4. Bir Öğle Yemeği

22.1K 1.5K 349
                                        

27.08.2021

***

Yorumlarınızı bekliyorum, keyifli okumalar...<33

Bulunduğumuz kattan çıkıp asansörle otopark katına inmiştik. Bir kedi gibi peşinden dolanıyordum. Hangi restorana gideceğimizi bilmiyordum. Normalde AVM ile birleşik olan bu rezidans kısmın, yine AVM veya başka restoranlarla bağlantısı olduğu için diğer çalışanların o restoranları tercih etmesi gibi Kıvanç beyin de böyle yapacağını düşünmüştüm. Ancak sonrasında koskoca patronun o uyduruk restoranlarda neden yiyeceği geldi aklıma.

Bir an maalesef ki kendi imkanlarımı gözden geçirmiştim. Şirketin verdiği yemek kartımın hepsini dökmem de gerekebilirdi. Sonrasında muhtemelen gideceğim o lüks restoranda benim kartımın geçip geçmeyeceği de aklımı kurcalamıştı. ''Salak, seni davet eden o. Neden sana ödetsin ki?'' diye geveledim ağzımda. Maalesef ben ödemek istiyorum triplerine giremeyecektim. Bu bile sinirimi bozmaya yetmişti. Belki de Ufuk'u dinleyip, bu kadar işsiz, parasız pulsuz geçireceğim günleri, başka iş yerlerinde çalışarak geçirebilirdim. Şimdi, böyle zor durumda kalmazdım.

Otopark katına ulaşıp lüks araca doğru ilerledik. Normalde şoförle gidip geldiğini biliyordum ancak etrafta kimse yoktu. Ta ki, az ileride bekleyen adamı görene kadar...

''Buyurun efendim.'' dedi arka koltuğun kapısını açarken. O esnada saygısını göstermek amacıyla, önünü de iliklemişti. 

Kıvanç bey binmeden önce benim geçmem için işaret vermişti. Teşekkür edip yerimi almıştım. Fazlasıyla rahat deri koltuklar, üst tabanı cam olan bu araba, istediğim konuma ulaşacağım zamanlarda almak istediğim araç tiplerinden biriydi. Bu nedenle kısa süreli olsa da incelemeden edemedim.

''İstediğiniz bir restoran var mı?'' Bana fikrimi sormasına şaşırmıştım. Ne diyeceğimi bilememiştim. Onu alıp hamburgerciye gidelim diyemezdim sonuçta değil mi? Evet, hamburgeri çok severdim.

''Siz nasıl uygun görürseniz. Benim için fark etmiyor.'' dedim tebessüm ederek. Bir süre yüzümü taradı. Kafasını ağır bir şekilde aşağı yukarı sallamış, arkasına yaslanana kadar bakışlarını benden çekmemişti. Bu konuda biraz rahatsız olmuştum. Zaten işe başladığımdan beri üzerimde hissettiğim bakışlardan hoşnut olduğum söylenemezdi. 

Kafamı pencereye çevirip dışarıyı izlemeye başlamıştım. Herhangi bir ses, ortamı hareketlendirecek bir şey yoktu. Muhtemelen beni getirdiği için pişmanlık duyuyor olabilirdi. Ama ben genel olarak böyleydim işte. Belki diğer çalışanlar olsa işle alakalı bile tonlarca şey sıralayabilirdi bu adama. Ama ben daha yapılan projelere bile hakim değildim. 

''Alıştınız mı Devrim bey?'' Sorusuyla kafamı hızla ona çevirdiğimde burun buruna gelmiştik. Ne ara bu kadar yakınıma geldiğini bile bilmiyordum. Boğazım kurumuş, yutkunma ihtiyacı uymuştum. Hafifçe öksürüp kendimi geriye çektim. ''Ş-şey... İyiyim, yani alışmam kısa sürdü.'' Neden bu kadar heyecanlandığımı da bilmiyordum ancak bu adamda böyle bir şey vardı işte. onun yanındayken elim ayağıma dolaşıyordu. 

Kafasını koltuk başlığına yaslayıp küçük bir kahkaha attı. ''Bu kadar heyecanlanmanızı gerektirecek bir soru sorduğumu düşünmüyorum.'' Evet, alay konusu olmuştum resmen.

''Bir anda öyle-'' Sözlerimi tamamlayamamıştım çünkü dibime geldiğiniz için elim ayağım birbirine dolaştı diyemezdim pek tabi...

''Bir anda ne?'' Kafamı tekrar ona çevirdiğimde aynı şekilde, aynı mesafede duruyordu. Bir süre siyah incilere bakmaya devam etmiştim. Sonunda bu salak bakışmayı sonlandırmak için kafamı önüme çevirdim. Dikiz aynasına bakışlarım çevrildiğinde şoförün bize baktığını fark ettim. Rahatsız olmuştum. Yerimde kıpırdanıp, vücudumu dikleştirdim. Bunu fark etmiş olmalı ki Kıvanç bey de benden uzaklaşmıştı.

HIRS | bxbBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin