13. Farkındalıklar

18.6K 1.2K 123
                                        

21.09.2021

***

Medya: Feridun Düzağaç - Alev Alev

Önüme koyulan, dumanı üzerinde tüten, keskin kokusu burnumun deliklerinden girip beyin fonksiyonlarımı bir parça da olsa yerine getiren kahveyle bakıştım bir süre. O geceki rüyadan beri kendime gelmekte zorlanıyordum. O gece dediğim de zaten 2 gün önceydi.

Günlerden pazartesiydi. İşin yoğunluğuna göre cumartesi günüm boştu ve bu nedenle evde kalmıştım. Ancak tatilin keyfini çıkaramamış, gördüğüm rüyanın etkisiyle tüm günümü zehir etmiştim.

Olan onca şeye rağmen belki de aklıma bile gelmeyecek veya en azından fark etmem çok daha uzun sürecekti ancak gördüğüm rüyanın etkisinden çıkamıyor ve sürekli Kıvanç beyi düşünüyordum.

Olurdu ya, alakanız bile olmayan birini rüyanızda gördükten sonra ondan etkilenmeye başlardınız, benimki de öyle olmuştu işte. Ya da ben kendimi öyle kandırıyordum...

''Şirkette olan etkilenmelerini düşün salak Devrim.'' Kendi kendime konuştuğum anlarda içeriye giren Ufuk gülmeye başladı. Konuştuklarımdan bir tek 'salak Devrim' dediğimi duymuştu sanırım. ''Hayırdır kardeşim? Kendine hakaret etmeye mi başladın?''

''Yeridir.'' Suratımın fazlasıyla düşmesiyle onunda yüzündeki gülümseme solmuştu. Yanımdaki sandalyeyi çekip yüzüme bakmaya başladı. ''Hafta sonu moralin bozuktu ama en azından belki sonrasında iyi olursun diye düşünmüştüm. İşe gidince keyfin yerine geliyor. Görüyorum ki yine derbeder haline dönmüşsün.'' Ciddi ciddi moral konuşması gibi bir şey yapacağını sanmıştım ama alayla söylenmesinden sonra attığı kahkahaya göz devirmiş ve peşine, kafasına bir fiske vurmuştum. ''Geri zekalı! Çok güzel moral veriyorsun.'' Birkaç kere öksürdükten sonra gözlerimin içine içine baktı. ''Hadi söyle kardeşim, neyin var?''

''Bir rüya gördüm.''

''Ee?''

''Görmemem gereken bir rüyaydı.''

''Yaa...'' Bacak bacak üstüne atmış, bir elini göğsünün altında tutmuş, diğer dirseğini o eline yaslamıştı. Boşta kalan elini de çenesine yaslayıp sanki çok önemli bir şey düşünüyormş gibi bir moda girmiştim. Bu haline göz devirdim. Bugün beni ciddiye alası falan yoktu. Ki saate baktığımda geç kalmak üzere olduğumu görüp hızla ayaklandım.

''Nereye ya! Daha rüyanı anlatacaktın.''

''Senin daha hevesli ve ilgili bir zamanını seçeriz, he? Ne dersin?'' Laf sokmama göz devirse de suratı düşmüştü. Hızla yanıma gelirken ben çoktan koridora çıkmıştım bile. ''Devrim özür dilerim kardeşim.''

''Boş ver Ufuk, görüşürüz.'' Hızla merdivenleri inerken, Ufuk arkamdan bağırıyordu. Sokağa çıktığım an burnuma dolan temiz havayla derin bir nefes aldım. En azından bir tık daha iyi hissediyordum şu an kendimi.

Otobüs durağına doğru yürümeye başlarken kafamın dolu olmasından dolayı ilk anlarda odaklanmakta zorlanmıştım. Bunu fark etmem ise yanlış sokağa sapmam olmuştu. Adımlarımı durdurup bir süre önüme bakmıştım. Pekala sokağın ortasında bu şekilde durmak pek akıl kârı değil gibiydi. Zira yanımdan geçip giden insanların oflaması ve arada laf atmasıyla kendime gelip ayaklarımı hareket ettirmem gerekiyordu. Derin bir nefes alıp ciğerlerimi temiz havayla doldurduktan sonra, beynime giden bir parça oksijen sonrası hızla otobüs durağına yürümeye devam etmiştim.

Neyse ki çok beklememe gerek kalmadan otobüs gelmiş ve hızla binmiştim. Şirketin yakınlarındaki durağa gelene kadar, yani yaklaşık 40 dakika boyunca gördüğüm şeyleri kafamda tartmaya çalıştım. Bunların sonucunu kabul etmek istemiyordum ama beynimin bir köşesi de kabul etmem gerektiğini savunuyordu.

HIRS | bxbBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin