14. İş Gezisi

17.9K 1.2K 73
                                        

21.09.2021

***

Günün ikinci bölümüdür, bir önceki bölümü okumadıysanız mutlaka kontrol edinn<33

Yoğun bir günün başlangıcını yapmıştım. Kafamın biraz olsun dağılması için kendime işe veriyordum ancak çok da etki ettiği söylenemezdi. Resmen gün içerisinde kendini o kadar çok gösteriyordu ki sınanıyordum. Bulduğum çare ise, bilgisayarımı alıp terasa ya da başka boş bir ofise gidip çalışmaktı. Şimdi ofise girmesi ve benim hızla ayağa kalkmam gibi...

''Devrim bey, bir yere mi gidiyorsunuz?'' Çizim kısımlarında eksiklik yoktu, diğer yapmam gereken şeyler bilgisayardaydı. Bu nedenle rahatça alıp çıkabiliyordum. ''Boş bir ofise gideceğim, böylece daha rahat çalışabilirim.'' diye cevap verdim.

''Ekip arkadaşlarınız yanınızdayken çalışamıyor musunuz yani?'' Diğerleri anında bana dönmüştü. Suratları düşmüştü. Açıkçası alınmaları falan umurumda değildi, ki inandığım söylenemezdi.

''Bu şekilde daha rahat edeceğim, sessiz bir ortama ihtiyacım var.'' Yüzümü incelemeye başladı. Önceki günlerde daha çok gri veya krem tonlarda giydiği takımlardan sonra simsiyah giyinmesiyle beni sınamak için bile böyle yapıyor olabileceğini düşünmüştüm. Böyle çok daha yakışıklı olmuştu. İster istemez onu incelemiştim. Az sonra dudağının kenarı kıvrıldığında uzun zaman sonra yüzünde yakaladığım gülümsemeyle afallamıştım. ''Nasıl isterseniz.'' dedi aynı gülümsemeyle, kaşları hafifçe yukarı kalkmıştı. İfadesinden başka bir şeyler yakalamıştım sanki.

Elleri cebinde rahat bir tavırla masaları dolaştı ve yapılan işleri kontrol etmeye başladı. Daha fazla onu izlemeyip yürümeye başladım ve kapıyı açıp çıkmadan önce ona bakmıştım. Ayça'nın yaptığı işe bakıp inceliyordu. Ayça ona işle alakalı detayları anlatırken onun gözleri anlık olarak bana döndü. Gözleri parlıyordu aynı şekilde. Üzerimi süzmesi ve dudağının kenarı kıvrılmasıyla benim de ağzım aralık kalmıştı. Yaşadığım şaşkınlık, afallamam onu eğlendiriyordu. Daha fazla malzeme vermemek için odadan çıkıp teras kısmına yöneldim. Bir an önce bu durumdan kurtulmalıydım. Bu kadar salaklıktan sonra anlaması ve sonrasından olacak şeyleri düşündükçe strese giriyordum. Sonuçlarını düşününce ise kalbim korkuyla atmaya başlıyordu.

***

Öğle yemeğinden sonra soluğu toplantı odasında almıştık. Birazdan Kıvanç bey gelecekti. Projenin neredeyse sonuna yaklaşmıştık. Bunun beni heyecanlandırması gerekirdi belki, ancak son olanlardan sonra bu heyecana kapılamıyordum maalesef ki.

Beynim çalışmayı durdurmuş gibiydi. Sabah erken saatlerde çalışmaya başlamış, inanılmaz bir hız ve yoğunlukla ilerlemememe rağmen onu aklımdan çıkarmama bir gram bile etki etmemişti. Özellikle bu çabadan sonra bile beynimde yer edinmesiyle daha da sinirlerim bozulmuştu. Gün içerisinde ondan kaçma nedenlerimden biri de oydu işte. Ancak fırsat bulduğu her anda dibimde bitmesiyle bu çabam da boşuna gitmiş oluyordu.

Toplantı odasında, her zamanki yerimde otururken bakışlarımı diğerlerinin üzerinde gezdirmiş hemen ardından boş durmamak için projelerimi sunacağım sıralamaya sokmuştum.

Birkaç dakikanın ardından odaya giriş yapmıştı. Kafamı kaldırıp kısaca bakmıştım ona. Aynı şekilde irisleri beni bulmuştu. Hafifçe tebessüm ettiğinde düz bir ifadeyle bakmaya devam edip önüme döndüm.

Bir anda bu kadar uzaklaşmam nedendi aslında tam olarak anladığım bir şey değildi. Ben değil miydim, bana gülmedi diye triplere girip gözlerini dolduran? Şimdi neydi bu yaptığım? Sonuç da açıktı aslında. Kendimi kaptırmak falan istemiyordum çünkü bu işin sonu iyi bir yere gitmeyecekti. Bana biraz iyi davranıyor diye duyguları olduğu düşüncesine kapılmıştım. Kendi gardımı bu kadar düşürmemeliydim. Bu nedenle biraz daha dikkat etmek istiyordum. Yüzünde mimik oynatmamak, herkese aynı düz ifadeyle bakmak gibi. Tamam, ona bir tık daha suratsız baktığım doğruydu.

HIRS | bxbBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin