9. Ufak Bir Randevu

19.9K 1.4K 231
                                        

15.09.2021

***

Önümdeki işleri bitirip ayağa kalkmıştım. Herkes öğle yemeğine gidiyordu. Tabii ki bana sorma gereği duymamışlardı ve benim de umurumda değildi açıkçası. Bana aldıkları tavır saçmaydı ve onları anlamakta zorlanıyordum. Bundan sonra da uğraşmamaya karar vermiştim.

Bilgisayarımı kapatıp dosyaları kenara kaldırdım. Odadan çıkacağım esnada bana bakan Ayça'ya döndü bakışlarım. Bana tuhaf bir ifadeyle bakıyordu. Yüzünde bir parça hüzün yakalamıştım. Suçluluk ifadesiyle harmanlanmıştı. Ona olan bakışlarımı kısa tutup kapı kulpuna attım elimi. Çıkmadan önce bana seslenmesiyle hareketlerimi durdum. Kafamı hafifçe ona çevirdiğimde, odadakilerin de bize baktığını fark ettim. Az sonra adımlarını bana yöneltmişti. ''Yemeğe gideceğiz, gelmek ister misin?'' Histerik bir gülüş çıkarmaya mani olamamıştım. Yeni mi akıllarına gelmişti yani? Ki Ayça'yla aramızın iyi olduğunu düşünmüştüm. Ama işte, rekabet ve hırs her kötülüğün başlangıcıydı.

''Başka birine söz verdim.'' Ağzını aralayıp bir şeyler söyleyeceği esnada izin vermeyip çıkmıştım odadan. Bakışlarım kısa süreli olarak, diğerlerine döndüğü sırada alaylı bir ifadeyle bana baktıklarını gördüm Ayça ise aksine üzgündü. Muhtemelen ben odadan çıkar çıkmaz, ''Al işte, sordun ne oldu? Başka birini bulmuş bile.'' gibi söylemlerde bulunacaklarına adım gibi emindim.

Adımlarımı mutfak kısmına yönlendirdim. Normalde açken içmeyi tercih etmiyordum ancak şu an bir sigaraya ihtiyacım vardı. Teras kısmına çıktığımda muhasebe departmanından birkaç kişi vardı. Gözlerim onlara kaydı. Çoğunluğu toplu şekilde kahve sigara eşliğinde sohbet ederken bir adam aralarından sıyrılmış, köşede kahvesini yudumluyordu. Dik ve kendinden emin duruşuyla bir süre izlemeden edemedim onu. O esnada, aynı departmandan birinin bana seslenmesiyle bakışlarımı, adamın üzerinden çektim.

''Nasılsın Devrim?''

''İyiyim Meriç, sen nasılsın?''

''İyi. Yemeğe gitmedin mi?''

''Gitmeyi düşünüyorum birazdan.'' Elimdeki sigarayı gösterip: ''Kafamı dağıtmak için bir sigara içme gerekti.'' diye devam ettim gülümseyerek. Aynı şekilde gülüp kafasını salladı. ''Ben de yemedim. Hadi gel beraber gidelim.''

''Olur.'' Sigaramın bitmesini beklerken Meriç de yanımda dikilmeye devam etti. Bakışlarım ona çevrildiğinde düşünceli bir hali vardı.

Gelir gelmez fark ettiğim o adam, bitirdiği kahvesini çöpe atıp terastan çıkarken Meriç'in bakışları ona değmişti. Çıkana kadar onu izlemiş, gözden kaybolduğu esnada iç çekmişti. Bu tavırları kaşlarımı çatmama sebep olmuştu. ''Sizin departmandan mı?'' Sorumla, daldığı düşüncelerden sıyrılmış ve irkilmişti. Az sonra kafasını yavaşça salladı. ''Hadi gidelim, sigaran bittiyse.'' Son nefesi çekerken bir yandan da kafamı sallıyordum. Sigarayı tablaya söndürüp terastan çıktım.

Ofisin koridorlarında yürümeye başlarken, açık olan radarlarıma takılan görüntü ve akabinde gelen kokuyla vücudumu aynı his ele geçirmişti. Gözlerim hızla hedefini ararken çok oyalanmasına gerek kalmamış, krem tonda takım elbisesiyle adeta ışıldayan adamın üzerinde durmuştu. Asistanıyla yaptığı konuşma, yüzündeki mimikler, hafif sert ses tonu, her şeyi dikkatimi çekiyordu. Asistan kadının yüzünden anladığım kadarıyla yine ekstra sinirli olduğu günlerden biriydi.

Bu akşam Kıvanç beyi yemeye çıkaracaktım. İki gün öncesinden haber vermiştim ancak unutma ihtimaline karşı hatırlatıp hatırlatmamakta kararsız kalmıştım. Sonuçta yoğun bir adamdı ve unutabilirdi değil mi? Asistanı ona her şeyi detaylı olarak hatırlatıyordu. Belki de kadına söylemeliydim bilmiyorum. Ancak şu an hatırlatmak için iyi bir zaman değil diye düşünmüş, ona görünmeden ayrılmıştım oradan.

HIRS | bxbBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin