğuz'a baktım ne dercesine.
''Ne?''
Kafasını bana çevirip göz kırptı. ''Seninki diyorum Yengee...Son sürat buraya geliyor.'' Kafasıyla okul girişini işaret edince o tarafa doğru baktım.
Yankı merdivenlerden inip buraya doğru geliyordu. Takım üniformasını değiştirmiş, okul formasını giymişti. 1.90 boyu ile attığı her adım normal insanların iki katı büyüklüğünde olduğundan kısa sürede yanımıza gelmişti.
Saçlarının hala nemli olması ve şampuan kokusu burnuma dolunca duşunu alıp geldiğini anladım, Oğuz'un aksine.
Yankı ayakta dikilip önce Oğuz'a sonra bana baktı.
''Alisya.''
Ben ağzımı dahi açmaya fırsat bulamadan Oğuz balık gibi ortaya atlayıp Yankı'ya ''Yengeye Alisya dedin,Ustaaa.'' deyince kahkahmı içimde tutamadım ve dışarı bıraktım.
Helüüüü!
Nabersiniz Ballarım?
Oğuz ve Alisya sahnelerini seviyor musunuz? Bir sonraki bölümde kimle kimi okumak istersiniz? Hemen doluşun buraya :)
Beni takip etmeyi unutmayın;
İnsta: G.meyus
Twit: G.Meyus
Bir sonraki bölümde görüşmek dileği ile
Sevgilerle V.🎈

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Nude •Numara Komşum•
Teen FictionBabacık: Bana Nude atsana kedicik ;) Kedicik: *fotoğraf* Babacık: Siktir. Babacık: Şuan nasıl tahrik olduğumu bilemezsin. Babacık: Yarın seni öpeceğim, kedicik ;) -*- ''Gençler! Tüm gece böyle kös kös oturacak mıyız mı ya?'' "Başka ne yapacağız ya...