İçtiğim çayla elimdeki telefona bakmaya devam ettim.
"Deniz, yemeğini ye. Telefon kaçmıyor."
Kahvaltısını yapan abime bir bakış attım ve tekrar telefona döndüm.
"Sevgili babamın bana layık gördüğü okula bakıyorum ama bir şey bulamıyorum..."
Telefonu kaldırdım ve ona gösterdim.
"Şuna bak; resim, müzik odası, havuzu falan geçtim, okulda spor salonu bile yok. Bahçeye koymuşlar iki pota, iki kale, o kadar."
Abim telefonumu inceledi ve tekrar bana verdi.
"Abartma Deniz, güzel bir okul. Hem babam da burada okumuş."
Güldüm.
"Evet, yüzyıllar önceden kalma olduğu belli."
Tam bir şey diyecekti ki içeri giren Sultan ablayla sustum.
"Deniz oğlum..."
Ona döndüm.
"Bunları sana hazırladım."
Elindeki sandviç ve içeceğe baktım. Gelen kıkırtıyla abime döndüm. Gülmemek için kendini zorluyordu. Beni görünce yüzü eski halini aldı, tam konuşacaktı ki elimle onu durdurdum.
"Sakin abi, ağzını dahi açma."
Sonra bana bakan Sultan ablaya döndüm.
"Sultan abla, bir de beslenme çantası verseydin."
Dediğim şeyle dondu.
"Şey... Sen dün para bana yetmez deyince aç kalma diye yaptım."
Güldüm ve yerimden kalkıp yanına gittim. İki yanağını da kocaman öptüm, hızlıca ona sarıldım.
"Ya sen ne kadar güzel bir kadınsın. Seni yerim zilli."
Eliyle omzuma vurdu.
"Eşek sıpası."
"Şimdi Sultanım, ellerine sağlık ama ben bununla okula gidersem ilk günden karizma yerlerde. Biliyorsun, bizim de korumamız gereken bir karizmamız var."
Göz kırptım ve yanağından bir makas aldım. Sandalyedeki içi bomboş çantamı aldım.
"Hadi, benim gitmem lazım. Biliyorsunuz benim otobüs kalkar. İlk günden okula geç kalmayayım."
Tam gidiyordum ki masaya geri döndüm ve Sultan ablanın elindeki içeceği aldım.
"Ne olur, ne olmaz."
Güldüm ve otobüs durağına doğru yürümeye başladım.
Hayatımda bir defa tek otobüse bindim, o da kızı tavlamak için ama onda da kız beni sapık sanıp otobüsten attırmıştı... Ama konumuz değil.
Otobüsten inince gökyüzüne baktım ve derin bir nefes aldım. Allah'ım, oksijen gibisi yok ya! Otobüs maşallah tıklım tıkılımdı; adım atacak yeri geçtim, oksijen olacak alan yoktu. Canım arabamı özledim ben.
Durağın biraz ilerisinde olan okula doğru yürüdüm. Çalan telefonumla durdum.
"Alo."
"Ooo devlet çocuğu, ne haber?"
Eren'in eğlenir çıkan sesine göz devirdim.
"Sana da iyi eğlence çıktı ha!"
Kahkahasını duymamla yüzümü ekşittim. O nasıl iğrenç bir kahkahadır a dostlar.
"Kes, Eren!"
Zar zor durdurduğu kahkahasıyla konuşmaya çalıştı.
"Tamam tamam, kızma. Biz bizimkilerle toplandık, sen de gelsene."
"Okula geldim kardeşim."
Gelen öksürük sesleriyle kaşlarımı çattım.
"Ne oldu?"
Zar zor konuştu.
"Boğuluyordum lan!"
Güldüm.
"Geber."
"Oğlum sen okulun ilk haftasını bırak, ilk ayı okula gelmezdin lan. Ne oldu sana?"
"Gelince anlatırım... Ha bu arada çıkışta beni almaya gel."
"Tamam... Hadi sana iyi dersler, İnek Deniz."
"Piç."
Direkt telefonu yüzüne kapattım. Okula doğru baktım. Kim bilir beni neler bekliyordu.
Ulan Deniz Kutman, sen bu hallere düşecek adam mıydın?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Denizcik | Gay
Aktuelle LiteraturKoridorun sonuna gelmiştim ki bana çarpan bedenle sendeledim. Ulan o nasıl bir çarpmaktır. Bana çarpan bedene döndüm. Hayvan herif omzumu çürüttü "Yuh! Önüne baksana ayı " Dudağı alayla kıvrıldı "Bana mı diyorsun" Eliyle kendini gösterince bu sef...
