6. Hislerin Hakimiyeti

21.1K 1.5K 352
                                        

03.09.2021

***

Yorum yaparsanız çok mutlu olurum, keyifli okumalar... (≖✿)

Sabahın erken saatlerinde, mesai saatimden neredeyse bir buçuk saat önce gelmiştim iş yerine. Yeni bir proje alınmıştı. İşte benim için büyük bir fırsat diye düşünmüştüm. Canımı dişime takıp, tüm hünerlerimi ortaya dökmekti hedefim. Beni, Kıvanç beyin gözünde üst kademelere taşımasını istediğim bir fırsattı benim için. Tamam, daha ilk işten bu pek mümkün olmayabilirdi ancak elimden geleni yapıp, ilk projemde bile fark edilmek istiyordum işte.

Önümdeki dosyayı bilmem kaçıncı kez kontrol etmem, kahvaltı bile yapmadan işe başlamanın sonucunda bir miktar bulanan beynim, yazıları tekrar tekrar okuyup, çizimleri artık farklı bir boyutta görmeye başlayan gözlerimle, biraz mola vermem gerektiği kanısına varmıştım. Zira ilerleyen saatlerde mental olarak iyi bir durumda olmam gerektiğinin bilincindeydim.

Masadan kalkıp, dosyaları düzenli hale getirdikten sonra odadan çıktım. Mutfak kısmına -çalışanların içecek aldığı yerdi ve ben böyle adlandırıyordum- ilerledim ve çalışan abladan bir bardak kahve istedim. Bugün şanslı günlerimden biriydi sanırım. Enfes poğaça ve simitlere gözlerim parlayarak bakıyordum. Ancak büyük bir hevesle yiyip, sonrasında yanan bir mideyi göze almak istemediğim için beni daha az rahatsız edeceğini düşündüğüm açmalardan iki tane aldım.

Normalde çay aşığı bir insandım ancak erken kalktığım için, ilerleyen saatlerde yapılacak toplantı masasında uyuya kalmamak adına kahve içmek daha mantıklı gelmişti.

Bu nedenle kokusu burnuma gelen tap taze çayı es geçerek kahve istemiştim.

İki açma ve kahveyle yapılan hızlı kahvaltı sonrası bir sigara içmek için terasa çıkmıştım. Çok fazla içtiğim söylenemezdi ancak strese girmiştim bu nedenle bir tane içmekte sakınca görmemiştim.

Moladan sonra hızla dişlerimi fırçalamış, üzerimdeki sigara kokusunu da yok etmek adına biraz parfüm sıkmıştım. Ortak çalışma alanına doğru ilerlediğimde yine aynı koku ve peşine gelen, o kulaklarımda tuhaf bir his edinen ses tonuyla, Kıvanç beyin yakınlarda olduğu bilgisi beynime hızla ulaşmıştı. Artık bu konularda biraz daha dikkat eder olmuştum. Bilmiyordum, neden böyle olduğu konusunda kesin fikirlerim yoktu ancak onun olduğu her ortama giriş yaptığımda vücudumu anlamlandıramadığım bir his sarıyordu.

Adımlarımı durdurup, kafamı hafifçe sağa çevirdim. Asistanı ile konuşuyordu. Fazla hararetli bir tartışma içerisinde oldukları gözüme çarpmıştı. Kaşları hafifçe çatık, el kol hareketleriyle tartışmaya devam ediyordu. Yüz ifadesi diğer tüm çalışanlara da olduğundan bir tık daha sakin gelmişti. Normalde çok daha sinirli bir yapısının olduğunu gözlemlemiştim.

Ne kadar süre onu izledim bilmiyorum ancak o da izlendiğini anlamış olacak ki bir anda benimle buluşturdu irislerini. Siyah incileriyle göz teması kurduğum an bir titreme ele geçirmişti vücudumu. Az sonra dudakları kıvrılmış, kafasını hafifçe selam verecek şekilde oynatmıştı. Aynı şekilde tebessüm edip selam vermiş ve daha fazla duramayacağımı anlayıp ayrılmıştım oradan. Ne zaman karşılaşsak ve bana o gülümsemesini gönderse, kendimi utandıracak bir şeyler yapıyordum ve şu durumda isteyeceğim en son şey olduğu için, çareyi hızla uzaklaşmakta bulmuştum.

***

Toplantı odasına önden önden gidip, diğerlerine yer bırakmayacak şekilde dizmiştim dosyalarımı masaya. Az sonra diğer çalışlar geldiğinde bu hareketime anlam veremediklerine dair bakışlarını göndermişlerdi bana. Yanıma geçen Ayça, kulağıma doğru yaklaşıp: ''Devrim, ilk projen ve heyecanlısın belli ki ama inan bu kadarına gerek yok.'' demişti. Kafamı bir anda ona çevirdiğimde yüzlerimiz arası çok yakın bir mesafe vardı.

HIRS | bxbBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin