7. Duvarları Yıkmak

20.7K 1.6K 371
                                        

04.09.2021

***

Dilenci değilim, ama azıcık yorum yapın yav :')

Son raporları da geçirdikten sonra sinirle masaya fırlatmıştım kalemi. Beynim zonkluyor, kafamı sabit tutmakta fazlasıyla zorlanıyordum. Kolumdaki saatime baktığımda, saatin epeyce ilerlediğini fark etmiştim. Karnım tekrar guruldamaya başlıyordu. Açlıktan midem bulanmaya başlamıştı ve durumum hiç iyiye gitmiyordu.

Diğerleri göz boyamak veya değil, birkaç saate kadar şirkette kalmış, projelerin eksiklerinin üzerinden geçmek adına hevesle işe başlamışlar, ancak benim kadar dayanamamış -veya uğraşmak istememiş- ve gitmişlerdi.

"Bir salak benim herhalde." Bu kadar saat açlık ve yorgunluk üzerine kafam düzgün çalışmıyordu. Halbuki ben değil miydim, Kıvanç beyin gözüne girmek ve diğerlerinden sıyrılarak parlamak... Proje yetkisi bir nevi bana verilecekti. İstediğim başka bir şey var mıydı? Hayır.

Yorulmak mı sorundu? Hayır. Başka bir şey vardı. Ve bulmak için çok fazla çaba sarf etmeme gerek yoktu. Kıvanç beyin bana olan ani değişimi gözlerimin önüne geldiğinde başka sebep aramaya gerek duymuyordum.

Ben yapı gereği çabuk sinirlenebilen, yönetilmeyi sevmeyen biriydim. Hırslıydım, çalışkandım evet ama bu kadar baskı sonrası ister istemez bir yerde patlak veren bu ani çıkışlarım ve sinirlerim, benim aleyhime işleyen duygularım olmuştu. Bunun önüne geçemiyordum. Ve böyle yaptıkça bulunduğum her ortamda, her iş yerinde böyle ilerleyecek gibi görünüyordu.

Sandalyeme yayılıp, kollarımı önce yukarıya, daha sonra iki yana doğru açıp germiştim. Boynumu hafifçe sağa sola yatırdım. Vücudum her anlamda S.O.S veriyordu resmen. Ve ben hırs uğruna kendimi daha da berbat hale sokmayı göze almış gibi, durmak bilmiyor ve çalışıyordum.

Sonunda, gecenin ilerleyen saatlerinde hastane kapılarına düşmemek adına, önümdeki dosyayı kapatıp ayağa kalktım. Bir şeyler yemem gerekiyordu.

Odadan çıkacağım esnada kapının hızla açılıp, yine esen havanın, burnuma kadar getirdiği kokusuyla, Kıvanç beyi görüyordum karşımda. Bir süre süzdü beni. Az sonra birkaç adım daha atıp karşımda durmuştu. Elleri cebinde yine rahat tavrıyla, sabahkine nazaran daha az alaylı ve gerici, ancak ilk geldiğim günlere göre de soğuk bir ifadeyle bakıyordu.

''Çalışmayı bitirmiş miydiniz Devrim bey? Ayaklandığınıza göre...'' Kaşlarım ister istemez çatılmıştı. ''Hayır, sonuç itibariyle bir insan olduğum için kısa bir moladan zarar gelmez diye düşünmüştüm. Ama tabi ki...'' Sandalyeye oturup dosyaları tekrar açtım. ''Çalışmaya devam da edebilirim. Sonuçta bu geceye kadar bitmesi gerekiyor.'' Normalde açlığımı, dinlenmeye ihtiyaç duyduğumu bilmesine gerek görmemiştim ancak kendini biraz olsa da suçlu hissetmesi gerektiğini düşünüyordum.

Ki işe yaradığı belliydi. Suratı asılmıştı. Ben hızla dosyaları açmış, bilgisayarımı önüme çekmişken, birkaç saniyelik duraksamanın ardından yavaş adımlarla sandalyemin arkasına geçmişti. Ellerini sandalyenin başlık kısmına getirdi. Klavyede duran ellerim durmuştu. Kafamı çok hafifçe sağıma çevirdiğimde, kemikli ellerinin, sandalye başlığından kaydırarak, dirseklerimi yasladığım, sandalye koluna getirmişti. Elleri, kolumla temas ediyordu şu an. Bu hareketi vücuduma bir elektrik salarken, kafasını yaklaştırıp kulağıma doğru yaklaşıp: ''Sana olan iyi niyetimi suistimal etme. Molaya ihtiyacın olup olmadığını sen söylemeden bilmem, pek tabi mümkün değil. Ajitasyon ve manipülasyon tekniklerini benim üzerimde kullanmaya kalkma.'' dedi. Sıcak nefesi, kulağımın üzerinde, belki de görünmeyecek tüyleri bile kabartıp belli ederken, o esnada aldığım etkiyle nefesimi tutmuştum.

HIRS | bxbBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin