11

11.8K 745 167
                                        

Limonataları sehpaya bırakmamla yerime geçtim. Hiç kimse limonata almaya çalışmadı, tabii hayvan Eren dışında. Öküz gibi dadandı limonataya.

Abim yerinden kalktı ve bize döndü.

"Benim şirkete gitmem lazım. Yavuz da benle gelecek. Bir şey olursa beni ararsın."

Başımı tamam anlamında salladım. Sonra diğerlerine döndü.

"Siz de rahat olun çocuklar. Ev sizinmiş gibi."

Onlara gülümsedikten sonra odadan çıktı.

"Düzgün dur."

İsak'ın sesiyle onlara döndüm. Baran koltukta yayılmış bir şekilde duruyordu. İsak ise ona sinirli bir şekilde bakıyordu.

"Demir abiyi duymadın mı? Ev sizinmiş gibi rahat olun dedi."

Konuştuktan sonra gözleri Barın'la kesişince hemen yerinde dikleşti.

"Eee gençler, hepiniz aynı sınıfta mısınız?"

Eren'e bir bakış attım. Bu şimdi konuştu mu hayatta susmaz. Ama Eren beni takmadı bile!

"Hayır, İsak'la Deniz aynı sınıfta. Benle de kuzin aynı sınıftayız."

İki zevzek birbirini bulmuştu.

"Sen nerede okuyorsun?"

Eren bardağını masaya bıraktı.

"Sona Koleji'nde okuyorum."

Baran'ın kaşları hayretle kalktı.

"Orayı biliyorum, fazla pahalı bir yer."

Eren güldü.

"Bizim olduğu için sorun değil. Hem zaten zenginler geliyor. Yani sizin için pahalı oluyor, bizim için sorun değil."

Baran dedikleriyle biraz bozulmuş olacak ki yüzü düştü ve geriye yaslandı. Eren'e "Ne saçmalıyorsun?" dercesine baktım. O ise beni umursamadı.

"Yanlış anlamayın, sadece gerçekler bunlar."

Elimle Eren'i dürttüm.

"Eren."

Fısıldamamla bana döndü.

"Efendim kanka?"

Benim aksime sesli konuşmuştu.

"Saçmalamasan mı acaba."

Güldü.

"Sadece fikrimi söylüyorum, sanki yalan. Böyle bir eve bile girmeniz imkânsız."

Bu çocuk ne içti de geldi buraya?

"Boş boş konuşma. Burada misafiriz diye bir şey demiyorum ama benim de bir sınırım var."

İsak sinirli bir şekilde konuştu. Eren güldü.

"Yaa siz de ne alıngan çıktınız, sanki bir şey dedim."

Alayla konuşmasıyla Barın birden ayağa kalktı, başı dönmüş olacak ki sendeledi. Onun kalkmasıyla İsak ve Baran da ayağa kalktı. Gitmek için yürümeye başladıklarında önlerinde durdum.

"Nereye?"

Barın sinirle bana baktı.

"Evimize."

"Saçmalama, nereye gidiyorsun? Hani kalacak yerin yoktu?"

Derin bir nefes aldı.

"Yalandan merak etme, senden şikâyetçi falan olmayacağım."

Tam gidiyordu ki kolundan tuttum.

"Şikâyet etme diye evimizi sana açmadık. Gel, otur, böyle gitme."

"Deniz, boş ver. Zaten gitmek istiyorlar, gidene mâni olma."

Sinirle Eren'e döndüm. Sinirli bakışlarımla sustu. Tekrar Barın'a döndüm ama o kolumdan kurtulmaya çalışıyordu.

"Yanlış anladın, Eren'i... O boşboğazın tekidir, saçmalıyor işte."

Kolunu hızla kendine çekti.

"Biz anlayacağımızı anladık. Zaten gelmemiz saçmalıktı. Ne halt yiyorsak senin yanında!"

Tam tekrar gidiyorlardı ki önlerine geçtim.

"Tamam, sakin olalım. Bari sizi gideceğiniz yere kadar bırakayım. Otobüs durağı biraz uzak, hastasın ve başın dönüp duruyor."

Sinirle soludu.

"Gerek yok!"

Baran'a döndüm.

"Sadece gideceğiniz yere kadar bırakacağım, o kadar. Sesimi bile çıkarmam."

Baran benden bakışlarını Barın'a çevirdi.

"İzin ver bizi bıraksın kuzen. Zaten hastasın, böyle binme otobüse."

İkisi birbirine baktı kısa bir süre, sanırım böyle anlaşıyorlardı.

"Tamam, sadece gideceğimiz yere kadar bıraksın."

Sonra bakışları bana döndü.

"Tek kelime bile etmeyeceksin."

Başımı tamam anlamında salladım ve ceketimi, arabanın anahtarını aldım. Garaja gidip arabayı almamla onları istedikleri yere bıraktım. Depo tarzı bir yerdi, içini görmemiş olsam da pek rahat bir yer olmadığı kesindi. Yorum yapmak istesem bile Barın'ın keskin bakışlarından korktuğum için bir şey diyememiştim. Ama Baran'a telefonumu bırakmıştım, bir şey olursa arasın diye.

Arabayı hızla evimin önüne park etmemle seri adımlarla Eren hayvanının yanına gittim.

"Oğlum, sen ne saçmalıyorsun onların yanında?"

Elindeki limonata bardağını masaya bıraktı. Hayvan hâlâ tıkanıyordu.

"Kanka, işte sana gıcık olsunlar diye öyle konuştum. Baştan beri istediğin bu değil miydi?"

Derin bir nefes aldım.

"Ulan salak, amacım buydu ama onların gururunu kırarak değil!"

Koltuğa yaslandı.

"Birkaç hafta sonra bir daha görmeyeceğin insanlar için bu kadar endişelenme kanka."

Denizcik | GayHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin